“Keşke patronun verdiği rüşveti alsaydım, mangal yakardık”

“Keşke patronun verdiği rüşveti alsaydım, mangal yakardık”

Sendikalaştıkları için işten çıkarılan Flormar işçilerinin direnişi 24. gününde

Direniş, bugün de sabahın erken saatlerinde başladı. 6.30’da direniş alanına gelen işçiler, 9.30’da verilen çay molasında yine dikenli teller ve brandaların üzerinden hala çalışmakta olan arkadaşlarına coşkuyla seslendiler.

İçerde çalışmakta olan işçilerden beşi de açılan kapının ardından dışarıdaki arkadaşlarını alkışladılar. Birbirimizle, “Yakında bu arkadaşları da kapının önünde görürüz” diye şakalaştıktan sonra işçi arkadaşlardan biri kendi işten atılma sürecini anlattı:

“Bize Flormar’a bağlılık parası adı altında 500 lira para verdiler. Bunun yanında tek tek konuşarak bizi etkilemeye çalışıyor, rüşvet teklif ediyorlardı. Tabii ben kabul etmedim hiç bir zaman. Zaten çok geçmeden moladayken dışarıdaki arkadaşları alkışladım diye işten atıldım. Hem de moladan sonra fabrikaya girmeme izin verilmeyerek. Şimdi diyorum ki, keşke alsaydım o ücretleri. Burada o parayla mangal yakardık”

Çay molasının bitişinden sonra sohbet düzeni alındı. Bir grup işçinin sendika temsilcisiyle yaptıkları soru-cevap konuşmasında, “Ya direnişe geçmeseydik?” sorusu tartışıldı.

Direnişe geçilmeseydi yıllar süren davalar sonunda belki tazminatlarını alacaklardı ve işlerine geri dönme olanakları olmayabilirdi. Öte yandan direnişle sendikalı olarak işlerine geri dönerlerse, daha önce bir şefin söylediği gibi, “siz koyunsunuz, biz ise çoban” durumunu yaşamayacaklardı. Bu sözleri sarf eden şef, hakkında çok şikayet gelmesi üzerine işten çıkarılmış olsa dahi, söylemleri patronların işçilere bakış açısını özetliyordu en nihayetinde.

İşçiler, sendikalı olarak hakları olan işlerini geri aldıklarında artık; performans rekoru kırdıkları için ‘ödül’ kisvesiyle kesilen küçük pastalara,  maaşlarına yapılan 20 liralık ‘zam’lara, memnun olmadıkları her türlü muameleye karşı durmakta zorluk çekmeyeceklerdi.

Öğle yemeğinde gerçekleşen “seslenme” eyleminde ise fabrikanın içinden dört işçi brandaların önüne gelerek direnişçi işçileri alkışladı; Flormar, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganlarıyla inledi. Meşaleler yakıldı, halaylar çekildi.

“Bak elimde yazanı okuyabiliyor musun?” diyerek elindeki dövizi içerideki arkadaşlarına gösteren, “Korkmayın, bakın ben bu fabrikaya 7 senemi verdim” diye bağıran emekçilerle bir Flormar Direnişi günü daha son buldu.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar