Kadın düşmanlığının Kürt topraklarındaki ifadesi…

Kadın düşmanlığının Kürt topraklarındaki ifadesi…

Yıllar önce bir valinin “dağa çıkacaklarına, taş atacaklarına fuhuş yapsınlar” dediği bu topraklarda kurt işareti yaparak fotoğraf çektiren tecavüzcü uzman çavuş Musa Orhan tutuklanmazken; ardından mektup bırakarak intihar etmeye çalışan İ.E. halen hastanede tedavi görüyor

2013 yılında Siirt’in Pervari ilçesindeki yatılı bölge okulunda okuyan 12-16 yaş arasındaki yedi kız çocuğunun önce okul müdür yardımcısı ve ardından aralarında polislerin-uzman çavuşların da olduğu onlarca kişi tarafından sistemli bir biçimde tecavüze uğradıkları açığa çıkmıştı. Dönemin valisi bu alçaklıkla ilgili çıkıp “dağa çıkacaklarına, taş atacaklarına fuhuş yapsınlar” diyebilmişti. O valinin asla unutamayacağımız bu sözleri Kürdistan’da bizzat devlet eliyle örgütlenen yozlaştırma operasyonlarının resmi itirafıydı.  

Bu çarpıcı itirafın Kürt illerindeki yansıması giderek belirginleşiyor. Sivil polislerin lise önlerinde uyuşturucu sattıkları, kız çocuklarına tecavüz edildikten sonra ailelerine söylemekle tehdit edilerek bunun sistematikleştirildiği, tarikatların-cemaatlerin çocukları kendi aralarında bölüştürdükleri bu kentlerde sözkonusu politikanın daha sistematik ve saldırgan bir nitelik kazandığıysa son yaşananlarla anlaşılıyor.

Birkaç ay önce Dersim’de üç uzman çavuşun tecavüzüne uğradığı söylenen genç bir kadının yaşadıkları örtbas edilmişti. Yine Dersim/Pertek’te 15 çocuğun bir esnafın tecavüzüne uğradığı açığa çıkmış, tecavüzcü bütün delileriyle tutuklanmak zorunda kalınmış, ama dosyaya gizlilik kararı konulmuştu. Dersim’in diğer ilçelerinde de benzer olaylar yaşanmıştı.

Yakın zamanda yaşanan bu olaylara son olarak Şırnak’taki bir sitede 13 yaşındaki kız çocuğuna istismar girişiminde bulunan uzman çavuşun kendisini sarhoşlukla savunup, tepki gösterenleri resmi kodlarla hedefe çakmaya çalışması eklenmişti. Valilik “sarhoşluk ve uygunsuz davranışlar” diyerek istismarı ağzına almamış, tepki gösteren halka biber gazıyla saldırılmıştı. Tepkiler olmasa istismarcı tutuklanmayacaktı!

Bu kirli siyasetin son yansımasıysa Batman Beşiri’de 16 Temmuz’da intihar girişiminde bulunan ve ardında bıraktığı mektupta yaşadıklarını anlatan 18 yaşındaki İ.E şahsında dile geldi.

İ.E. halen hastanede tedavi görüyor. Ona sistematik olarak tecavüz eden, 20 gün alıkoyan, şiddet uygulayan, kuzenine pazarlayan, kurt işaretli pozlar veren Uzman Çavuş Musa Orhan ise elini kolunu sallayarak dolaşmaya devam ediyor.

Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı tecavüz, alıkoyma ve intiharla sonuçlanan olayla ilgili olarak tepkiler üzerine soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında Musa Orhan denilen alçak, soruşturma kapsamında gözaltına alınmış, İ.E’nin daha önce alınan açık beyanına ve Adli Tıp’ın dosyaya da konulan cinsel saldırı raporuna rağmen tutuklama talebi ile sevk edildiği Siirt Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun ardından “atılı suçu işlediğine ilişkin somut delillerin varlığına rağmen, atılı suçun üst sınırı” dikkate alınarak adli kontrol şartı ve yurt dışına çıkışının yasaklanmasına karar verilerek serbest bırakılmıştı.

Gerek Musa Orhan gerekse Şırnak’ta 13 yaşındaki kız çocuğuna cinsel saldırı girişiminde bulunan Uzman Çavuş ifadelerinde sarhoş olduklarını belirttiler. Bu beyanlarının serbest bırakılmalarında da etkili olduğu anlaşılıyor (!). Sadece bunu değil mevcut yasaların kişiye, kişinin dahil olduğu kuruma, suçun işlendiği topraklara göre nasıl eğilip büküldüğünü…

Kısacası kadın düşmanlığının resmi politika haline geldiği Türkiye’de bu gerçek, Kürdistan ve Kürt kadınları açısından daha pervasız, daha bilinçli bir politika olarak işlemeye devam ediyor.

5 Ocak’tan bu yana haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’yla ilgili soruşturma da bunun tipik ifadesidir. Gülistan’ın, üvey babası polis olan Zaynal Abarakov tarafından zorla alıkonulmaya çalışıldığı bilirkişi raporlarına da yansıdığı, HTS kayıtları ve tanık ifadeleri de bu gerçeği doğruladığı halde Abarakov tutuklanmadı!

Ceza yasaları gereği en azından gerçek temel çizgileriyle açığa çıkana kadar tutuklanmaları gereken bu adamlar, ortada duran onca delile rağmen ellerini kollarını sallayarak dolaşabiliyor.

Kürt halkına dönük kapsamlı saldırganlığın kadınlar ve çocuklar üzerinden yürüyen bu pervasız biçiminin devam ettirileceği ilan edilircesine…

Devlet onları değil kadın ve çocuk haklarını savunan, yozlaştırma operasyonlarına, kadın cinayetlerine, şiddete karşı toplumsal duyarlılık oluşturmak için çalışmalar yürüten kadın örgütlenmelerine dönük sistematik saldırganlığıyla da bunu ilan ediyor!

Sonu bir isyana çıkacak aleni bir pervasızlıkla…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar