İstanbul’un yeni havalimanı

İstanbul’un yeni havalimanı

İstanbul Havalimanı, pek çok açıdan “en” lerin projesi. 76,5 milyon metrekarelik alanda kesilen milyonlarca ağacın yerine milyarlarca metreküp beton döküldü

İstanbul Havalimanı projesinin insanlar, çevre ve ekonomi üzerindeki etkilerini inceleyen taz.gazetesi, hazırladığı kapsamlı dosya çalışmasıyla yeni İstanbul Havalimanı’nı mercek altına alıyor.

Havalimanı direnişinde tutuklanan İnşaat-İş sendikası üye ve temsilcilerinin röportajlarına da yer veren yazı dizisi; “İstanbul’un yeni havalimanı”, “Sermayenin altında ezilmek”, “İşçi tanıklıkları”, “Uslu durmayan işçiler”, “Parayı kim ödeyecek?”, “Türkiye ve Almanya’nın ortaklık tarihi”, “Bir mühendislik hikâyesi”, “Yeni İstanbul’un köyleri”, “Nereden gitsen 40 kilometre” ve “Leyleklerin göç yolunda” başlıklarıyla yayınlandı.

taz.gazetesi’nin hazırladığı dosya çalışmasının ilki olan “İstanbul’un yeni havalimanı” başlıklı yazısını paylaşıyoruz.

İstanbul’un yeni havalimanı

İstanbul’un yeni havalimanından 6 Nisan günü saat iki buçukta Ankara‘ya yolculuk eden THY uçağının kalkış anı, kamu yayın kuruluşları tarafından haberleştirildi. Defalarca ertelenen taşınmanın ardından başkente hareket eden bu uçakla birlikte, İstanbul Havalimanı artık yolculara düzenli hizmet vermeye başladı.

İstanbul Havalimanı, pek çok açıdan “en” lerin projesi. 76,5 milyon metrekarelik alanda kesilen milyonlarca ağacın yerine milyarlarca metreküp beton döküldü. Projenin ilk etabına şu ana kadar 10,3 milyar euro harcandı. Resmi sayılara göre 55 işçi hayatını kaybetti. 42 aylık inşaat süresinin ardından resmi açılışı 29 Ekim 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın da katıldığı gösterişli bir törenle yapan yeni havalimanı, THY‘nin Atatürk Havalimanı‘ndan taşınmasıyla birlikte 6 Nisan‘da tamamen operasyonel hale geldi.

İki pistten oluşan ilk etapta, yıllık 90 milyon yolcu ağırlanması bekleniyor. Havalimanının tüm altı pistinin de kullanıma açılmasıyla 2028 yılında 200 milyon yolcuya hizmet vermesi bekleniyor. Eğer bu hedef tutturulursa, İstanbul Havalimanı dünyanın en büyük havalimanı olacak.

2010 yılında “Yakında İstanbul‘da üçüncü bir havalimanı görürseniz şaşırmayın,” diyen Erdoğan, “Şu anda ikisi ihtiyaca cevap vermiyor.“ ifadesiyle İstanbul’un yeni mega projesini müjdelemişti. Dokuz sene önce dünya kamuoyu, Türkiye‘nin lideri hakkında farklı bir fikre sahipti. Siyaset bilimciler, liberal demokrasiyi ve İslamı birleştirmeyi başaran “Türkiye modeli“nin, bölgedeki diğer ülkeler için iyi bir örnek olabileceği ifade ediyorlardı. O dönem AKP‘nin iktidarına meşruiyet kazandıran en önemli etken, Türkiye‘nin ekonomik büyümesiydi.

Bazı uluslararası gözlemcilerin o dönem göz ardı ettiği gerçek, ekonomik büyümenin sürdürülebilir olmadığıydı. Dış ve özel sektör borcuna dayalı büyüme modelinde inşaat sektörü büyük bir rol oynadı; üçüncü köprü ve yeni havalimanı gibi mega projeler buz dağının yalnızca görünen kısmıydı. Erdoğan, bu mega projeler aracılığıyla bir yandan iktidarına meşruiyet kazandırırken, diğer yandan kendi mirasını inşa etti.

Türkiye ekonomisi, 2018‘in son çeyreğinde daralma yaşadı. Türk lirası son yıllarda dünyanın en çok değer kaybeden paraları arasında. Ülkede yaşayan insanlar, iktidarın meşruiyetini sürekli olarak kanıtlama çabasından ötürü fazlasıyla kutuplaşmış durumdalar. Buna rağmen Mart ayının son günü gerçekleşen yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul gibi siyasi ve ekonomik merkezler, Erdoğan‘ın AKP‘sinden muhalefete geçti.

Türkiye ve Almanya kamuoyunda havalimanı hakkındaki tartışmalar ikiye ayrılıyor. Bir kısım, havalimanını ekonomik büyümenin ve iktidarının gücünün bir sembolü olarak görüyor. Bu prestij projesi iktidarın anlattığı başarı hikâyesini ve kurmayı amaçladığı Yeni Türkiye‘yi temsil ediyor. Muhalefet ise ne pahasına olursun büyümeyi önceleyen iktidarın bu anlayışına karşı çıkarak, projenin çevre üzerindeki etkilerine, şantiyedeki çalışma şartlarına ve iş cinayetlerine dikkat çekiyor.

İnşaatta neden bu kadar çok insan öldü? Projenin inşaatın yapıldığı bölgeye olan çevresel etkileri nedir? Nasıl oldu da her şey 42 ay içinde bitirilebildi? Havalimanı buradan uçacak yolcular açısından işlevsel mi? Böyle bir projeye gerçekten ihtiyaç var mıydı?

Mega projenin inşaatı, kontrolsüz ve güvencesiz iş koşullarını beraberinde getiren bir taşeron sistemiyle mümkün oldu. Bu sistemin zorluklarını yalnızca Türkiyeli işçiler değil, gelişmekte olan ülkelerden gelen işçiler de tecrübe etti. İhaleleri almak isteyen küçük şirketler arasındaki rekabet yüzünden çok fazla taşeron firması iflas etti. Ağır çalışma koşullarından ötürü iş bırakma eylemi yapan inşaat işçileri gözaltına alındı, 61 kişi hakkında dava açıldı. Tüm bu yaşananların yanında bazı Alman şirketleri proje için mal tedarik etmekle yetinirken, bazıları da önümüzdeki 25 yıl boyunca buradan gelir elde etmeyi amaçlıyor.

İstanbul, gerçekleşen her büyük altyapı projesiyle genişlemeye devam ederken, yeni havalimanının çevresindeki emlak fiyatları da artıyor. Çevre köyler büyüyen şehir tarafından yutuluyor. Yüz binlerce hayvan, bu dönüşüm yüzünden yaşam alanını kaybediyor. Tehlike altında olan yalnızca göç rotaları Boğaz üzerinden geçen leylekler de değil; kuşların uçaklarla çarpışması, uçakların düşmesine neden olabilir. Havalimanının finanse edildiği yap-işlet-devret modeli kamu için büyük bir risk teşkil ediyor. Tüm bunların yanı sıra İstanbul Havalimanı‘ndan yolculuk edecek kişiler, uzun bekleme süreleriyle karşılaşacaklar.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar