Kirazlıyayla Köylüleri jandarma barikatlarını aşarak şirketi protesto etti

Kirazlıyayla Köylüleri jandarma barikatlarını aşarak şirketi protesto etti

Bursa Kirazlıyayla köylüleri Lübnanlı maden şirketi Meyra’nın cevher zenginleştirme ve atık tesisleri projesine karşı yapmak istedikleri basın açıklaması engellenince dağ tepe yürüyerek barikatı aşıp, açıklamayı ziyaretçileriyle birlikte gerçekleştirdiler.

Pandemi süreci boyunca durmayan şeylerden biri de doğanın talanı oldu. Kanal İstanbul projesinin ilk ihalesi bu günlerde yapıldı, Salda Gölü’ne iş makineleri bugünlerde girdi. En az 20 talan projesi için ÇED olumlu raporu bugünlerde verildi. Koruma altındaki alanların talana açılmasının önünü açan düzenleme bugünlerde yapıldı.

Bu yağma projelerine karşı direnişler de devam etti. Nitekim Bursa Nilüfer’de kaçak bir şekilde yapımına başlanan Çalı HES projesi bu direnişler sonucu 5 Haziran tarihinde mühürlendi. Yine Salda Gölü’ne giren iş makinelerini geri çekmek zorunda kaldılar ve devletin hiçbir yetkilisi sorumluluğu almaya cesaret edemeyerek, yüklenici firmayı suçlamak zorunda kaldı.

Kısacası kapitalist yağma ve talan devam ederken doğalarına sahip çıkan köylüler birçok yerde direnmeye devam etti. Bu adreslerden biri de Bursa’nın Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Köyü. Lübnanlı Meyra Madencilik Şirketi tarafından köylerine yapılmak istenen flotasyon (cevher zenginleştirme) ve atık tesisine karşı uzun süredir direniş gösteren köylüler bugün de karşılarında jandarmayı buldu.

Daha önce Yenişehir Kaymakamı tarafından para cezası ve arazi icrasıyla tehdit edilen, şirketin her hamlesine karşı tavır aldıklarında karşılarında jandarmayı bulan köylüler, bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle köy meydanında kutlama yapmak istedi.

Bursa Çevre Platformu, Bursa Tabip Odası, Barosu, çeşitli siyasi parti temsilcileri ve çevre derneklerinin katılacağı kutlama nedeniyle jandarma köye 14 kilometre kala giriş çıkışları kapattı.

Köylülerin davetlisi olarak gelen kurum temsilcileri ve kişilerin girişine izin verilmeyince köylüler araçlarıyla onların yanına gitmek istedi. Jandarma buna da izin vermeyince kilometrelerce yolu dağ-tepe aşarak engellenilen yere ulaştılar.

“Biz halkız, torunlarımızın kirli hava solumasına izin vermeyeceğiz, biz olmasak şehirdekiler ne yiyecek, toprak karın doyurur” diye tepki gösteren köylüler “Direne direne kazanacağız!”, “Lübnanlı şirket köyümüzü terket!” sloganlarını haykırdılar.

Şirket daha fazla İznik Gölü suyuna ve başka sulara ihtiyaç duyacak!”

Bursa Çevre Platformu adına Barçık Köyü girişinde yapılan basın açıklamasında Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Kirazlıyayla köyünü de içine alan 346 hektarlık ruhsat alanını 2012 yılında devralan MEYRA şirketinin “ÇED gerekli değildir” izni alarak 2013 yılında madencilik faaliyetine başladığını ve sürekli yalanlarla halkı kandırmaya çalıştığını dile getirdi. ÇED raporundaki su kullanımı ile ilgili tabloların yılda 600 bin ton su kullanılacağını, alınan su kullanım izninin yetmeyeceğini aktaran Aksoy, şirketin daha fazla İznik Gölü suyuna veya daha başka su kaynaklarına ihtiyaç duyacağını dile getirdi.

“Kovid-19’u fırsat bildiler”

Aksoy, açıklamada şunları dile getirdi:

ÇED raporunda yasal izinler alınmadan hiçbir işlem ve inşaat yapılmayacağı sözüne rağmen, eylül ayında Kirazlıyayla ve çevre köylülerinin başlattıkları mücadeleye ve haklı taleplerine göz yuman, görmezden gelen, kamu kurumları, belediye, kaymakamlık ve kolluk güçlerine sırtını dayayan yalancı ve talancı şirket, Kovid-19 salgınını sürecinde halkın eve hapsedilmesini fırsat bildi. Şirket, herkes evindeyken 30 Mart tarihinde tesis altyapısı için arazi düzlemeye ve ağaç kesimine başladı. Halkın baskı ve tepkileri nedeniyle geçici bir süre için çalışmalarını durduran maden şirketi, 11 Mayıs’ta tekrar başlayarak önce bölgeye malzeme nakli yapmış, sonra da insanların evden çıkamamasını fırsat bilerek son hızla inşaata girişmiş ve köylülerin gözleri gibi korudukları ağaçları kesmeye devam etmiştir.

“35 bin hektarlık alan, İznik Gölü ve Yenişehir Ovası etkilenecek”!

Kaymakamlığın ve emrindeki kolluk güçlerinin köylülere baskı uyguladığını, yüklü cezalarla tehdit ettiğini belirten Aksoy, “Yasal izinleri olmadığı halde inşaat ve ağaç kesme çalışmalarına başlayan, kanunu ve hukuku yok sayan maden şirketini faaliyetlerini durdurmaya, sorumluları da halkın ve köylünün yanında olmaya davet ediyor, bu tavırlarını kınıyor ve artık yeter diyoruz. Yasa tanımaz, hukuk tanımaz, adı yerli, sahibi Lübnanlı madenci şirket durdurulmaz ve faaliyetleri sonlandırılmaz ise sadece Kirazlıyayla’da değil  35 bin hektarlık coğrafyada tüm canlıların yaşamı ve doğal varlıkları doğrudan, İznik Gölü ve Yenişehir Ovası‘da dolaylı şekilde olumsuz etkilenecektir” diye konuştu.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar