İsyanlarla ve savaşlarla dolu bir yılın ardından..

İsyanlarla ve savaşlarla dolu bir yılın ardından..

Hem dünyadaki sınıf mücadeleleri hem de emperyalizmin iç kavgaları bağlamında birçok sorunun yanıtı önümüzdeki dönemde verilecek

YAŞANACAK DÜNYA

Dünyanın pekçok yerinde gelişen irili-ufaklı/yerel-enternasyonal işçi direnişleriyle, emekçi halkların öfke patlamaları ve isyanlarıyla, emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin yürütttüğü kirli savaşlarla, yer yer onunla iç içe gelişen ezilen halkların savunma savaşlarıyla dolu bir yılı geride bırakıyoruz.

Herbiri kendi koşullarında özgünlükler taşımakla birlikte dünya işçileri ve emekçilerinin sürdürdüğü mücadelelerin muhtevası, öte yanda emperyalist-kapitalizmin kendi içinde süren kavgalarının aldığı boyutlar, dünya ölçüsünde toplumsal-doğasal yıkım getiren neoliberalizmin iflası ve genel olarak kapitalizmin geriye-yıkıma doğru ancak “çözülebilen” (daha doğrusu ancak bu şekilde ertelenebilen) iç krizlerinden bağımsız değil.

Neoliberalizmin iflasıyla birleşik kızışan emperyalist rekabet

Bir önceki dönemde sosyalizm dalgasının -yenilgiler alınarak- geriye çekilmiş olmasının rahatlığıyla dünya çapında başlatılan neoliberal saldırıların, “globalleşen” dünyanın her coğrafyasına dayatılan çıplak kapitalist sömürünün, bu temelde kuralsızca, dizginsizce geliştirilen sermaye birikim modelinin sınırlarına çoktandır gelinmiş durumda.

On yıllardır süren neoliberal kapitalist yayılma ve toplumsal maddi üretimin dünya çapında kapitalist temellerde geliştirilmesi mali sermayelerin hakimiyet alanlarını çoğaltırken, aynı kapitalist temel onların önüne sınırlar koydu. İşçi sınıfının sömürüsü üzerinden devşirdikleri devasa karlar bir kez daha yetmez oldu. Uluslararası karteller ve benzeri tarzda büyüyen tekelci sermeyelerin ulaştığı dev boyutlar karşısında edinilen karlar oransal olarak azami düzeyini koruyamaz hale geldi.

Bu arada, “ulus-ötesi” denilen sermaye gruplarının aslında “ulusal” olma niteliklerini yitirmediği kendini bir kez daha gösterdi. Çünkü mali oligarşiyi oluşturan tekelci sermayeler kapitalist birikimin karakteri gereği hep ulus devletlerin kucağında onun ekonomik-siyasal-askeri desteğiyle güçlendiler. Burjuva devlet onların kolektif çıkarını koruyup kollayan işlevini doğası gereği sürdürdü.

Bütün bunların sonucunda “globalleşen köy” masalının bittiği noktaya gelindi. Emperyalist devletler ve onların ekonomik-siyasal-diplomatik-ideolojik-askeri savaş aygıtları aracılığıyla sürdürülen emperyalist yeniden paylaşım kavgaları kızıştı.

2018 yılı, emperyalist yeniden paylaşım kavgalarının topyekun dünya savaşını doğrulabilecek etkenleri biriktirdiği bir yıl oldu.

İşçiler ve emekçi halkların yükselen mücadeleleri

2018 aynı zamanda dünyanın pekçok yerinde patlayan emekçi halk isyanlarına, yerel ve enternasyonal işçi direnişlerine tanıklık etti.

Yaşadığı sıkışmalarla saldırılarını arttıran dünya kapitalizmi karşısında işçi ve emekçiler kimi yerlerde ortaçağ köleliğini andıran çalışma koşullarına baş kaldırdılar, en temel hakları için mücadeleyi yükselttiler, kimi yerlerde kazanılmış ekonomik-sosyal hakların gaspedilmesine karşı savunma savaşı verdiler.

Çin, Hindistan, Güney Kore gibi ülkelerde demir-çelik, otomotiv, inşaat, liman, tersane ve benzeri alanlar işçilerin mücadeleyi yükselttiği alanlar olarak öne çıkarken -Hindistan’ı da yanlarına katarak söylersek-, Güneydoğu Asya ülkelerinde özellikle tekstil-konfeksiyon-hazır giyim ve tarım alanlarında işçiler sendikalaşma, yaşanabilir asgari ücret gibi temel talepler etrafında (önemli kazanımlar da sağlayan) çok çetin mücadelelere giriştiler.

Türkiye’de 3. Havalimanı şantiyesinde çalışan işçilerin kölece çalışma ve yaşamaya karşı patlayan öfkesi tüm dünyada yankılanan bir direniş oldu.

Neoliberal saldırılar kapsamında özelleştirmeler, eğitim, sağlık, emeklilik gibi sosyal haklarda yapılan kesintiler karşısında Avustralya, Fransa, İngiltere, Yunanistan, Arjantin, Şili mücadelenin yükseldiği ülkeler olarak öne çıktı.

Anlaşılacağı gibi, “kemer sıkma” saldırıları ve ona karşı verilen mücadeleler sadece bağımlı ve orta düzeyde gelişmiş kapitalist ülkelerle sınırlı değildi.

Son patlayan öfke olarak Sarı Yelekli isyanın değişik düzeylerde Belçika, Hollanda, Almanya gibi ülkelerde etkisini göstermesi, işçi ve emekçilerin kazanılmış tarihsel haklarının (sınıfın örgütlülük düzeyine bağlı olarak değişik hız ve kapsamda) budandığı emperyalist ve kapitalist metropollerde de biriken tepki ve öfkeyi açığa çıkardı.

Her alanda mücadele

Kadınlar dünyanın her yerinde sokaktaydı, kendi hakları için mücadeledeydi. Amerika, Arjantin, Peru, Şili, İzlanda, İrlanda, Polonya, İspanya, İran ve daha pek çok ülkede kadınlar sokakları doldurdu ve önemli kazanımlar elde etti.

Öğrenciler, öğretmenler, sağlık emekçileri Arjantin, ABD, Şili, Kolombiya, Güney Afrika, Cezayir, Fas, İran, Arnavutluk, Fransa ve daha pekçok ülkede mücadeleyi yükselttiler.

Yoksulluğa, yoksunluğa, yolsuzluğa, işsizliğe karşı İran, Irak, Fas gibi ülkeler uzun süreli protestoların yaşandığı yerler olarak öne çıktı.

Öte yandan, dünya kapitalizminin yapısal bunalımı ve emperyalist rekabetle birleşik olarak yükselen ırkçılığa karşı dev protestolar yaşandı.

İtalya’da ırkçı bir saldırganın Afrika kökenli 6 kişiyi aracından ateş açarak yaralaması on binlerce kişi tarafından protesto edildi.

ABD genelinde yüz binlerce kişi, mültecilerin çocuklarını ailelerinden ayıran politikası nedeniyle Trump Hükümeti’ni protesto etti.

Almanya’nın başkenti Berlin’de 250 bin kişi ırkçılığa, yabancı düşmanlığına ve sosyal kısıtlamalara karşı ‘Bölünmeyiz’ sloganı altında yürüyüş yaptı.

Avusturya’nın başkenti Viyana’da on binler, aşırı sağcı hükümetin politikalarını Başbakanlık önünde yapılan mitingle protesto etti.

Enternasyonal eylemler

Dünya genelindeki Google çalışanları, kadın çalışanlara dönük tacizleri iş bırakarak protesto etti.

Dünyanın en büyük e-ticaret tekellerinden Amazon’un Almanya, Polonya, İtalya, İspanya ve İngiltere’deki işçileri ‘Black Friday’ nedeniyle eylem yaptı, taleplerini haykırdı.

Ryanair pilotları, çalışma koşulları ve ücretlerin iyileştirilmesi talebiyle Belçika, Almanya, İspanya, İtalya ve Portekiz’de greve çıktı.

McDonald’s işçileri Yeni Zelanda’dan Avustralya’ya İngiltere’den diğer Avrupa ülkelerine sendikal haklar ve daha iyi çalışma koşulları için grevler örgütlediler.

Halk isyanları

Haiti örneğinde olduğu gibi halk isyanına dönüşen, sosyal-ekonomik hak gasplarını içeren bütçe kesintilerine karşı mücadele hemen her yerdeydi.

Sudan’da yıl sonunda ekmek ve akaryakıt başta olmak üzere temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışına tepki olarak başlayan protestolar devrim talebiyle ülke geneline yayılan isyana dönüştü.

Esnek çalışma kapsamında iş günlerinin fiilen uzatılması saldırısı birçok ülkede gündeme getirildi. Bu içerikte bir “kölelik yasası”na karşı Macaristan’da patlak veren dev protestolar -Sarı Yelekli protesto dalgasının yanında- yılın sonuna damgasını vurdu.

Ezilen halkların mücadeleleri

Son olarak, ezilen halkların haklı mücadelelerinden vazgeçmediğini not edelim.

Arjantin, Peru, Kolombiya, Hindistan gibi Güney-Orta Amerika ve Asya’nın pekçok yerinde yerli halklar, emek sömürüsüyle iç içe geçen devlet şiddetine karşı direndi. Avrupa’nın kıyısındaki Katalanlar bağımsızlık talebini yükseltti.

Ortadoğu’da yürütülen kirli savaşların ortasında Kürt halkının özgürlük mücadelesi ve Filistin halkının direnişi nice bedeller pahasına devam etti.

Buradan öteye..

Emperyalist yeniden paylaşım kavgaları Uzakdoğu’dan Avrupa’nın doğusuna, Ortadoğu’ya kadar yeni boyutlar kazanarak ilerliyor. Önümüze topyekun bir dünya savaşı tehlikesini çıkararak..

Dünya proletaryasının bölükleri ve onlara öncülük iddiasını taşıyanlar topyekun dünya savaşı tehlikesine karşı uyanık olmak durumunda.

Zira bu olasılık ilk bakışta göründüğünden de öte tehlikeleri barındırıyor. Eğer kapitalist dünya bunalımından DEVRİM çıkarılamazsa, insanlığın önünde kelimenin GERÇEK anlamıyla BARBARLIK dönemi uzanacak!

Hem dünyadaki sınıf mücadeleleri hem de emperyalizmin iç kavgaları bağlamında birçok sorunun “çözüm”ü gibi YA BARBARLIK YA SOSYALİZM sorusunun yanıtı da önümüzdeki dönemde ortaya çıkacaktır!

Dünya işçi ve emekçileri çeşitli biçimlerde ve düzeylerde direniyorlar. DEVRİM açısından sorunun, bu noktada olmaktan çok, gelişen kitlesel mücadeleler ve isyanlarla ilişkilenip onları ileriye taşıyacak öncülerin yokluğunda (bu yokluğun giderilmesinde) düğümlendiğini görelim!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et
[lvca_spacer desktop_spacing=”50″ tablet_width=”960″ tablet_spacing=”30″ mobile_width=”480″ mobile_spacing=”10″]

İlgili yazılar