KanıksaMA

KanıksaMA

HDP operasyonu hem toplumsal tepki dinamiklerine öncülük misyonu oynayacakların kafa karışıklığını hem geniş kesimlerde birikmiş öfkeyi ama hem de bu öfkenin açığa çıkmasının öncü tutumları gerektirdiğini bir kez daha gösterdi.

Cihan Çetin

25 Eylül’de 6-7 Ekim Kobanê Serhıldanı bahanesiyle gözaltına alınan çoğunluğu parti meclis üyesi olan yirmi HDP’liden on yedisi bugün tutuklandı.

Gözaltına alınmalarından tutuklandıkları ana kadar geçen sürede ortaya çıkan tepkileri ifade edecek tek bir kelime var: Kanıksama.

Neler oldu?

Ortaya çıkan tepkileri tarihsel olarak kabaca şöyle sıralayabiliriz:

25 Eylül

– Gözaltına alınmalara dair HDP ve solun cılız denebilecek protestoları gerçekleşti.

– Aynı gün acilen toplanan HDP, gözaltıları ‘intikam saldırısı’ olarak tanımladı.

–  CHP Grup Sözcüsü Özgür Özel, gözaltıları ‘HDP’yi sindirme operasyonu ve gündem değiştirme çabası’ olarak yorumladı.

– Gelecek Partisi, DEVA, SP (Saadet Partisi) özetle ‘terör kırmızı çizgimizdir’  sopasını göstererek, 6 yıl öncesine atıf yapıp gözaltıların ‘hukukiliğini’ öne çıkaran açıklamalar yaptılar.

26 Eylül

– Gelecek Partisi Başkanı Ahmet Davutoğlu HDP’yi telefonla arayarak ‘geçmiş olsun’ dileyip 6-7 Ekim olaylarının ‘araştırılması’ gerektiğini belirtti.

30 Eylül

– Gözaltındaki Ayhan Bilgen ‘demokrasicilik oynama yaşını geçtim’ diyerek Kars Belediyesi’ne kayyuma fırsat tanımamak için belediye başkanlığından istifasını açıkladı.

– HDP Eş Genel Başkanı Mithar Sancar, Duvar gazetesine verdiği röportajda AKP’nin HDP’yi ‘hırçınlaştırarak, demokratik siyasetten uzaklaştırmak istediğini’ belirterek HDP’nin demokratik siyaset alanından çıkmayacağını söyledi.

2 Ekim

– Sabaha kadar devam eden savcılık sorgularında avukat kısıtlaması getirildi. Ankara başsavcısının emriyle HDP-CHP vekilleri adliyeye alınmadı.

– Gözaltındaki yirmi HDP’liden on yedisi tutukladı, üçü denetimli serbestlikle bırakıldı.

– Mahkeme kararı okunurken avukatlar salona alınmadı, tutuklama kararlarını polisler barikatın arkasındaki avukatlara elden verdi.

– HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Cumhuriyet’e verdiği röportajda 6-7 Ekim için Meclis’te araştırma komisyonu kurulması önerilerini tekrarlardı.

Neleri gösterdi? 

25 Eylül- 2 Ekim arasında geçen süreç öncelikle HDP başta olmak üzere sol muhalefetin ağırlıklı kısmının varolan rejimin karakterine dair bazen insanı çıldırtacak düzeyde nasıl bir akıl tutulması içinde olduğunu gösterdi.

Parti adına yapılan açıklamalarda arada slogan atarken ‘faşizm’ kelimesi kullanılsa bile ‘adalet beklentisi’, gerçeğin açığa çıkması adına ‘Meclis’i’ işaret etme, ‘demokratik siyaset alanı’ gibi kavramlar etrafında örülen ve başaşağı duran bir bilinç vardı karşımızda. Her şeyi ama her şeyi bir kenara koyalım daha 11 Eylül’de helikopterden atılan iki Kürt köylüsünün olayında devlet suçüstü yakalanmış olmasına rağmen, 24 Eylül’de Süleyman Soylu tam da sınıfının maşası olarak ölümüne dövüştüğünü göstermesine rağmen…

HDP’nin bu akıl tutulması solun ya da sol cephede durduğunu söyleyen teorik akılda da kendisini göstermeye devam ediyor. Uzun uzun alıntı yapmaya gerek yok. Ancak bu “teorik” akıl, faşizmin F’sine bakmadan ‘popülist sağ’, ‘yeni despotizm’, ‘yarışmacı otoriterlik’ vb. kavramlarla süreci kendi durduğu yerden okumaya çalışırlarken esasında insanların aklını bulandırmaya devam etti. Doğal olarak varolan rejime karşı önerdikleri her şey de yaşananların adını doğru koymaktan uzak olan bu yaklaşımlarının ürünü oldu.

Ancak hem HDP’nin hem de solun çeşitli bölüklerinin yaşananların ideolojik-siyasi kavranışındaki bu tek yanlılık ya da çarpıklığa karşın tüm sorunlu taraflarına rağmen sosyal medya gerçekliğe bir noktada “boyun eğercesine” daha dinamik bir tepki geliştirdi. Farklı siyasi görüşlerden pekçok insan, operasyonun anlamını sezgisel de olsa (önemli bir kısmı siyasi kavrayışını da hissettirerek) farkettiğini gösterircesine “HDP’li değilim ama artık HDP’liyim” içeriğinde paylaşımlarda bulundu. Twitter’da “HDPliyim”, “HDPyeüyeol” etiketiyle yapılan paylaşımlar gündeme oturdu. Bu gelişmede Alp Atınörs ve Ayhan Bilgen’in gözaltına alınma anlarının görüntülere yansıması da doğrudan etkili oldu.

Alp Altınörs’ün polis arabasına girerken başını eğmek isteyen polise gösterdiği sert tepki; Ayhan Bilgen araca bindirilirken polis ablukasının içinden bir kişinin onu destekleyen kısa konuşması, operasyonun yarattığı “şaşkınlığı” dağıtan ve direnme eksenine çağıran sembolik gelişmeler oldu.

HDP operasyonu bu açılardan bakılınca hem toplumsal tepki dinamiklerine öncülük misyonu oynayacakların kafa karışıklığını hem geniş kesimlerde birikmiş öfkeyi ama hem de bu öfkenin açığa çıkmasının öncü tutumları gerektirdiğini bir kez daha gösterdi. Sayısız adresten “HDPliyim” etiketiyle yapılan paylaşım, kitlelerin olup bitenle kurdukları siyasal ya da sezgisel ilişkiyi bir kez daha açığa çıkardı. Ama bu ilişkinin sokağa yansıyacak toplumsal bir iradeye dönüşmesinin her şeyden önce öncü güçlerin durumun adını doğru koymaları ve buna uygun bir pozisyon almalarına bağlı olduğunu ortaya koydu. Altınörs ve Bilgen’in gözaltı anlarındaki direnme çizgisinin yarattığı sempati ve buna uygun pozisyon alma hali bile bunun açık ifadesidir.

Kitlelerin bizden bekledikleri de işte budur.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar