Karantinanın ortaya çıkarabileceği ruhsal sorunlar

Karantinanın ortaya çıkarabileceği ruhsal sorunlar

Bu metin korona salgını döneminde psikiyatrik süreçlere dair Türkiye Psikiyatri Derneği’nin hazırladığı dokümanlara dayanarak hazırlanmıştır. İhraç edilen Barış İmzacısı akademisyen psikiyatrist Doç. Dr. Halis Ulaş’a metnin hazırlanmasındaki yardımlarından dolayı teşekkür ederiz.

Salgın Dönemlerindeki Karantinanın Ortaya Çıkarabileceği Ruhsal Sorunlar

Karantinalarda toplumun genelinin yararı için toplumu oluşturan bireylerin kimi hak ve özgürlükleri geçici olarak kısıtlanmaktadır. Bu nedenle yeterli gerekçeyle ve mümkün olan en kısa süre için, büyük bir özenle uygulanması gerekir. Karantinanın adil bir biçimde uygulanmasının toplumsal barış ve bireylerin ruh sağlığı için yaşamsal önemi vardır.

Karantinada bulunmak, hiç kimse için pek de hoş bir durum değildir. Sevilen kişilerden ayrı kalmak, bağımsızlığını yitirmek, kontrolü yitiriyormuş gibi hissetmek, dışarıdan zorla dayatılan bir şeye riayet etmek, yanında kendi ve çevresindekilerin hastalık durumuyla ilgili belirsizlik, can sıkıntısı dramatik etkiler yaratabilir. Salgınlara bağlı karantinalar sırasında öfke patlamaları, özkıyım düşünceleri ve girişimleri, karantinadan kaçma girişimleri ve bu nedenle ceza davaları görülebilir. Zorunlu karantina uygulamalarının olası yararlarını değerlendirirken ortaya çıkabilecek olumsuz ruhsal sonuçlarını da hesaba katmak gerekir.

Lancet’te 14 Mart 2020’de yayınlanan salgın hastalıklarda karantinanın ruhsal etkilerine dair yapılan çalışmaların bulguları gözden geçirilmiş, en yaygın ruhsal yakınmalar ve hastalıklar, risk etmenleri ve risk grupları mevcut pandemi (dünya geneli salgın) sırasında yeniden değerlendirilmiştir. SARS virüsü bulaşmış kişiyle temas ettiği için karantina altına alınan kişilerde, korku, sinirlilik, üzüntü ve suçluluk hissinin karantina süreci boyunca sık görülen olumsuz duygular olduğu bildirilmiştir. Karantinaya alınmanın uzun dönem etkileri arasında kalabalıktan kaçınma ve aşırı dikkatli bir biçimde el yıkama gibi davranış değişikliklerinin yer aldığı ve kişilerin bir kısmının aylarca normal yaşama dönemediği görülmüştür.

Çökkünlük (depresyon) patolojik düzeyde olmadığında destekleyici görüşmeler, gerçekçi bir biçimde güvence verilmesi, çaresizlik hissinin doğru bilgi akışıyla azaltılması ve hastalıkla ilgili yanlış bilgi ve yargıların düzeltilmesiyle başa çıkılabilir düzeye inebilir. Yaygın belirtilerin yanı sıra nöropsikiyatrik bakımdan yatkınlığı olan kişilerde ve toplumun yaşlı kesiminde bu dönemde çevreden yalıtılmaya bağlı deliryum tablosu görülebilmektedir. Duyusal yoksunluk ve kişinin yönelimini sağlayan, destek sunan ve güvence olarak görülen sosyal ilişkilerin ve iletişimin kısıtlanması deliryuma yatkınlık yaratır.

65 Yaş üstü ve 20 Yaş Altının Ruhsal Durumları

Sokağa çıkma yasağı ve evde kalmanın zorunlu olduğu hallerde, kişiler gündelik hayatla ilişkili ve ruhsal pekçok sorun yaşayabilirler. Ruh sağlığımızı korumak için, öncelikle temel ve zorunlu ihtiyaçlarımızın karşılanması gereklidir, ardından güvenlik ve yardıma ulaşabilme imkanları gelir.

65 yaş üzeri için şunlar önerilebilir:

– Sokağa çıkma yasağına mutlaka uyun.

– Size yardımcı olabilecek yakınlarınızı telefonla arayın; alışveriş, para çekme, fatura yatırma, yemek hazırlama, ilaç temini konularında yardım isteyin.

– Acil durumlar için aile hekimi, bina yöneticisi, yakın bir komşu ve mahalle muhtarınızın telefonunu elinizin altında hazır bulundurun.

– Yakınınızdaki market, kasap, eczane telefonlarını öğrenin, telefonla sipariş verin, siparişleri alınca elinizi yıkayın, paketleri temizleyin.

Zorunlu ihtiyaçlarınız karşılandıktan sonra evde kaldığınız sürece kendiniz için yapabileceğiniz şeyler:

– Beslenmenize dikkat edin, mutlaka sofra kurun ve sağlıklı yiyecekler tüketin.

– Bol sıvı almayı unutmayın, susuz kalmayın.

– Her zamanki diyetinize uyun, tansiyon ve şeker kontrolünü ihmal etmeyin.

– Evin içinde yürüyüş ve egzersiz yapın, tek seferde değil günün belli saatlerinde birkaç kez…

– 10 dakikalık yürüyüş/hareket yapmaya gayret edin.

– Uykunuzu ihmal etmeyin, gece uyuyamıyorsanız, gündüz öğle saatlerinden önce kısa şekerlemeler yapabilirsiniz, böylece dinlenmiş hissedersiniz ve gece yine uyuyabilirsiniz.

– İlaçlarınızı almayı ihmal etmeyin, ilaç almakta veya ilaca ulaşmakta güçlük yaşıyorsanız doktorunuza veya eczacınıza telefonla ulaşın.

– Belli saatlerde televizyonunuzu veya radyonuzu açın, haberleri ve bilgilendirici kamu spotlarını dinleyin, ancak diğer zamanlarda sürekli haber takip etmeyin.

– Sağlığınız elveriyorsa günlük yemek yapın, kendinizi yormayacak şekilde basit temizlik yapın, gündelik işleri aksatmadan sürdürmek zihni oyalar ve ruh sağlığını korumaya yardım eder.

– Sevdiğiniz işlere zaman ayırın, müzik dinleme, elişi yapma, kitap okuma gibi. Sevdiğiniz kişileri telefonla arayın ve sık sık konuşun, yalnızlık duygunuz azalır.

– Sağlığınız yerinde ise yakınlarınıza ve komşularınıza yardım edin; örneğin komşunuza çorba yapmak (ama verirken temas etmemek), çocuğunuza bir kap yemek hazırlamak.

– Acil bir sorun olmadıkça hastanelere başvurmayın.

Tüm çocuklar strese aynı şekilde tepki vermez. Çocuklarda takip edilmesi gereken sık görülen değişiklikler: aşırı ağlama ve sinirlilik; büyüyerek geride bıraktıkları davranışlara dönme (örneğin gece idrar kaçırma gibi tuvaletini kontrol etmeyle ilgili sorunlar); aşırı endişe ya da üzüntü; sağlıksız yeme ya da uyku alışkanlıkları; kolay sinirlenme ve ani öfke krizleri gibi davranışlar; okul performansının kötüleşmesi ya da okuldan kaçınma; dikkat ve konsantrasyon zorluğu; geçmişte hoşlanılan etkinliklerden kaçınma; açıklanamayan baş ağrısı ya da vücut ağrıları.

Çocuğunuzu desteklemek için birçok şey yapabilirsiniz:

– Çocuğunuzla covid-19 salgını hakkında konuşmak için zaman ayırın. Çocuğunuzun anlayabileceği şekilde covid-19 hakkındaki soruları yanıtlayın ve gerçekleri paylaşın.

– Çocuğunuza güvende olduğu konusunda güvence verin. Üzgün ve sıkıntılı hissetmeleri halinde, bunda yanlışlık olmadığını belirtin. Sizden nasıl başa çıkacaklarını öğrenebilmeleri için kendi stresinizle nasıl başa çıktığınızı onlarla paylaşın.

– Çocuğunuzun olayla ilgili yayınlara maruz kalmasını sınırlayın. Çocuklar duyduklarını yanlış yorumlayabilir ve anlamadıkları bir şeyden korkabilirler.

– Çocuğunuzun bir sağlamlık duygusuna sahip olmasına yardımcı olun. Okula ya da yuvaya dönmek güvenli olduğunda, olağan etkinliklerine dönmelerine yardımcı olun.

– Bir rol modeli olun; molalar verin, bolca uyuyun, egzersiz yapın ve iyi besleyin. Arkadaşlarınız ve ailenizle bağlarınızı sürdürün ve sosyal destek sisteminize güvenin.

Çocuklar bir ölçüde çevrelerindeki yetişkinlerden gördüklerine tepki verirler. Ebeveynler ve bakım verenler çocuklarına en iyi desteği covid-19 ile sakin ve güvenli bir şekilde başa çıktıklarında sağlayabilirler. Ebeveynler daha iyi hazırlanırlarsa, başta çocuklar olmak üzere çevrelerindeki diğer kişiler için daha güven verici olabilirler.

Çalışmak Zorunda Olanların Ruhsal Durumları

Herkes stresli durumlara farklı tepki gösterebilir. Acil bir durumun bir kişi üzerindeki duygusal etkisi, kişinin özelliklerine ve deneyimlerine bağlı olabilir. Benzer şekilde, kişinin kendisinin ve içinde yaşadığı topluluğun sosyal ve ekonomik koşullarından etkilenir. Acil durumlara verilen duygusal tepki kişinin yakın çevresinde ulaşabildiği yerel kaynaklara da bağlı olabilir. İnsanlar medyada salgınla ilgili görüntüleri ve haberleri tekrar tekrar izlemek de hissedilen sıkıntının artmasına neden olabilir. 

Bulaşıcı hastalık salgını sırasındaki tepkiler şunları içerebilir:

·     Kendi sağlık durumunuz ve covid-19’a maruz kalmış olabilecek sevdiklerinizle ilgili korku ve endişe

·      Uyku ya da yeme düzeninde değişiklikler

·      Uyumakta yada konsantre olmakta zorluk

·      Kronik sağlık sorunlarının kötüleşmesi

·      Alkol, tütün ya da diğer ilaçların kullanımının artması

Önceden ruh sağlığı sorunları olan kişiler, acil bir durumda tedavilerini aynı şekilde sürdürmeli ve yeni belirtilerin gelişip gelişmediğini takip etmelidir.

Bir afet durumunda bu duygularla başa çıkmak ve ihtiyaç duyduğunuzda yardım almak sizin, ailenizin ve yakınlarınızın iyileşmesine yardımcı olacaktır. Aileniz, arkadaşlarınız ve çevrenizdeki diğer kişilerle bağlantı kurun. Kendinize ve birbirinize iyi bakın ve ne zaman ve nasıl yardım arayacağınızı öğrenin.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar