Kasım ayında en az 154 işçi iş cinayetlerinde hayatını yitirdi

Kasım ayında en az 154 işçi iş cinayetlerinde hayatını yitirdi

İSİG Meclisi Kasım ayı iş cinayetleri raporunu açıkladı. Kasım’da en az 154 işçi, son 10 ayda ise en az 1797 işçi çalışırken yaşamını yitirdi

İSİG Meclisi’nin açıkladığı Kasım ayı iş cinayetleri raporuna göre bu 1 ayda en az 154, ilk on bir ayda ise en az 1797 işçi çalışırken yaşamını yitirdi.

4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne, 3. Havalimanı direnişi nedeniyle tutuklanan işçilere ve açılan davaya, mega projelerin nasıl bir kıyım üzerinden yükseldiğine değinen rapor, Kasım ayındaki iş cinayetlerinin ayrıntılı bilgisiyle devam ediyor.

4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nün bir bayram olarak kutlanabilmesinin mümkün olmadığını belirten Meclis, “Bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü… Maden işçileri örgütsüzken; aşırı-yoğun-fazla çalıştırılıyorken; başta taşeron olmak üzere güvencesiz istihdam koşulları hâkimken; işçiler domates ekmekle karnını doyuruyorken ve ülkemizin dört bir yanında madenci ölümleri-katliamları yaşanırken bu günü nasıl kutlayalım!” diye sordu.

Neoliberal politikalarla birlikte güvencesiz biçimlerinin esas çalışma biçimi haline geldiğine, sendikaların ciddi saldırılara maruz kaldıklarına değinilen raporda, “1980 sonrasında Kozlu, Armutçuk, Yeni Çeltek ve Sorgun’da toplu iş cinayetleri meydana geldi ve yüzlerce işçi yaşamını yitirdi. AKP’li yıllarda madenci katliamları artarak devam etti: Soma, Ermenek, Şirvan, Karadon, Dursunbey, Afşin-Elbistan… Bu tablodan da anlaşılacağı gibi 12 Eylül’le başlayan neo-liberal politikalar, devamı olan AKP iktidarı döneminde derinleşti. Bunun sonucu olarak AKP’li yıllarda en az 1693 madenci kardeşimiz iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi” denildi.

Madenlerde işçilerin, teknisyenlerin ve mühendislerin bir arada, ortak örgütlenmesi çağrısı yapılan rapor, mega projelerin nasıl bir canavara dönüştüğünü örneklerle anlatarak şöyle devam etti.

Türkiye’de Kasım ayında mega projelerde gerçekleşen iş cinayetleri


1- Kuzey Marmara Otoyolu kapsamında inşaatı devam eden Kocaeli Gebze’deki 7 nolu viyadükte ikinci kademe beton dökülürken beton blok ters dönerek işçilerle beraber 30 metreden düştü ve işçiler altında kaldılar. Mehmet Sıddık Canpolat, Bayram Kılıç ve Öztürk Yılmaz yaşamlarını yitirdi. Kuzey Marmara Otoyolu Projesi’nde şu ana kadar en az 8 iş cinayeti gerçekleşti.

2- İzmir-Çandarlı otoyol inşaatında viyadük çalışmaları sırasında kalıp çakarken sacın kayması sonucu 25 metre yükseklikten yere düşen işçi Mehmet Koç yaşamını yitirdi.

 

3- İstanbul 3.Havalimanı’nda 15 metre yükseklikten asansör-merdiven boşluğuna düşen işçi Seyithan Kaya yaşamını yitirdi. CHP İstanbul milletvekili Ali Şeker tarafından CİMER üzerinden yapılan bilgi edinme başvurusuna Arnavutköy Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından verilen yanıta göre, 2013-2018 yılları arasında 3.Havalimanı inşaatında 52 işçi yaşamını yitirdi…

 

4- İzmir Karabağlar’daki İstinyePark AVM inşaatında iskele kurduğu sırada 5 metre yükseklikten düşen işçi Kasım Ak yaşamını yitirdi. İzmir 2. İdare Mahkemesi projenin ÇED raporunu iptal etmesine rağmen söz konusu proje sürüyor.

 

5- İstanbul Dudullu-Bostancı Metro Hattı şantiyesinde cadde kısmında 10 metre çap ve 7-8 metre derinliğinde meydana gelen göçük sonucu bir sitenin güvenlik kulübesinde çalışan özel güvenlik işçileri Güray Halat ve Mehmet Altun yaşamlarını yitirdiler.

Maga projelerde bu yoğunlukta iş cinayeti yaşanmasının nedenleri üzerinde duran rapor, bunları şöyle özetledi:

Mega projelerdeki iş cinayetlerinin de bazı temel nedenleri ve özellikleri var. Birincisi, bu projeler hızla başlamak ve kısa sürede kendisini topluma ‘göstermek’ zorunda. Bunun anlamı şu; projenin ilk evrelerinde yoğunlaştırılan bir çalışma, ki inşaat projelerinin ilk evreleri genellikle kazı, dolgu ve hafriyat işleridir, bu yoğunlaştırma ve üretim zorlaması ile iş cinayetlerinin bu evrelerde artması.

 

İkincisi ise, bu projelerin söz verilen sürede tamamlanma ‘zorunluluğu’. Çünkü burada siyasal ve ideolojik bir hedef ve başarı söz konusu, özellikle de belli tarihsel anlamlı günlerle de çakışmak suretiyle bu sözler, hedefler yerine getirilmek zorunda. Bu da özellikle projelerin son evrelerinde (ki bu evrelerde daha fazla iş kaleminin, daha fazla işçinin, daha fazla taşeronun/alt yüklenicinin olduğu dönemdir) yine yoğun çalışma/üretim zorlamasının kendisini göstermesini beraberinde getiriyor.

Raporda en büyük mega projelerden 3. Havalimanı’na ve 14 Eylül’de yaşanan işçi direnişi nedeniyle tutuklanan işçi ve sendikacıların yarın görülecek duruşmasına değinilerek, katılım çağrısı yapıldı:

En büyük mega proje olan 3.Havalimanı’nda işçilerin tutuklanması tüm işçilere bir gözdağıdır…
Türkiye’nin en büyük mega projesi denilen 3.Havalimanı inşaatında işçiler, Eylül ayında işçi sağlığı ve iş güvenliği ekseninde 15 taleple eyleme geçtiler. Yirmi bin civarında işçinin katıldığı bu toplu pazarlık eylemi sonrası işçiler dövülerek gözaltına alındı ve şu an 31 işçi tutuklu. Yani mega projelerde işçilerin örgütlenme ve toplu pazarlık hakkı da yasaklanıyor…

 

Bu noktada çağrımızdır: Yarın (5 Aralık 2018 Çarşamba) saat 09.30’da Gaziosmanpaşa Adliyesi 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 3.Havalimanı işçilerinin ilk duruşması görülecek. İnşaat işçisi köle değildir ve haklı mücadelesi yargılanamaz. Bu sesi büyütelim

Rapor Kasım ayı iş cinayetlerinin ayrıntılı bilgisiyle şöyle sonlanıyor:

Kasım ayında 154 iş cinayeti: 4’ü çocuk, 13’ü kadın ve 2’si göçmen… 

Yüzde 82’sini ulusal ve yerel basından; yüzde 18’ini ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve sendikalardan öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla Kasım ayında en az 154 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi… Raporumuzda meslek hastalığı nedeniyle gerçekleşen hiçbir iş cinayeti yok. Oysa ILO ve WHO verilerine göre 1 “iş kazası sonucu ölüm” karşılığında yaklaşık 6 “meslek hastalığı sonucu ölüm” olmaktadır…

 

Elimize yeni ulaşan bilgiler ışığında Ocak ayında en az 144, Şubat ayında en az 128, Mart ayında en az 130, Nisan ayında en az 189, Mayıs ayında en az 169, Haziran ayında en az 151, Temmuz ayında en az 201, Ağustos ayında en az 185, Eylül ayında en az 167, Ekim ayında en az 179 ve Kasım ayında en az 154 işçi olmak üzere; Türkiye’de 2018 yılının ilk on bir ayında en az 1797 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi…

 

154 emekçinin 129’u ücretli (işçi ve memur), 25’i kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor…

 

Ölenlerin 13’ü kadın işçi, 141’i erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, tekstil, banka, ticaret, taşımacılık, sağlık ve güvenlik işkollarında gerçekleşti…

1’i 14 yaş ve altında olmak üzere 4 çocuk işçi (ikisi tarım, biri inşaat ve biri atık kâğıt işçisi) can verdi. Böylece iktidar tarafından ‘Çocuk İşçilikle Mücadele Yılı’ ilan edilen 2018’in ilk on bir ayda en az 66 çocuk işçi ölümü gerçekleşmiş oldu. Bu sayı şu ana kadar tespit edebildiğimiz çocuk işçi cinayetlerinin en yüksek olduğu yıl olarak tarihe geçti…

2 mülteci/göçmen işçi (biri Suriyeli ve biri Nijeryalı) yaşamını yitirdi. Böylece 2018 yılının ilk on bir ayında en az 104 mülteci/göçmen işçi ölümü gerçekleşti ki bu, şu ana kadar bir yılda tespit edebildiğimiz en yüksek göçmen iş cinayeti sayısı…

Ölümler en çok inşaat, tarım, taşımacılık, ticaret/büro, madencilik, sağlık, güvenlik, belediye/genel işler ve metal işkollarında gerçekleşti.

En fazla ölüm nedeni trafik/servis kazası, ezilme/göçük, yüksekten düşme ve kalp krizi. Uzun, yoğun ve fazla çalışmanın çıplak bir sonucu olan kalp krizi sonucu olan ölümlerdeki artış sürüyor…

Kasım’da Türkiye’nin 51 şehrinde ve yurtdışında bir ülkede iş cinayeti gerçekleştiğini tespit ettik. En çok iş cinayeti İstanbul, Aydın, İzmir, Kocaeli, Bursa, Zonguldak Antalya, Diyarbakır, Adana, Ankara, Denizli, Gaziantep, Hatay, Manisa, Tekirdağ ve Trabzon’da yaşandı…

Ölenlerin 5’i (yüzde 3,25) sendikalı işçi, 149 işçi ise (yüzde 96,75) sendikasız. Sendikalı işçiler kimya, metal ve enerji işkollarında çalışıyordu. Diğer yandan ölen başka sendikalı işçiler de olabilir. Ancak kâğıt üzerinde olan sendikal üyeliklerinin gerçek bir örgütlülük olmaması ve birçok sendikanın ölen üyelerini sahiplenmemesi sonucu net bir bilgi verme şansımız olmadığını da belirtelim. Bu durum özellikle kamu çalışanı/memur sendikaları açısından daha da tespit edemediğimiz bir husus…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et
[lvca_spacer desktop_spacing=”50″ tablet_width=”960″ tablet_spacing=”30″ mobile_width=”480″ mobile_spacing=”10″]

İlgili yazılar