Kadıköy’de kadınların sesi yankılandı!

Kadıköy’de kadınların sesi yankılandı!

“Sesimiz yankılansın. Birbirimiz için sokakta, erkek devlet şiddetine karşı isyandayız!” diyen kadınlar polisin Kadıköy sokaklarındaki barikatlarını aşarak Rıhtım’da binler olup, isyanı haykırdı

Çok sayıda kadın örgütünden oluşan 25 Kasım Kadın Platformu’nun çağrısıyla Kadıköy’de buluşarak kadın cinayetlerini, şiddeti, devletin kadın düşmanı politikalarını, pandemi koşullarında kadınların yaşadığı ek baskıları, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme tartışmalarını protesto eden kadınlar, “Sesimiz yankılansın. Birbirimiz için sokakta, erkek devlet şiddetine karşı isyandayız!” dediler, yasaların uygulanmasını istediler.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadıköy İlçe binasının önünde ve Osmanağa Caddesi’nde bir araya gelen kadınlar, İskele Meydanı’na doğru iki koldan yürüyüş başlattı. Kadıköy’ün ara sokaklarından Osmanağa Caddesi’ne inmeye çalışan kadınlar engellendikleri polis barikatlarını sloganları, dövizleriyle aşarak kitleyle buluştular. Osmanağa Camisi’nin sokağında kadınlar uzun süre engellendi, sonunda polis barikatı açmak zorunda kaldı.

Polisin yoğun yığınak yaptığı eylem kadınların hiç susmayan sloganları, zılgıtları, rengarenk dövizleri ve coşkularıyla iz bıraktı.

Katledilen kadınlar isyanımızdır”, “İnadına isyan, inadına özgürlük” ve “Yükselt, yükselt isyanı yükselt”, “Jin Jiyan azadi” sloganları eşliğinde hep bir ağızdan  “İstanbul sözleşmesi, 6284, mücadele yaşatır” dediler. İpek Er’i, Gülistan Doku’yu, Nadira Kadirova’yı, AleynaÇakır’ı, Duygu Delen’i ve katledilerek “şüpheli ölüm” statüsüne konulan diğer kadın cinayetlerini sorup, katillerin yargılanmamasını, kollanılmasını teşhir ettiler.

Katledilen kadınların ismini söyleyerek “burada” diye seslenen kadınlar, “Tek bir kadının daha katledilmesine tahammülümüz kalmadı” dediler.

Polisin tüm engelleme çabalarına rağmen dört bir yandan gelen binlerce kadın Kadıköy Rıhtım’da bir araya geldi. Pandeminin yarattığı psikolojik eşiğin de aşıldığı görülen eylemde kadınlar alana sığmadı.

Ellerindeki ışıklı çubuklar ve telefonlarının lambalarıyla alanı aydınlatan kadınlar, erkek devlet şiddetinin karanlığına karşı meydanı aydınlattıklarını belirterek, sık sık kadın direnişini, isyanını, öfkesini ifade eden sloganlar haykırdılar.

‘Mirabel kardeşlerin yükselttiği mücadelenin ışığını büyütüyoruz ‘

Türkçe ve Kürtçe okunan ortak açıklamada, dünyanın dört bir yanında kadınların isyanda olduğu vurgulanarak, “Polonya’da kürtaj yasağı girişimlerine karşı direnişimizle, Şili’de cezasızlık politikalarını yargılayan Las Tesis eylemlerimizle, Meksika’da erkek şiddeti faillerinin korunmasına karşı adliyeleri ateşe veren ‘Ne unuturuz ne affederiz’ irademizle, Rojava’da kadın düşmanı DAİŞ’in yıkımına karşı eşit ve özgür bir yaşamı örgütleyişimizle, aileyi kutsayan üreme politikalarıyla hayatımız ve bedenimiz üzerindeki özerkliğimize yönelik saldırılara karşı dünyanın her yerinde ayaktayız! Erkek devletin çizdiği sınırları tanımadan, Mirabel kardeşlerin yükselttiği mücadelenin ışığını büyütüyoruz” denildi.

‘Üniformalı faillere yargılanmama güvencesi’

Erkek devlet şiddetinin, saldırılarının salgınla birlikte katlanarak arttığı ifade edilen açıklamada, kadınların evlerde cinayet ve şiddetle baş başa kaldıkları, devletlerin hiçbir şekilde önlem almadığı kaydedildi. Hayatın her alanında kadınları gerileten, kazanımlarını yok sayan politikaların devreye konulduğu hatırlatılarak, “Önümüze ısrarla sürdükleri yasa tasarılarıyla çocuk istismarını meşrulaştırmaya ve failleri aklamaya çalıştılar. Kayyumlarla kadın kurumlarını ve merkezlerini kapatarak, eş başkanlığı hedef alarak onlarca yıllık mücadeleyle kazandıklarımızı gasp etmeye çalıştılar. Daimi savaş politikalarıyla erkek şiddetini pekiştirerek, üniformalı faillere yargılanmama güvencesi vererek, ceza uygulamayarak bizleri erkek-devlet şiddetine mahkum etmeye çalıştılar” diye belirtildi.

Şüpheli ölümler

Şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekilen açıklamada, “Rabia Naz, Nadira Kadirova, Gülistan Doku’ya, şüpheli kadın cinayetlerine ne oldu? İpek Er’in ölümüne neden olan tecavüzcü uzman çavuş Musa Orhan önce tutuklanıp sonra neden serbest bırakıldı?” diye sorularak, “Yalnızca faillerin yargılanması için değil; aynı zamanda devletin sorumluluk alması için de bu soruları sormaktan vazgeçmedik, vazgeçmiyoruz” diye vurgulandı.

‘Birlikteyiz

İktidarın hedefinde olan İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için mücadelenin büyütüleceği kaydedilen açıklama, “İsteklerimiz, arzularımız, sınırlarımız, iradelerimiz, emeğimiz, bedenimiz, sesimiz, taleplerimiz, haklarımız, kazanımlarımız, yaşamlarımız ve mücadelemizle buradayız! Erkek, devlet şiddetinin yarattığı bu karanlığa karşı tüm renklerimizle, dayanışmamızın gücüyle, mücadelemizin rengiyle buradayız, birlikteyiz” vurgularıyla sona erdi.

Eylem kadınların alkış ve zılgıtlarıyla son buldu.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar