İSİG: Salgının İlk Bir Ayı: Covid-19 Salgını Bir Sınıf Sorunudur

İSİG: Salgının İlk Bir Ayı: Covid-19 Salgını Bir Sınıf Sorunudur

Kapsamlı raporda bu süreçte en az 52 işçinin virüs nedeniyle hayatını kaybettiği, 159 işyerinde 855 işçiye tanı konulduğu, 30 işyerinde işçilerin “çalışmaktan kaçınma hakkını” kullandıkları belirtildi. Binlerce işçinin işsiz kaldığı, patronların siyasi iktidarla birlikte süreci fırsata çevirdiği vurgulandı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) “Covid-19 salgını döneminde işçi sağlığı ve güvenliği raporu”nun birincisini yayınladı. “Salgının İlk Bir Ayı: Covid-19 Salgını Bir Sınıf Sorunudur” başlığı taşıyan raporda bu süreçte 52 işçinin Covit-19 nedeniyle hayatını kaybettiği, 159 işyerinde 855 işçiye tanı konulduğu, binlerce işçinin işsiz kaldığı, patronların siyasi iktidarla birlikte süreci fırsata çevirdiği, 30 işyerinde işçilerin “çalışmaktan kaçınma hakkını” kullandıkları belirtildi.

Pek çok ayrıntıyı kapsayan rapor, İstanbul Galataport Şantiyesi’nde çalışırken kalp krizi geçirip (şüpheli Covid-19 olarak belirtilen) kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Dev Yapı-İş Avrupa Yakası sorumlusu ve İSİG emektarı 33 yaşındaki genç işçi önderi Hasan Oğuz’a atfedildi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak, iş cinayetlerini raporlandırma sürecinde olduğu üzere, Covid-19 pandemisinin ilk günlerinden itibaren sermaye birikimi uğruna işçi sınıfını hastalık ve işsizlik arasında ‘tercihe’ zorlayan politikaları, işyerlerinde alınmayan önlemleri, virüs kaynaklı işçi ölümleri ve işyerlerindeki vakaları yakından takip ediyoruz” denilen raporda, salgının ilk 1 ayına ilişkin şöyle bir çerçeve oluşturulmaya çalışıldığı kaydedildi:

-Covid-19 kaynaklı iş cinayetleri


-Salgın sürecinde yaşanan üretim baskısı için yaratılan kuralsızlık durumu


-Maliyet kalemi olarak görülerek işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili alınmayan önlemler

 

-İşyerlerinde Covid-19 vakaların yayılışı ve nedenleri

 

-Salgının faturasını işçi sınıfına çıkarmaya yönelik sermaye politikaları

Patronların Salgın Fırsatçılığı: İşten çıkarma, kuralsız çalıştırma, iş cinayetleri

Salgının ilk bir ayında patronların ve siyasi iktidarın yaşananlara “fırsat” mantığıyla yaklaştıkları, özellikle salgının ilk günlerinde, üretimin/hizmetin durması veya yavaşlaması bahane edilerek pek çok işçinin işten çıkarıldığı, patron örgütlerinin esnek-kuralsız çalışmayla İşsizlik Fonu’nun yağmalanmasına dönük taleplerini daha yüksek sesle duyurduğu vurgulanan raporda tespit edilen işçi kıyımları şöyle özetlendi:

81 işyerinde işten çıkarmalar yaşandı

 

-Başta güvencesiz çalışmanın hakim olduğu sektörler olmak üzere, salgının ilk bir ayında 81 işyerinde işten çıkarmalar yaşandı. Konaklama ve inşaat işkolunda yoğunlaşan işten çıkarmaları tekstil, AVM, liman işletmeleri takip etti.

 

Kronik rahatsızlığı olanlar, ileri yaştakiler ya da itiraz edenler işten çıkarıldı

 

Salgın krizini işgücü maliyetlerini düşürmek için ‘fırsat’ olarak gören patronlar, kronik rahatsızlığı veya yaşı sebebiyle risk altında bulunan işçileri, ücretsiz izin dayatmasını kabul etmeyen işçileri, işyerinde alınmayan önlemlere itiraz eden ya da ücretli izin talebinde bulunan işçileri ve altı aydan az süredir çalışan işçileri hiçbir haklarını vermeden işten çıkardı.

 

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda Euroclean Şirketi’nin, koronavirüs salgınına karşı önlem alınmasını isteyen 300 işçiyi temizlik ihalesini kaybettikten sonra kıdem tazminatlarını ödemeden işten çıkarması ve İstanbul’daki Emaar şantiyesinde işçilerin işten çıkarılmaları bunun örnekleridir.

 

İş akdi feshedilmese bile geçici-güvencesiz işçilerde çalışan binlerce işçi fiilen işsiz kaldı

 

Bu süreçte, iş akdi fesihedilmese dahi, üretimin/hizmetin durmasından kaynaklı fiili olarak işsiz kalan işçilerin sayısı dikkat çekicidir. Binlerce restoran ve turizm işçisini fiili olarak işsiz bırakan bu durum, geçici ve güvencesiz çalışmanın olduğu bütün sektör ve alanları etkilemiştir. Özellikle kayıt dışı istihdamın ana kitlesi olan kadın, çocuk ve göçmen işçiler bu süreçte işsiz ve gelirsiz kalmıştır.

 

İşsizlik koz olarak kullanıldı, üretim baskısı yapıldı, önlemler alınmadı

 

İşsizliğin koz olarak kullanıldığı işyerlerinde üretim baskısı ve kötü çalışma koşulları devam ederken salgına dair hiçbir önlem alınmamış, işçileri korumaya yetmeyecek göstermelik önlemler alınmış veya pek çok işyerinde işçiler kendi imkanları ile kişisel koruyucu ekipman tedarik ederek sağlıklarını korumaya çalışmıştır.

 

251 işyerinde işçiler önlem alınmadan çalıştırıldı

 

Tespit edebildiğimiz 251 işyerinde işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığını ve işçilerin salgına yakalanmaya açık halde çalışmaya zorlandı.

 

Üretimin devam ettiği işyerlerinden derlenen genel tablo, pek çok sektör ve işyerinde, hiçbir önlem alınmayarak ya da göstermelik önlemler alınarak, işçilerin birbirine yakın biçimde, kişisel koruyucu ekipman verilmeden çalıştırıldığını; yemekhanelerde, işçi servislerinde ve yakın zamana kadar toplu taşımada sıkışık bir şekilde işe gidip gelmeye zorunlu bırakıldıklarını, “bireysel hijyenlerine” dikkat edecekleri koşullarının ve zamanlarının olmadığını göstermektedir.

 

Pek çok işyerinden derlenen bilgiler, işyerlerinde alınmayan önlemler neticesinde salgının büyük bir hızla yayılmasına davetiye çıkardığını göstermektedir.

 

Bazı sektörlerde talep artışı işçiler üzerinde çalışma baskısını yoğunlaştırdı

 

Salgın sürecinde bazı sektörlerdeki talep artışı patronların işçiler üzerindeki çalışma baskısını yoğunlaştırmıştır. Bu süreçte işçiler, açlık tehdidiyle çalıştırılırken, başta sağlık çalışanları, kargo emekçileri, market çalışanları olmak üzere pek çok sektörde aşırı ve esnek çalışma dayatılmaktadır. Çalışma süreleri fiilen uzatıldığı gibi, pek çok işyerinde fazla mesai ücreti ödenmemekte, salgından istifade eden patronlar işçileri angaryaya zorlamaktadır. İşsizlikle tehdit edilerek uzaktan çalışmanın olduğu yerler de dahil olmak üzere esnek çalışmanın kalıcılaşması üzerine adımlar atılmaktadır. Talep ve iş yükü artan sektör ve alanlarda patronların işçi istihdam etmek yerine var olan işçilerle sürdürdüğü aşırı/yoğun ve kuralsız çalışma, işçilerin vücut direncini düşürmekte, salgına yakalanmaya daha da açık biçime getirmektedir.

SALGIN İŞYERLERİNE SIÇRADI: İŞYERLERİNDE COVİD-19 VAKALARI
11 Mart-10 Nisan tarihleri arasında en az 159 işyerinden 855 işçinin testinin pozitif çıktığı ifade edilen raporda, enfekte olan işçilerin çıktığı işyerlerinde üretimin önlem alınmaksızın devam ettiği belirtilerek, şunlar dile getirildi:

Pozitif vakalar bazı yerlerde ya gizlendi ya da hiçbir önlem alınmadan üretim/hizmet devam etti

 

Salgının başından bu yana, işyerlerinde temel eğilim Covid-19 vakası çıkmasına rağmen üretimin/hizmetin çoğu zaman hiçbir ek önlem alınmaksızın sürdürülmesi olmuştur. İşyerlerinde Covid-19’a yakalanan işçi sayısı giderek artarken, bazı işyerlerinde ise pozitif vakalar gizlenmiş ya da bilinmesine rağmen hiçbir önlem almadan üretime devam edilmiştir. Başta Arçelik, Tekfen, Posco Assan, Koton, Çolakoğlu Limanı, Emaar şantiyesi gibi büyük işyerlerinde olmak üzere Covid-19’a yakalanan işçilerin olduğu işyerlerinin çoğunda, vaka görülmesine rağmen üretim sürdürülmüş, işçilerin yaşamı ile oynanmıştır. Pozitif vakaların çıktığı işyerlerinde, karantinaya alınan diğer işçiler herhangi bir test uygulanmadan evlerine gönderilmiş, karantinadaki işçilereyse çoğunlukla ücretsiz izin kullandırılmıştır.

 

107 işyerinde ya hastalığın yayılması ya da işçilerin mücadelesiyle üretime/ hizmete ara

 

Salgının ilk bir ayında, üretime tedbir amaçlı ara veren işyeri oldukça azken, bu süreçte tespit edebildiğimiz 107 işyerinde üretime/ hizmete ara verilmiş, üretime ara veren işyerleri ağırlıklı olarak işyerinde Covid-19 vakalarının görülmesi ya da işçilerin mücadeleleri sonucu üretime ara vermek durumunda kalmıştır.

 

İdari izne çıkarmak yerine işçilerin haklarından yenildi, ücretsiz izin dayatıldı!

 

Bu işyerlerinin pek çoğuysa işçileri ücretli idari izne çıkarmak yerine, ücretsiz izin dayatmasında bulunmuş, bazı işyerlerinde işçilere zorla yıllık izinleri kullandırılmış, izni olmayanların gelecek yıllara ait izinleri kullanması istenmiştir.

 

303 işyerinde ücretsiz izin dayatıldı

 

Salgının ilk bir ayında tespit edebildiğimiz kadarıyla 303 işyerinde işçilere ücretsiz izin dayatması yapılmış, pek çok işyerinde ise, işçilere yıllık ücretli izinlerini kullanmaları dayatılmıştır. İzne çıkarılan pek çok işçiyse, işyerlerinden hiçbir açıklama yapılmadığı için ücret alamama, eksik ücret alma ve iş güvencesi kaygısı yaşamaktadır.

 

Üretime ara veren büyük fabrikalar önlem alınmaksızın üretime başlarsa salgın yayılır

 

Başta Bosch, Sarkuysan, Tofaş, Ford Otasan, Nemak İzmir, ABB Dudullu gibi büyük fabrikaların üretime ara verme süreleri Nisan ayı içerisinde sona ermektedir. Covid-19 vakalarının görüldüğü, hiçbir ek tedbirin alınmadığı işyerlerinde üretimin/hizmetin kaldığı yerden devam edecek olması, işyerlerinde salgının yayılmasını hızlandıracak ve işyerlerinde kitlesel Covid-19 vakaları görülecektir.

HÜKÜMET POLİTİKALARI SALGININ BEDELİNİ İŞÇİLERE ÖDETİYOR

Politik tedbirler üretimin devamı için!

Salgın sürecinde hükümetin alınması gereken önlemleri “evde kal” diyerek bireysel önlemler düzeyine indirgediği belirtilen raporda, “yaşamak için çalışmak zorunda olan ve evde kalamayacak olan milyonlarca işçiyi ve ailelerini kapsamadığı bir gerçektir. İşçi sınıfına “şantiyede ol”, “fabrikada ol”, “markette ol”, “tersanede ol” denmeye devam edilmektedir. Siyasi iktidar, sermaye ile kolkola girerek, üretimin devam etmesi ve patronların çıkarlarının korunması temelinde politik ‘tedbirler’ almaktadır” denildi.

Tüm önlemlerde işçiler “istisna”!

“Salgın sürecine ayrılan kaynakların nasıl kullanılacağına ilişkin “Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi”, yaş sınırlamalı sokağa çıkma yasağı, 20 yaş altına uygulanan sokağa çıkma yasağının işçilerde istisna olması, şehirler arası geçiş yasağında işçilerin istisna tutulması, işçi eylemlerini yasaklayan valilik kararları, işyerinde alınmayan önlemleri deşifre eden sendikacıların gözaltına alınması gibi uygulamalar üretimin her koşulda devam ettirileceği bir politikayı net bir biçimde ortaya koymuştur” denilen raporda “Salgın dönemi, hem üretim ilişkilerinde hem siyasi karar alma süreçlerinde mevcut sınıfsal ayrımı keskinleştirmiş ve görünür kılmıştır” vurgusu yapıldı.

Hükümetin işçiler lehine gibi görünen ve özünde patronların elini kolaylaştıran “tedbirleri hakkında şunlar belirtildi:

İşçilere bir gelir güvencesi ve devlet korumasının sağlanmaması, işçilerin kendi ödediği fonda biriken parayı aldığı ve asıl olarak patronları korumak üzere başvurulan ‘kısa çalışma ödeneği’ dahi fazla bulunmuştur. “İşten atmayı yasaklama” adı altında “ücretsiz izin” görünümlü, günlük 39 TL’lik (aylık 1177 TL) bir miktar optimum sefalet ücreti olarak işçilere dayatılmaktadır.

 

Salgının ilk bir ayındaki tablo salgının yoğun olarak görüldüğü, hasta ve ölüm oranlarının yüksek olduğu yerlerin işçi yoğun kentler olması salgının bir sağlık sorunundan ziyade sınıf sorununa dönüştüğünü göstermektedir.

 

Başta üretimin her koşulda sürdürülmesi gibi tüm patron yanlısı politikaların önüne geçilmezse salgının en ağır bedelini işçiler ödeyecektir.

SALGININ İLK AYINDA EN AZ 52 COVİD-19 NEDENLİ İŞ CİNAYETİ
İlk salgın vakasının açıklandığı tarih olan 11 Mart 2020 tarihi ile 10 Nisan 2020 tarihi arasında yani salgının ilk bir ayında Türkiye’de Covid-19 nedenli en az 52 iş cinayeti yaşandı.

52 işçi yaşına, cinsiyetine, mesleğine, işkollarına, örgütlülük durumlarına ve kentlere göre şöyle raporlaştırıldı:

-52 ölümün 28’ini işçilerin ailelerinden, mesai arkadaşlarından, sendikalarından, meslek odalarından ve yerel basından öğrendik. 24 ölümü ise ulusal basından öğrendik.

 

-Yaşamını yitirenlerin 40’ı ücretli (işçi ve memur), 13’ü ise kendi nam ve hesabına çalışan.

 

-Ölenlerin 45’i erkek, 7’si kadındı. Covid-19 sonucu yaşamını yitiren emekçilerin yaş ortalaması 51. Bu durum özellikle Türkiye’de genç yaşlarda kronik hastalıkların başladığı ve emeklilik yaşının 50’li yaşlara çekilmesinin bir kanıtıdır da.

 

-Ölen işçilerin işkollarına göre dağılımı şöyle oldu: Ticaret/büro işkolunda 15, sağlık işkolunda 12, konaklama işkolunda 7, belediye/genel işler işkolunda 5, tekstil işkolunda 2, bankacılık işkolunda 2, metal işkolunda 2, güvenlik işkolunda 2, madencilik işkolunda 1, kimya/lastik işkolunda 1, ağaç/kağıt işkolunda 1, basın işkolunda 1 ve enerji işkolunda 1 işçi yaşamını yitirdi.

 

-Kaybettiğimiz işçilerin en az 7’si sendika üyesiydi.

 

-Salgının ilk bir ayında İstanbul’da 29, İzmir’de 4; Ankara’da 3; Bursa’da 2, Kocaeli’de 2, Sakarya’da 2, Uşak’ta 2, Diyarbakır’da 1, Aydın’da 1, Balıkesir’de 1, Düzce’de 1, Mardin’de 1, Muğla’da 1, Zonguldak’ta 1 ve görevli olarak bulunduğu Belçika’da 1 işçiyi kaybettik.

Yaşamak ve Yaşatmak İçin Çalışmaktan Kaçınma En Meşru Haktır

Raporda 30 işyerinde işçilerin salgın karşısında “çalışmaktan kaçınma hakkını” kullanıldığı belirtilerek bu işyerlerinde işçi eylemleri ya da üretimi durdurma gerçekleştiği, bu eylemler sonucu bazı işyerlerinde patronların geri adım attığı ve üretime ara vermek zorunda kaldığı, önlemler aldığı ya da ücretleri ödemek zorunda kaldıkları ifade edildi. Bu süreçte haklarını kullanan işçiler selamlanarak şunlar belirtildi:

İşyerlerinde Covid-19 tespit edilmesi sonrası üretimi durduran Gebze’de Sarkuysan, Tuzla’da Valfsan, Antep’te Melike Tekstil, Çerkezköy’de Eaton fabrikası, İstanbul Sanel Sanayi Elektronik fabrikası ve İzmir’de Akar Tekstil işçilerini;

 

Koronavirüse karşı alınmayan önlemler sebebiyle iş bırakan İstanbul’daki Galataport, Zeytinburnu Büyükyalı, Emaar, Turkuaz Medya Alibeyköy, Taksim AKM şantiyeleri, TOKİ’nin Kars ve Bursa şantiyeleri, Muş Alparslan-2 Barajı şantiyesi, Limak Holding’in yürüttüğü Kuveyt Havalimanı şantiyesi, Kolin İnşaat’ın Kuzey Marmara Otoyolu şantiyesi, Gaziantep Şehir Hastanesi şantiyesi işçilerini;

 

Yaşamak için alınması gereken önlemleri açıklayarak patronları protesto eden, iş bırakan İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İSKİ ve İGDAŞ, İzmir Büyükşehir Belediyesi Katı Atık Birimi, Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası, PTT işçileri, ETİ Maden Genel Müdürlüğü, İbn-i Sina Hastanesi, Adana Balcalı Devlet Hastanesi ve Mağusa Limanı işçilerini;

 

Ve tabi ki Türkiye’nin dört bir yanındaki sağlık işçilerini selamlıyoruz…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar