İnşaat-İş’ten 1 Mayıs çağrısı

İnşaat-İş’ten 1 Mayıs çağrısı

İnşaat-İş, “Kölelik düzenine karşı 1 Mayıs’ta Taksim’e!” çağrısı yaptı

1 Mayıs’ta Taksim’de olacağını yazılı bir açıklamayla duyuran İnşaat-İş, şunları belirtti:

İnşaat İşçileri Sendikası olarak işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağız. 1 Mayıs alanı olduğunun altı defalarca çizilmiş olan Taksim’den vazgeçişin çeşitli gerekçelerle meşrulaştırılamayacağını düşünüyoruz.

Her 1 Mayıs mücadelede ne kadar yol aldığımızın ya da ne kadar gerilediğimizin ölçülüp biçildiği bir zemin olmuştur. Sınıf savaşında bedeller pahasına elde edilen her kazanımın bırakalım büyütülmesi sadece korunabilmesi için bile 1 Mayıs’ta konulacak tutum, o tutumu belirleyen ruh önemli bir yerde durmaktadır. Bu ruhun rengini okuyan patronlar sınıfı ve temsilcileri bize dönük planlarını da ona göre yaparlar.

Sınıfımızın son yıllarda giderek vahşileşen bir saldırganlıkla karşı karşıya olduğunu hepimiz yaşayıp görüyoruz. Bu saldırganlığın bu kadar pervasızlaşmasında genelde mücadelede özeldeyse 1 Mayıs özgülünde elde ettiğimiz kazanımları koruyamamamızın, koruyamadıkça da geriye doğru çözülmemizin rolü büyüktür.

Biz geriye doğru adım attıkça yaşadığımız sömürü cehennemi daha da kavuruculaşıyor. Bu 1 Mayıs’ta Taksim iradesinin daha derin bir kırılma yaşamasının bu cehennemi çekilmez kılacağını, patronlar ve temsilcilerini daha da pervasızlaştıracağını öngörmemekse mümkün değil. 

Çünkü Taksim bir kere dişe diş kavgalarla yeniden 1 Mayıs alanı olarak kabul ettirildi. Kısa bir süre sonra yeniden gaspedilmeye çalışılması ve öncü güçlerin buna giderek seyirci kalmaları ve duyarsızlaşmaları affedilemez bir gerilemedir. Sınıf mücadelesinin yasalarına ihanettir.

Ücretlerini almanın bile aslanın ağzında olduğu, kuralsızlık ve keyfiliğin kol gezdiği, harcına kanımızın karıştığı bu işkolunda örgütlenmeye çalışan bir sendika olarak biz buna ortak olmayacağız.

Yaklaşık 2 yıldır OHAL’le yönetilen ve bu OHAL’in geçilmek istenen başkanlık rejimi-sistemiyle süreklileştirilmesi istenen bir ülkede yaşıyoruz. Cumhurbaşkanının her ağzını açtığında OHAL’i patronlara ‘bakın grev mırev oluyor mu? OHAL Bunun için var’ sözleriyle pazarlama cesareti göstererek açık bir sınıf tutumu takındığı bir ülke burası… Bu ülkede sınıf mücadelesinin en temel yasası irade savaşı haline gelmiş her konuda esasta geri adım atmamaktır. Çünkü burada atılan her geri adım önlemez bir çözülmeyi ifade eder. Cumhurbaşkanı’nın OHAL’i bu denli açık bir sınıf düşmanlığıyla pazarlama cüreti gösterebilmesi bile bu çözülmenin verdiği cesaretin tipik ifadesidir. Şiarı ‘Kavga, sokak, direniş!’ olan ücret hakkı için bile günlerce direniş sürdürmek zorunda kalan bir sendika olarak biz Taksim’den vazgeçişin bu koşulların daha da ağırlaşmasıyla eşanlamlı olduğunu biliyoruz. Bu bilinçle Taksim ısrarımızı sürdürüyoruz.

Her gün ortalama iki inşaat işçisi arkadaşımızı iş cinayetlerine kurban veriyoruz. Ölmeyenlerimiz için birer cehenneme dönen şantiyelerde adeta posamız çıkarılıyor. İnsanın kalamayacağı kadar kötü barınaklarda kalıyoruz, bazen kaldığımız o barakalarda yandığımızda toplumsal gündeme konu olacak kadar alışılmış bir duruma dönüşmüş bu koşullar. Yediğimiz yemekleri saymıyoruz bile. Her türlü horlanmışlıkla iç içe geçen hakaret ve küfürlerle tamamlıyoruz iş gününü. Bunlarla birlikte ana dilini konuşmanın bile yasaklandığı bir zorbalık ve keyfiyete maruz kalıyoruz.

Bitmedi… Kronik iş güvencesizliği, kıdem tazminatı, sigorta, emeklilik hakkı gibi genel olarak sosyal hak ve güvencelerden uzak bir çalışma ve yaşam şartlarını soluyoruz.

Dahası da var; en temel hakkımız olan ücret hakkımız bile kolaylıkla gaspedilebiliyor. Yapı & Yapı İnşaat örneğinde olduğu gibi direnme ve hakkını isteme talebimiz dahi hiçbir yasal ve hukuki gerekçe gösterilmeden polis-patron işbirliğiyle gaspediliyor.

İşte, şantiyelerde alınmayan işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri yüzünden ölümden dönen biz inşaat işçilerini bekleyen çalışma ve yaşam koşullar her açından kölelik koşullarını aratmayacak kadar ağır.

Bizlerin teri ve kanı üzerinden yükselen o devasa şantiyelerle taşeronlar sırtımızdan kene gibi para kazanıyorlar. Biz inşaat işçilerine ve diğer işçi kardeşlerimize dayatılan ise kölelik düzenine katlanarak ses çıkarmamak.

Bu koşulları dibine kadar yaşayan bir işkolundan sesleniyoruz. 1 Mayıs’ta önemli bir irade savaşına dönüşmüş olan Taksim’den vazgeçmek ve buna giderek alışmak tüm bu koşulların daha da ağırlaşmasına davetiye çıkarmakla eşanlamlıdır. Buradan geri adım atmanın işçi ve emekçileri daha büyük saldırılara açık hale getirmek anlamına geldiğini bilerek 1 Mayıs’ta Taksim’de olmaya çağırıyoruz.

İş cinayetlerine son demek ve çocuklarımızın babasız büyümesinin önüne geçmek için Taksim’de olacağız diyoruz!

Taşeronluğun kaldırılması, herkesin iş güvencesine kavuşması için Taksim’de olacağız diyoruz!Ücretlerimizin gasp edilmesine; ücret kesintilerine ve direnme hakkımızın pervasızca engellenmesine karşı Taksim’de olacağız diyoruz!

Emeklilik yaşının aşağı çekilmesi; mezarda emekliliğe son demek için Taksim’de olacağız diyoruz!

Kahrolsun ücretli kölelik düzeni demek için Taksim’de olacağız diyoruz!

İnsanca yaşanacak bir dünya için BİRLİK, MÜCADELE ve DAYANIŞMA bilinciyle Taksim’de olacağız diyoruz!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar