Kağıttan halı dokumak

Kağıttan halı dokumak

2 bin 300 belgeyi kapsayan 3 bin sayfayı tamamlamaları 6 yıl alacak ve nihayetinde ortaya çıkan eser 85 cildi dolduracaktı

İngiliz gazeteci Robert Fisk, 1970’lerden günümüze kadar uzan 40 yılı aşkın bir dönem boyunca Afganistan, İran, Irak, Suriye, Lübnan, Libya’da gazetecilik yaptı. Anılarını ve deneyimlerini bir belgesel tadındaki “Büyük Medeniyet Savaşı / Ortadoğu’nun fethi” adlı 1000 sayfalık eserinde topladı.

Ortadoğu’nun sömürgeleştirme girişimlerinin başlangıcı -öncesi de bir yana- 1900’lerin başına kadar uzanıyor. Günümüze ışık tutacak arkaplan derinliği ve su götürmez derslerle dolu adeta bir roman tadındaki bu çalışma bir bireyin cesur serüveni gibi görünse de, Ortadoğu’daki sonu gelmez savaşların ve kıyımların, acıların ve umutların tarihinin son derece canlı bir tarzda dile gelişi aslında.

Seçtiğimiz bölüm bir davaya gerçekten inanmışların ölçüye gelmez sabrı ve yaratıcılığından bir kesit. Olay 1979’daki İran Devrimi’nin Tahran’ında geçmektedir. ABD gelişmeler karşısında desteğini çekince İran Şahı çareyi kaçmakta bulmuştur. ABD -ve CIA- ortalığı karıştırmak için bütün olanaklarını kullanmış fakat sonunda pes etmiş ve diplomatlarıne çekmek zorunda kalmıştır. Beraber okuyalım:

Bu devrimde bir sebat, bir direngenlik de vardı, bir kez hedefini açıkça belirlediğinde, olağanüstü bir etkiyle harekete geçen bir gayretkeşlik vardı. Bu kararlılığa, İranlıların Amerikan Elçiliği’ni bastıklarında buldukları, kıyılmış binlerce diplomatik belgeyi tek tek birleştirmesinden daha iyi bir örnek bulunamazdı.

İmam’ın kadın ‘takipçilerinden’ biri, belge birleştirme faaliyetinde çalışan Cevad adlı bir mühendislik öğrencisini anlatacaktı. Cevad bir süre sonra belge kırpıntılarının birbirine yakın düşmüş olması gerektiğini akıl etmiş, bu keşfin ardından belgeleri birleştirmek kolaylaşmıştı.


Konsantre olmak konusunda eşsiz bir yeteneği vardı: Sakallı, ince biriydi, sinirli ve gergindi. Bu nitelikleri, İngilizceye hakimiyeti, matematiksel zihni ve coşkusuyla birleşince, bu görev için biçilmiş kaftandı… Bir öğleden sonra varilden bir avuç kırpıntı aldı, beyaz bir kağıdın üzerine yaydı ve özelliklerine göre gruplandırmaya başladı… 5 saat sonra ancak iki belgenin yüzde 20-30’unu birleştirebilmişti. Ertesi gün bir grup kız arkadaşımla birlikte belge merkezine gittim. ‘Gelin bakın’ dedi gülerek. ‘Tanrının yardımıyla, imanla ve biraz da çabayla imkansızı başardık.’


Kağıtlar üzerinde çalışmak için başta 20 kişilik bir öğrenci grubu oluşturulmuştu. Düz bir tahta, kırpıntıları yerine rahat koyabilmek için elastik bantlarla sabitlenmişti. Haftada 5 ila 10 belge birleştirebiliyorlardı. Dikkatle, ilmek ilmek, adeta aşkla halılarını dokuyan dokumacılardı onlar. İran halıları çiçekler ve kuşlarla doludur, adeta çölde yeniden bir bahçe yaratırlar; kuma ve sıcağa can vermek, çorak bir diyarın ortasına vahalar sermek isterler… O kağıt kırpıntıları üzerinde aylarca çalışan İranlılar, kendi eşsiz halılarını dokumaktaydı; maziyi teşhir eden ve devrimin yavan propagandası içinde capcanlı bir tarih kitabına dönüşen bir halıydı bu. Yüksekokul öğrencileri ve engelli savaş gazileri, bu kağıttan halıyı dokumakla görevlendirilmişti. 2 bin 300 belgeyi kapsayan 3 bin sayfayı tamamlamaları 6 yıl alacak ve nihayetinde ortaya çıkan eser 85 cildi dolduracaktı. (1)

  1. ABD güvenlik bürokrasisi açısından tipik bir durum yaşandı. Tahran’dan yanlarında elçilik belgeleriyle New York JFK Havaalanı’na inen Amerikalı gazeteciler, kitaplara ABD gümrüğü tarafınnda el konulduğunu gördüler. Gerekçe, bunların ‘gizli’ hükümet belgeleri olduğu yönündeydi. Tahranlıların sokaktan 15 Riyale aldığı bir kitap, Amerikalılara yasaktı.

[Büyük Medeniyet Savaşı / Ortadoğu’nun Fethi, Robert Fisk, sf. 130]


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar