Kılıçdaroğlu günler sonra konuştu!

Kılıçdaroğlu günler sonra konuştu!

Rejimin Diyarbakır, Mardin, Van BB’lerini kayyımla gasbetmesi hakkında günler sonra demeç veren Kemal Kılıçdaroğlu özünde “yanlış yapıyorsun ama ben yine de seninleyim” dedi!

Rejimin kendi yazılı olmayan kanunlarıyla gerçekleştirdiği ve adına da “hukuki bir uygulamadır” dediği kayyım darbesi konusunda günler sonra konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olup biteni “Artık demokrasinin son kırıntıları da ortadan kalktı”, “Milletin iradesine darbe indirildi” sözleriyle tanımladı.

Führerci tipte faşist rejimin yazılı olmayan yasalarını hoyratça uygulama özgürlüğünü kullanması ve sandığın onun açısından sadece kendi meşruiyetini pekiştirdiği oranda kabul edilebilir olduğunu halen göremeyen Kılıçdaroğlu, “Aklın mantığın alacağı şeyler değil bunlar. Bu yapılanlarla dünyanın hiçbir yerinde ‘Türkiye’de demokrasi var’ı anlatamayız” diyerek onca şeyden sonra aslında ne olduğunu halen anlamadığını da ortaya koydu.

Temsili demokrasi denilen devlet ve rejim biçimine mahsus kimi kırıntıların çoktan mezara gömüldüğünü, sandığın defalarca yok sayılarak sadece ‘beni onaylarsa kabul ederim’ noktasında ele alındığını, “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözündeki hoyratlığın mevcut rejim/devlet biçiminin ruhunu oluşturduğunu bilinçli olarak görmezden gelen Kılıçdaroğlu, yapılıp edilene tepkiyi yazılı olarak duran ama fiiliyatta anlamları olmayan mevcut yasalar içinden düşünerek koyuyor ve “kabul edilemez” diyor.

Resmi bir açıklama yapmak yerine Sözcü Gazetesi’nden Deniz Zeyrek’le görüşme üzerinden görüşlerini dile getiren Kılıçdaroğlu’na göre kayyımla gasbedilen belediyelerin seçilmişleri mevcut yargının onayından geçerek seçilmişlerdi, bir manileri varsa o onayı alamazlardı!

Mevcut yasalara göre haklarında kesinleşmiş ceza olmayan hiçbir seçilmiş görevden alınamaz, evet. Kayyımla görevden alınan 3 BB eşbaşkanlarının hiçbirinin böyle bir cezası yok. Diyelim ki oldu, yerlerine kayyım atanmaz, belediye meclislerinde yapılan seçimde en fazla oyu alan geçer, evet. Bu hukuksal mevzuat içinden düşünerek konuşan Kılıçdaroğlu, bir önceki kayyımları, HDP milletvekilleri ve eş genel başkanlarının da aynı “hukuksuzlukla” görevden alınıp, tutuklandıklarını görmezden gelerek konuşmakta ısrar ediyor.

Bu kararı alan rejim cephesi “bu hukuki bir karardır” cümlesinin altını döne döne çizerek aslında “biz kendi hukukumuzu işletiyoruz” pervasızlığı sergilerken, Kılıçdaroğlu da halen “hukuktan” bahseden kesimler de aslında neyin yaşandığının ya farkında olmadıklarını ya da bilerek farkında değilmiş gibi davrandıklarını ele veriyorlar.

‘Milletin feraseti’ne güveniyormuş

Neden böyle yaptıklarını da “ne yapmak gerekir?” sorusuna verdikleri yanıtla ele veriyorlar. Kılıçdaroğlu’nun Zeyrek’in sorduğu “Peki İstanbul, Ankara ve İzmir BB’lerine de aynı şey yaplırsa tutumunuz ne olacak?” sorusuna verdiği “Bu tür olaylar yaşanınca sokağa çıkmak, protesto etmek gibi durumları doğru bulmuyoruz. Biz milletin ferasetine güveniyoruz. İstanbul’da da aynı şeyi YSK eliyle bize yaptılar. ‘Ya sokağa çıkın ya boykot edin’ dediler. İkisini de yapmadık. Halkın ferasetine güvendik ve gördük” yanıtı her şeyin özetidir.

Halkın feraseti”ni defalarca yok saymış, o kutsallaştırlan sandığı defalarca tekmelemiş gecekondu usulü inşa edilmeye çalışılan bu rejimin, bundan sonra o “feraseti” dikkate alacağı beklentisi, ham hayal değilse “devletin bekası” reflekslerinin tipik ifadesidir.  

Eski “devlet partisi” refleksleriyle düşünmekte ısrar eden Kılıçdaroğlu (ki bu ısrar sınıfsal bir tutumun ifadesidir!), bir kez daha tarihsel rolünü oynayarak işçi ve emekçileri faşist hoyratlık karşısında ölü böcek taklidi yapmaya, sessizce yeni bir sandığın kurulması dönemini beklemeye davet etmektedir. Bu tutumun o sandıkların bir kez daha kurulmaması sonucuna götüreceğini görmezden gelerek ya da bile bile böyle davranarak. Her kritik anda kapitalist sistemin varlığını, istikrarı merkeze koyan CHP aynı yerde durduğunun altını bir kez daha çizmekte ve aslında rejime de bu yolla mesaj vermektedir:

“Yanlış yapıyorsun ama ben yine de seninleyim” demenin bin bir yolu vardır ne de olsa!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar