Kendi okur temsilcisinden Hürriyet’e gazetecilik dersi

Kendi okur temsilcisinden Hürriyet’e gazetecilik dersi

‘İşçiler ve işçi sendikasıyla görüşülmemiş, polisiye önlemlerden, gözaltı ve tutuklamalardan hiç söz edilmemiş, ağırlıklı olarak havalimanı tanıtılmıştı.’


Hürriyet Gazetesi Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, gazetesinin, insanlık dışı çalışma koşullarını protesto eden işçilerin 3. Havalimanı çalışma kampında başlattıkları eylemi ‘gerektiği gibi’ yansıtmadığını yazdı.

Bidirici, adeta ‘kör göze parmak’ düzeyinde gündem oluşturan 3. Havalimanı işçilerinin direnişini ‘gerektiği gibi yansıtmayan’ burjuva medyanın ‘amiral gemisi’ olarak da anılan Hürriyet’e eleştirilerinde kendince ‘tarafsız gazeteciliği’ tarif ederken, direnişin gücüne vurgu yapmış oluyor.

Aslında Hürriyet, yaşananları üstlendiği misyona uygun biçimde ‘gerektiği gibi’ verdi. Çünkü Hürriyet vb.’nin derdi soruna gazeteciliğin asgari gerekleri üzerinden yaklaşmak değil. Gelişmeleri iktidarın penceresinden, burjuvazinin dünyasından ve onların çıkarları temelinde izlemek onların üstlendiği misyonun gereğidir.

Dolayısıyla Bildirici’nin de çalıştığı gazetenin derdinin ‘tarafsız habercilik’ olmadığını biliyor olması gerekir.

Yine de Faruk Bildirici’nin “Sosyal medya olmasaydı” başlığıyla “okurlardan” gelen eleştirilere kulak vermesi tek sesliliğe karşı anlamlıdır.

‘Yazana değil yazdırana bakacaksın’ sözü bu durumlar açısından geçerli olsa gerek. Bildirici’nin çalıştığı gazeteye getirdiği eleştiriler 3. Havalimanı işçi direnişinin gücünün bir yansımasıdır.

İşte Bidirici’nin bugün Hürriyet’te yayınlanan yazısının ilgili bölümü:

Üçüncü havalimanındaki işçi eylemi haberleriyle ilgili de çok sayıda okurdan eleştiri geldi. Örnek vermek gerekirse Serdar Özdemir, “İşçilerin eylemi haber değeri taşımıyor mu?” diye soruyordu.

Aslında işçi eylemi konusunda Hürriyet’te haber yapılmamış değil. İlk olarak 15 Eylül’de ekonomi sayfasında “Yeni havalimanı inşaatında eylem” başlığıyla kısa bir haber verilmişti. Ama “gözaltı yaşanmadığı” ve “işçilerin taleplerinin kabul edildiği, eylemin bittiği” yazılmıştı. 18 Eylül’de yine ekonomi sayfasında İstanbul Valisi Vasip Şahin ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’nın, 19 Eylül’de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın açıklamaları aktarılmıştı.

“YAŞANANLAR GEREKTİĞİ GİBİ YANSITILMADI”

Okur Temsilcisi olarak bu haberlerin yaşananları gerektiği gibi yansıttığını söyleyemem. 15 Eylül’deki ilk haberde yanlışlar vardı; 400 civarında gözaltı vardı, eylemler devam ediyordu ve istekler kabul edilmemişti. Haberi düzeltmek için üç gün beklemeye, valinin açıklamasını görmeye gerek yoktu.

“DOĞRU GAZETECİLİK TAVRI AÇIKLAMALARI BEKLEMEK DEĞİL”

Böylesi yankı yaratan bir olayda doğru gazetecilik tavrı açıklamaları beklemek değil, olay yerine gitmek ve ilgili bütün taraflarla temas etmektir. Öncelikle işçilerin iddiaları gerçek mi değil mi ona bakılır. İddialar gerçekse haberler buna göre yazılır.

“GÖZALTI VE TUTUKLAMALARDAN HİÇ SÖZ EDİLMEDİ”

Gerçi 22 Eylül’deki haber havalimanına gidilerek yazılmış, şirket CEO’sunun işçilere yanıtı ve özür dilediği aktarılmıştı. Fakat yine işçiler ve işçi sendikasıyla görüşülmemiş; işçilerin kaldığı yerler gezilmemiş, iddiaları araştırılmamış, polisiye önlemlerden, gözaltı ve tutuklamalardan hiç söz edilmemiş, ağırlıklı olarak havalimanı tanıtılmıştı.

Aslına bakarsanız okurlar, oradaki gelişmeleri sosyal medyadan bütün ayrıntılarıyla an be an öğrendi. Medyada bilgi ve haberin yerini salt açıklamalar alınca okurun bu açığı sosyal medyadan kapatması doğal. Ama o zaman da gazetesine, televizyonuna olan güveni zedeleniyor.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar