İnşaat işçileri salgına karşı da güvencesiz: “Kampta hastalık kaparsan biz bundan mesul değiliz”

İnşaat işçileri salgına karşı da güvencesiz: “Kampta hastalık kaparsan biz bundan mesul değiliz”

Türkiye’de koronavirüs salgınının yayılmasında sonra hükümetin aldığı önlemler yüzlerce işçinin bir arada çalıştığı inşaat sektörü faaliyete devam etmesini kapsamıyor. Şantiyelerdeki durumu İnşaat-İş Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Tezcan Acu’ya sorduk

Yaprak AKBABA

Türkiye genelinde 3 milyona yakın kayıtlı ve kayıtsız inşaat işçisi olduğunu söyleyen İnşaat-İş Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Tezcan Acu, iktidarın ve işverenin aldığı önlemlerin deneysel olduğunu söyledi:

Süreci; ‘Biz deneyelim görelim, insanlar fazla ölmeye başlarsa biz de gereken önlemleri alırız. Fakat ölmüyorlarsa da sürünsünler’ olarak okuyorum. Biz neden evde kalamıyoruz diye bir soru soruyoruz. Hayatın bir gerçeği var ve bu hayat gerçeği karşısında bizler bir seçim yapmak zorundayız. Ve bu seçimimiz de gidip çalışmak oluyor.”

400-500 kişi aynı yerde yemek yiyor ve uzun kuyruklar halinde sıra bekliyor.”

Koronavirüs salgınıyla birlikte riskin daha da arttığını belirten Acu, İstanbul’da çalışanların yüzde 80’inin il dışından geldiğini, yüzde 20’lik kısmın da İstanbul’da ikamet ettiğini belirtiyor. İnsanların barınma ihtiyaçlarının 8-10 kişilik koğuşlarda karşılandığını ve ortak kullanım alanları hijyen açısından kötü durumda olduğunu söyledi.

Göztepe’de bir otelin inşaatında çalışan arkadaşlarımız, asansörleri 30 kişinin kullandığını söylüyor. 52 katlı yapılan bu otelde asansörü kullananlar 5-10 dakika boyunca yakın temas kurup aynı havayı soluyorlar. Aynı şekilde, yemekhanede de 400-500 kişi aynı yerde yemek yiyor ve uzun kuyruklar halinde sırada bekliyor.”

Kampta hastalık kaparsan biz bundan mesul değiliz”

Ekmeğimizi kazanırken hasta olmak ve bu hastalığı dağıtmaya da bizi mecbur bırakıyorlar. Bazı işçilere imzalatmaya çalıştıkları metinler var: ‘Sen bu kampta kalıyorsun ve bu kampta hastalık kaparsan eğer biz bundan mesul değiliz.’ İşçiler bu dayatmalarla karşı karşıya kalıyor.”

Sadece Van’a gidenler şehir girişinde bir pansiyonda karantinaya alındı”

Yaklaşık bir hafta önce Çekmeköy’de bir şantiye boşaltıldı ve seyahat yasağı konmadan önce sadece Van’a gidenler şehir girişinde bir pansiyonda karantinaya alındı. Çeşitli şehirlere giden arkadaşlarımızdan buna benzer bir uygulamaya dönük herhangi bir duyum almadık. İşçilerin gittikleri yere virüsü bulaştırmamak için test yapılıp haklarının ödenerek işlerinin garanti altına alınmasını istiyoruz. Çünkü bu bizim anayasal hakkımız. Bizim bu işte kaybımız varsa devlet bunu telafi etmek zorunda. Birçok inşaat işçisi işini kaybetti. İşçiler artık her şeyi göze alıp ailelerinin yanına gidiyor. Geleceğe dair kaygı duyuyorlar.”

İnşaat, yaklaşık 20 yıldır rantın en çok döndüğü ve en çok kazanç elde edilen büyük bir sektör. Bu sektöre akın eden bazı şirketler bu tehlike durumunda bile insan hayatını hiçe sayıyorlar. Proje sahipleriyle görüşme talep ettiğimizdeyse, ‘Devlet bize durdurun derse durdururuz. Durdurmayın derse devam ederiz’ tavrı içerisindeler. Burada, sermaye ve emek çelişkisinin en görünür halini yaşıyoruz. Böyle bir süreçte bile önce karı düşünmek gibi bir kaygıları var.”

Ben çalışmak zorundayım, fakat çalışmayacaksam bunun devlet tarafından garanti altına alınması lazım. Her işçinin iş bırakma ve çalışmama hakkı vardır. Çoğu işçi de iş bıraktığında, şantiyeye geri dönmeyeceğini biliyor. Önümüzdeki süreçte de inşaat işkolunda işsizlik daha da artacaktır.”

Arkadaşlarımız gitmek istediğini beyan ediyor. Biz de eğer bir karşılık bulmazsak sendika olarak devreye giriyoruz ve haklı fesih haklarını kullandırıyoruz. Eğer arkadaşlarımız İstanbul’da ikamet ediyorsa 14 gün boyunca insani bir şekilde karantina altına alınmalarını sağlıyoruz. Eğer memleketlerine gideceklerse özel araçlarla 1-2 kişi olarak gönderilmelerini ve gönüllü olarak karantina altına girmelerini sağlıyoruz.”

Çalışma Bakanı’nın bu konuya dair bir adımı yok, gerekirse haklı fesih haklarını kullanırlar”

Çalışma Bakanı’nın bu konuya dair bir adımı yok. İnşaat işçisi olarak en tehlikeli işkolundayız. Bu dayatma ve tedbirsizlik iş kazalarının artmasına da sebep olur. Çünkü insanlar tedirgin bir şekilde çalışıyor. Bilinçliler ve karşı çıkışları var. İşçiler, bu şekilde çalışmanın kendilerine reva görülmediğini kabul etmiyorlar. Ve bunun için de gerekirse iş bırakma ve haklı fesih haklarını kullanırlar.”

Tehlike anında iş bırakma veya grev gibi enstrümanlarımızı kullanacağız”

İnşaat-İş Sendikası olarak ücretli izin hakkını savunuyoruz. İş garantisinin ve güvencesinin verilmesini istiyoruz. Bütün devlet daireleri bizim elimizden çıkıyor ve bizi hafife almasınlar. Bütün haklarımızı kullanacağız. Böylesi bir tehlike anında iş bırakma veya grev gibi enstrümanlarımızı da kullanacağız.”

Jurnal Türkiye


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar