Ethem’i ve Gezi’yi kimliksizleştirmenize izin vermeyeceğiz!

Ethem’i ve Gezi’yi kimliksizleştirmenize izin vermeyeceğiz!

Ankara Güvenpark’ta Gezi’yi ve Ethem yoldaşı andığımız eylemde kimliksizleştirme saldırısına karşı verilen cevap tüm devrimci dost kurumlar, derneklerle birlikte, ortak irade ve tutum sonucu direniş ve kavgayla oldu. Ardından yapılan anmada flama yasağına karşı Ethem yoldaşın örgütlü olduğunu, kimliksizleştirilemeyeceği Alınteri flamasının açılmasıyla bir kez daha ifade edildi

Bundan 7 yıl önce Ethem yoldaş, Kızılay Güvenpark’ta “çektim sıktım üç tane” diyerek böbürlenen katil polis Ahmet Şahbaz tarafından bilerek kurşunlandı. Mobese kameralarıyla tespit edilen cinayet daha sonra “Emri ben verdim” diyenlerce sahiplenildi. Polisin bu gücü ve cüreti nereden alındığının da beyan edildiği Gezi saldırıları ve cinayetleri, faşist devletin katliamcı politikalarının çıplak bir göstergesiydi. 

Bu katliamlar ilk kez Gezi’de mi yaşandı? Tabii ki hayır! Tarihsel akışa baktığımızda bunu net olarak görebiliriz. 

Gezi, 7 yıl önce nefes alamaz hale getirilmek istendiğimiz için toplumun hemen hemen tüm kesimlerinin “Artık yeter” diyerek sokağa çıktığı günlerin adı oldu. Bardağı taşıran son damla Gezi Parkı’ndaki ağaçların sökülüp betonlaştırılma girişimi oldu. İsyan, Türkiye’nin bir ili hariç her yere yayıldı, toplumsallaştı. Nefes alma yolları direniş ve toplu karşı koyuşla açılacaktı. “Nefes alamıyorum” diyen herkes Gezi Direnişi’ne el vermişti, yan yana gelmiş, omuz omuza vermiş, dayanışmacı komün yaşamının bir minyatürünü hayata geçirmişti. 

Bizler Gezi Direnişi’nin her aşamasına kimliğimizi gizlemeden katıldık. O zamanlar Aşkın ve kavganın şairi Adnan Yücel Kültür Sanat Festivali’nin Üçüncüsü yapılıyordu. Ankara, İzmir ve Adana’da gerçekleştirilen festivalin finali çeşitli etkinliklerle İstanbul’da son bulacaktı. Gezi Direnişi 30-31 Mayıs günlerinde başlayınca festivalin salon etkinliklerini iptal edip festival pankartımız, Alınteri önlüklerimiz, flamalarımızla direnişe katıldık.

1 Haziran günü saat 15:00’te içinde yer aldığımız Gezi Koordinasyonu tarafından tüm İstanbul halkına İstiklal Caddesi’nde toplanıp Gezi Parkı’na yani Taksim Meydanı’na girmek için yürüyüş çağrısı yapıldı. Saat 15.00’e kadar İstiklal’in ara sokaklarında barikat barikat direndik. Saat 15:00 olduğunda ise Tüm İstanbul akın akın İstiklal Caddesi’nden, Taksim Gezi Parkı’na giriş yollarından sel olup akmıştı. 1 Haziran günü tomanın tazyikli su saldırısı sırasında Maviş yoldaşın bacağı kırılmıştı. Daha dün gibi gözlerimin önündedir bu anlar. 

Taksim’e, Gezi Parkı’na çıkan tüm yollardaki, caddelerdeki insan selinin ucu bucağı görünmüyordu. 1 Haziran günü Ankara Kızılay’da gece gündüz sokaklardan ayrılmayan yoldaşlarımız Güvenpark’a polis kalkanlarını ele geçirip girmişlerdi. En önde Ethem yoldaşın ve diğer yoldaşlarımızın da içinde olduğu grup vardı. Saat 16:00’yı biraz geçtiğinde Güven Park’ta polisin bir kişiyi başından vurduğunu duyduk. Birkaç saniye sonra ise vurulan kişinin yoldaşımız Ethem olduğunu öğrendik. Bir Alıntericinin Ankara Güven Park’ta katil bir polis tarafından başından vurulduğu haberi Gezi Parkı’nda dalga dalga yayıldı. Aynı gece Ankara’ya geldik. Tam 14 gün Ankara Numune Hastanesi’nde Ethem yoldaşa yaşama direnci katmak için bekledik. Ama olmadı maalesef. Ethem Yoldaş devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzler kervanına katıldı.

Ethem katil polis tarafından neden vuruldu? Tesadüf müydü? Katil polis rastgele mi ateş etti de kurşun Ethem yoldaşa denk geldi? Bence ne tesadüftü ne de rastgele açılmış bir ateşti. Hedefli bir cinayetti bu!

16 Mayıs İbrahim Kaypakkaya’nın mezar anmasına Ethem yoldaşla birlikte katılmıştık, mezarlık girişindeki jandarma barikatını birlikte yıkmıştık. Mezarlığa giderken aramıza katılan sivil ve üniformalı faşistler kitleyi sabote etmek istediler. Bunu görünce Ethem elindeki Kaypakkaya fotoğrafını bana fırlatarak geriye koştu. Ben de ardından gittim. Gördüğüm manzara tam bir suikast manzarasıydı. Bir jandarmanın silahı tam Ethem’in göğsüne dayanmış fakat tutukluk yaptığı için ateş almamıştı. Diğer kolluk yetişip o jandarmayı kitlenin içinden alıp çıkarmıştı. Faşist devlet, bilinçli, gözüpek, kitlenin korkusunu, kararsızlığını giderecek bilince sahip olanları yaşatmak istemez ki kitle üzerinde tahakkümü ve hegemonyası devam etsin. 

Gelelim 1 Haziran Ankara Güven Park’ta Ethem yoldaşın katledilmesine, Ethem yoldaş sınıf bilinci ve kiniyle oradaydı. Baskı, hak gaspı, dayatmalar ve zorbalığa karşı mücadele etmenin direnmekten, engelleri aşmaktan, barikatları yıkmaktan geçtiğinin bilinciyle en ön saflarda yerini aldı. O polis barikatlarını yoldaşları ve diğer devrimcilerle birlikte bu bilinçle yıktılar. Ellerinde ise polis kalkanları vardı. Devletin güvenlik gücü toplum gözünde madara olmuştu, kitle akın akın Güven Park’a giriyordu. O alçak katil aldığı emirle barikatın en önünde olanı, korkusuz olanı vurmalıydı. Barikatın en önünde Ethem yoldaş vardı. Ethem yoldaş için vur emrini almıştı, vurdu! Kanlar içinde yatıyordu Ethem. Katil polis ise büyük bir sevinçle hızla geriye doğru kendisi gibi katil ruhlu arkadaşlarının yanına giderek kendisinden beklenen haberi “Çektim sıktım üç tane” diyerek muştuladı.

Kapitalist barbarlık sömürüden, baskıdan, hak gaspından, işçi kanından, yoksulun emeğinden beslenir, kendini var eder. Faşizm hükmünü yürütürken halkların geri bilince yaslanır. Dolayısıyla kitlelerin korkularını aşmasını sağlayabilecek sınıf bilinçli, kararlı, gözüpek, devrim ve sosyalizm mücadelesinden her türlü bedeli ödemeyi göze alan devrimciler onların baş düşmanıdır ve yok edilmeleri gerekir. Bunu yapmak için hiçbir şeyden sakınmazlar. Çünkü devlet erkinin bütün araç ve gereçleri ellerindedir. Bizim ise ideolojimiz, bilincimiz, mücadele azmimiz, korkusuzluğumuz vardır. Korku çemberini kitleler nezdinde yıkabildiğimiz oranda da milyonlar olacağız. Asıl korktukları şey işte budur. Hani “Ne zaman ayaklar baş oldu” diye köpürmüşlerdi ya… Elbet bir gün o baldırı çıplaklar, açlar ordusu bilinçlenip ayağa kalkacak. İşte o zaman tarihin çöplüğünde yerinizi bir daha geri gelmemek üzere alacaksınız!

Gezi direnişinin üzerinden 6 yıl geçti. 6 sene boyunca Ankara Güven Park’ta Gezi direnişinin ve Ethem yoldaşın ölümsüzlüğünün yıldönümlerinde flamalarımız, ölümsüzleşenlerin fotoğrafları, Gezi pankartımız, Ethem’in görüntüleri, karanfillerimiz, sloganlarımızla anmalarımızı yaptık. Yapmaya da devam edeceğiz. 

Dün Ankara Güven Park’ta Gezi’yi ve Ethem yoldaşı aynı konseptte anmak istedik. Alan devletin kolluk güçleri tarafından bariyerlerle çevrilmişti. Flamaların, pankartların, ozalitin, fotoğrafların alınmayacağını, anmaya ancak böyle ‘müsaade edileceği’ni iletti güvenlik amiri. Böyle bir şeyle karşılaşacağımızı aslında tahmin ediyorduk. Nihayetinde böyle de oldu. Sanıyorlardı ki bunu sessiz sedasız kabul edeceğiz. Asla! Polisle bu temelde tartışmamız sürerken saldırı başladı. Hem de barbarca hem de yaralamaya, sakat bırakmaya dönük bir saldırıydı. Direndik, karşı koyduk. Darp edilerek, yerlere fırlatılarak, sürüklenerek gözaltına alındık. Ama boyun eğmedik, eğmeyeceğiz! Geziyi ve Ethem yoldaşı kimliksizleştirme çabalarını ve saldırılarını boşa çıkaracağız. 

Dün yapılan kimliksizleştirme saldırısına karşı verilen cevap tüm devrimci dost kurumlar, derneklerle birlikte, ortak irade ve tutum sonucu direniş ve kavgayla oldu. Ardından yapılan anmada flama yasağına karşı Ethem yoldaşın örgütlü olduğunun, kimliksizleştirilemeyeceği bir kez daha Alınteri flamasının açılmasıyla ifade edildi.

Diyoruz ki, sizin saldırılarınız şimdilik devam edecek bu bize dert ama size asla boyun eğmeyeceğiz, kimliksizleştirme saldırılarınızı her zaman boşa çıkaracağız bu da size büyük bir dert olsun!

Ankara Alınteri


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar