728 x 90

HDP’yi destekleyeceğiz ama…

HDP’yi destekleyeceğiz ama…

Bütün eleştirilerimize ve yoğunlaşmış kaygılarımıza rağmen, 24 Haziran sürecinde HDP’yi ve Selahattin Demirtaş’ı destekleyeceğiz!..

Türkiye, 24 Haziran’da, kimsenin beklemediği “baskın” bir seçime gidiyor.

Aslında bu -burjuva parlamentarizminin asgari kuralları açısından dahi- “normal” bir seçim olmayacak!.. Hem medyanın dahi tek’leştirildiği OHAL koşullarında yarış koşullarının eşitsizliği yönünden hem de sonucun istenildiği gibi ayarlanmasına imkan veren seçim hilelerinin önceden hazırlanıp yasallaştırılması yönüyle buna ‘normal bir seçim’ gözüyle bakmanın imkanı yok!.. Onun için, görünürde bile seçim denilemeyecek olan bu “seçim”den çıkacak sonucun hiçbir yasallığı ve meşruiyeti olmayacaktır!..

Üstelik bu sadece “Türkiye’ye özgü” bir durum ve sonuç olmayıp, tarihsel bakımdan ömrünü çoktan doldurmuş bir sistem olarak kapitalist emperyalizmin yaşadığı genel krizden kaynaklanan dünya-tarihsel bir gelişmenin Türkiye’ye yansıma biçimidir. Kapitalizmin tarih sahnesine henüz yeni çıktığı, proletarya başta olmak üzere halk sınıflarını peşine takıp burjuvazinin arkasında mevzilendirmeye ihtiyaç duyduğu serbest rekabetçi döneminin egemenlik biçimi olan burjuva parlamentarizmi, bugün bütün dünyada deforme olup çözülme sürecindedir. Kapitalizmin kendisi gibi burjuva parlamentarizmi de tarihsel bakımdan artık miadını doldurmuştur.

Dolayısıyla her kim, bu gerçeğin bilincinde olarak ve bu bilinci işçi-emekçi kitlelere de taşıyan bir yaklaşımla hareket etmezse, akıl almaz bir aymazlık içinde demektir!..

Önümüzdeki ‘seçim olmayan seçim’, çakışan kimi yönler ve özellikler taşısalar da ideolojik-siyasi konumları itibariyle öz olarak farklı iki kampın çarpışmasına sahne olacak: Burjuva gericiliği ve faşizmin farklı ton ve türleriyle ilerici-demokratik yönleri hala ağır basan HDP.

“Devrimci” hatta “sosyalist” olduklarını iddia eden sosyal şoven çevreleri dahi dahil edecek olsak, ‘sosyalist sol’, gelişmeler ve sonuç üzerinde etkili olabilecek kayda değer bağımsız bir güç olmanın çok uzağında maalesef.

Dolayısıyla her kim, çıplak gözle görülebilecek kadar açık ve ortada olan bu gerçeğin üzerinden atlayarak tutum belirlemeye kalkacak olursa, o ya genel doğruları tekrarlayarak “ruhunu rahatlatan” bir kendiliğindenciliğe teslim olmuş demektir ya da “Tayyip düşmanlığı”nı bahane edip bunun arkasına saklanarak, en az AKP-MHP faşist bloku kadar Kürt düşmanı “Millet İttifakı”nın sinsi bir destekçisi, o burjuva bloka daha yakın bir zihniyet ve ruh hali içinde demektir.

HDP, izlediği politika ve taktiklerden çok, hakkını verememiş olmakla birlikte bugün hala temsil ettiği değerlerden ötürü, kendilerini “Cumhur” ya da “Millet” ittifakı olarak adlandıran iki burjuva bloktan farklı bir yerde durmaktadır.

7 Haziran gecesinden başlayarak bugüne kadar geçen süreçte HDP, aslında, ne temsil ettiği kitlelerin umut ve beklentilerine yanıt oluşturabildi ne de parlamenter alanı ve sağladığı olanakları devrimci militan bir tarzda değerlendirebildi. Tam tersine, parlamentoda kalmayı “her şey” haline getiren bir parlamentarizmin tutsağı haline geldi. Öyle ki, 7 Haziran’da kendisine verilen oylara sahip çıkmayı dahi beceremedi. Asıl olarak Kürt halkının iradesini kırmayı hedef alan faşist saldırılardan kendi payına düşenlere göğüs germek konusunda direngen bir tutum sergilemiş olmakla birlikte, o parlamentonun fiilen tasfiye edildiği gerçeğini görmezden gelme noktasında CHP ve diğerlerinden farksız bir aymazlık sergiledi.

Kısacası, 7 Haziran sonrası izlediği politikalar ve pratiğiyle HDP, bugün eskisi kadar bile güven vermemektedir. Parti içinde yaşanan yönetim değişikliğinin de arka planını oluşturduğu anlaşılan gelecek ve “çözüm” beklentileri, parti yönetiminde hala etkili olabilen bazı çevrelerin siyasi kimlik ve sicilleri vb. kafalardaki soru işaretlerini büyüten etkenlerdir. Selahattin Demirtaş gibi popülaritesi partiye olan desteğin de üstünde olan, genç, üstelik Tayyip Erdoğan’da cisimleşen tek adam diktatörlüğüne karşı direngen tutumun sembolleşmiş bir temsilcisini aday göstermekte sergilenen ipe un serici yaklaşımlar, bu kuşkuları ve güvensizliği büyüttü.

Fakat, sadece andığımız bu başlıklardan ibaret olmayan bütün eleştirilerimize ve bunların toplam sonucu olarak yoğunlaşmış kaygılarımıza rağmen, Kürt halkının onu hala ‘yasal temsilcisi’ olarak görmeyi sürdürmesi ve bütün Kürt düşmanları tarafından da böyle görülüyor olması nedeniyle, 24 Haziran sürecinde HDP’yi ve Selahattin Demirtaş’ı destekleyeceğiz!..

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

3 Yorumlar

İlgili yazılar