İşçilerin geceleri kısadır…

İşçilerin geceleri kısadır…

Savaş sonrası olan bitenlerin tümüne baktığımızda sosyal demokrat işçiler de kabul etmeliler ki, kapitalistler, her önemli dönüm noktasında ‘huzur ve düzeni’ tekrar sağlama ve işçilerin kazandıkları az sayıdaki önemli başarılarını ekonomik ve sosyal alanda geri alma işini hep SPD’ye yüklediler

Savaştan sonra, yoldaşlar, 1 Mayıs kutlaması olağan hale geldi. İşçiler, bir imparatordan kazandıklarını bir cumhuriyette kaybedecek değillerdi ya! Ama bu sefer de ne gördük? SPD (Sosyal Demokrat Parti -bn), bu kapitalist cumhuriyetin ve devlet aygıtının önemli bir parçasına evrilmişti artık. Almanya’daki siyasi değişimlerin başlamasından hemen sonra nasıl ki Noske’li* SPD ve Kara İmparatorluk Ordusu, kanlarını döke döke işçileri batırdıysa, aynı SPD Alman sanayisinin yeniden inşası döneminde de polisin görevini üstlenerek yine işçi kitlelerinin ezilmesine hizmet etti, zira ancak işçilerin sömürülmesiyle şirketler konumlarını bir istikrara kavuşturabilirdi. Savaş sonrası olan bitenlerin tümüne baktığımızda sosyal demokrat işçiler de kabul etmeliler ki, kapitalistler, her önemli dönüm noktasında ‘huzur ve düzeni’ tekrar sağlama ve işçilerin kazandıkları az sayıdaki önemli başarılarını ekonomik ve sosyal alanda geri alma işini hep SPD’ye yüklediler. Bunun için de sadece Ebert’in**, sekiz saatlik iş gününü fiilen ortadan kaldıran yetki kanununa bakmak yeterlidir. Alman sermayesi için Ebert, savaş öncesi bütün imparatorların yaptığından daha fazlasını yaptı: Varlıklarını kurtardı! Sonra onlar da gidip Hindenburg’u*** seçtiler.

Bu yıllarda sendikalar, yönetimlerinde tümüyle sosyal demokrat reformist bürokrasinin bulunduğu kocaman kitlesel örgütlere dönüştü.

Sendikalar, kapitalist bir cumhuriyette hükümet görevini üstlenerek kapitalizmin varlığının sürdürülmesi sorumluluğunu da üstlenen SPD’nin birer aracı haline geldiler. İşçi sınıfının can düşmanlarının liderleriydi bunlar… Kapitalizm, SPD’nin adeta hizmetçi odasından bugün oturduğu uslu hükümet odasına geçmesine izin verdi, sermaye onu geri gönderinceye dek de orada kalacak, zira SPD liderlerinin hükümet dışındaki sözüm ona muhalefetleri bile sermaye diktasının uygulanması yönünde bir güvence oluşturuyor. SPD bir daha asla bir işçi partisi olamaz, olmayacaktır da, çünkü liderleri ve üyelerinin üçte birinden fazlası, yüksek gelirleri ve görevleri nedeniyle kapitalist toplumun devlet ve iktidar aygıtına maddi olarak sıkı sakıya bağlılar. Varlıkları onları, patronların açlık ve ücret düşürme politikalarını uygulamaya mecbur kılıyor. Burada reformist sendikaların görevlerinin ne kadar önemli olduğu açık.

Önümüzde SPD ile sendika liderlerinin işçilere karşı aralarında yaptıkları işbirliğinin utanç verici bir belgesi var.”

Masadan daktilo yazısıyla dolu bir kağıdı alıp kaldırdı. “Bu yazıyı Almanya Genel Sendikalar Birliği, sosyal demokrat olan bütün bölgesel birim yöneticilerine gönderdi. Şöyle demişler:

‘Komünist basın, özellikle de Kızıl Bayrak, son dönemde işçi temsilcileri seçimlerinden sermaye devşirmeye çalışıyor ve özellikle de büyük işletmelerdeki başarılarıyla övünüyor… Sosyal demokrat basın, federal yönetim kuruluna başvurdu ve sendika ve derneklerin yardımıyla komünist basın aleyhinde [Bu sırada bazı işçiler alaycı bir ifadeyle gülmeye başladı] kullanabileceği güvenilir kimi malzemelerin kendilerine ulaştırılmasını istedi…’

Mektubu tekrar masaya koyup başını kaldırdı.

Lanet olsun!” diye bağırtı Kurt heyecanla.

Hainler, lanet olasıcalar!”

Baksanıza… köpekler! Bunun için mi aidat ödüyoruz biz?”

Sonra da bağırıp çağırıyorlar… komünistler ayrımcıymışlar güya!..”

Konuşmacının tekrar sesini duyurabilmesi biraz zaman aldı.

Yoldaşlar, bugün bunlar kendilerine ‘özgür’ sendika diyorlar!”

Bu haydutlara bir kuruş daha ödenmemeli,” diya bağırdı şallı kadın.

Hayır yoldaşlar, bu doğru değil kesinlikle,” diye cevap verdi konuşmacı araya atılan bu söze. “Böyle yaparsak, o zamanda bugüne kadar ödediğimiz paralarla rahat rahat istedikleri şeyleri yapmalarını sağlarız sadece.”

Çok doğru!”

Henüz sendika bürokrasisinin işçi düşmanı rolünü açıkça görmemiş milyonlarca arkadaşımıza öylesine sırtınızı dönüp her şeyi bu heriflerin ellerine mi bırakmak istiyorsunuz? Yo, tam tersi yoldaşlar -tam da şimdi, 1 Mayıs’tan önce sosyal demokrat ve partisiz arkadaşlarımıza, sektör toplantılarında, işyerlerinde, sokakta, tramvayda, alışveriş merkezlerinde vb. neden tam da şimdi o aynı Berlin sendikalarının, 1 mayıs için, ‘Sorumsuz merkezler yürüyüşe çağırıyor. Bu yürüyüşlere hiçbir özgür sendikacı katılmayacak!’ demeye cesaret ettiklerini anlatmalıyız.”

* Gustav Noske (1868-1946) Almanya tarihinde ordudan sorumlu ilk Sosyal Demokrat siyasetçi. 1918-1919 Kasım Devrimi ve 1919’da Berlin’deki Spartakist Ayaklanması gibi ayaklanmalar sırasında binlerce komünistin katlinden sorumludur ve sonradan anlaşıldığı üzere Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’in öldürülmesini emretmiştir.

** Friedrich Ebert (1871-1925) Sosyal Demokrat siyasetçi, 1919’dan 1925’teki ölümüne kadar Weimer Cumhuriyeti’nin ilk devlet başkanı.

*** Paul von Hindenburg (1847-1934) 1925-1934 yılları arasında Weimer Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. 1933 tarihinde Adolf Hitler’i şansölye olarak atadı.

[Wedding Barikatları, Klaus Neukrantz]


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar