Korona süreci ve geleceğimiz

Korona süreci ve geleceğimiz

Yaşayan ve yaşatan her şeye düşman kapitalizm. O halde sosyalistler artık bir an önce harekete geçmeli ve bu fırsattan faydalanmalı.

YAŞANACAK DÜNYA

Agir Çelik

Geçenlerde Amerikan üslerinden birinde çalışan bir IT (Bilişim Teknolojisi) uzmanı ile ABD seçimleri ve adaylarla ilgili sohbet etmiştim. Biden’ın gerçek bir Hristiyan olmadığını, komünistleri, sosyalistleri desteklediğini bu yüzden kendisinin Trump yanlısı olduğunu söyledi.

Sosyalistlerin de pek makbul insanlar olmadığından dem vurarak gerçek niyetini ortaya koydu. “Peki kapitalizm çok mu iyi, sözde dünyanın en zengin ülkesisiniz ama insanların sağlık sigortası yok, renginden dolayı sokak ortasında sokak ortasında öldürülüyor polis tarafından, milyarderlerinizin geliri dünyaya bedel, bu çok mu iyi” diye çıkışınca ben, “Evet ama demokrasi olmalı” diyerek durumu kurtarmaya çalıştı.

Korona süreci, kapitalizme karşı sosyalizmi savunmak için aslında her gün yaşadığımız ama pek farkına varmadığımız birçok gerçeği tekrar tekrar gözümüze soktu. İnsanların en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamak için dahi saatlerce ya da ikinci işlerde çalışmak zorunda kaldıkları, bu para ve ihtiyaçlar peşinde koşarken kendi hayatlarından, çocuklarından, sevdiklerinden, sosyal yaşamdan ve doğadan ne kadar uzaklaştığımızın farkına vardık. Kapitalizmin bizleri ne denli esir aldığını iliklerimize kadar hissettik.

Özellikle yoğun çalışanlar çocuklarına zaman ayırma, onlarla bir şeyler paylaşma olanağını fazlasıyla buldular. Süreç ilerledikçe de insanların işlerine, geleceklerine, eğitimlerine, hayallerine yönelik kaygı, korku ve olumsuz düşünceler arttı, artmaya devam ediyor.

Binlerce çalışanın işinden olması, özellikle küçük esnaf iflasları, toplu sözleşmelerde çalışanların hem ücretlerden hem de sosyal haklarından feragat etmelerinin istenmesi… Durun daha bitmedi; 1 Ocak itibariyle yeni yasaların ve düzenlemelerin geleceği de söyleniyor. bu saldırganlık öyle görünüyor ki önümüzdeki aylarda ve yıllarda da sürecek.

Devasa otomobil tekeli Daimler, tasarruf önlemleri kapsamında binlerce çalışanın 40 saatlik sözlesmelerini iptal etti. Nisan 2021’den itibaren haftalık çalışma süresi 35 saat olacak ve buna göre daha az ücret alınacak. Birçok mühendisin maaşlarında da yüzde 12 kesinti yapılacak.

Almanya’da 6 milyon kişi Eylül’de 450 euroluk “mini job” yaptı. Bunların çoğu kadın. Fakat sözgelimi çocuklu yalnız yaşayan kadınların bu paradan ellerinde kalan sadece 100 €. Geri kalanı Hartz IV kesintilerine gidiyor.

Almanya’da 1 milyon 780 bin çocuklu ve yalnız yaşayan insan var. Bunlardan 450 bininin kira hakkı yok.

İşçi ve emekçiler açlık, yoksulluk ve işsizlik okyanusunda hayatta kalmaya çalışırken Alman devletinin vergi gelirlerinin beklenenden 10 milyar euro fazla olacağı söyleniyor.

Geçtiğimiz hafta Almanya’da asgari ücret açıklandı. İlk 6 ay için brüt 15 sent (24€) ikinci 6 ay brüt 10 sentlik (42€) bir artış. Özellikle kiraların yüksek olduğu kentlerde sefalet ücreti bu!

İlk altı çeyrekte görece ucuz sayılabilecek ürünleri alabiliyorsunuz:

Ekmek 300 gr. 1,44€

6 tane 1,5 lt Su 1,5 €

Süt 4 lt. 3,2 €

1 Kilo şeker 0,77 €

Makarna 2,60 €

Patlıcan 1kg. 2,2€

Mandalina 1kg. 1,95

Tereyağı 2,35 €

Sürme peynir 1,40 €

1 Kilo elma 1 €

Tavuk göğsü 600 gr. 3,86€

Çikolata 1,60€

Salam 1€

Alman devleti yıllardır 10 €’nun üstüne çıkmamak için takla atıp duruyor. Televizyon-radyo vergisine zam, sigortalara yapılan zamlar, araba vergilerine zamlar, elektriğe yapılan zamlar… asgari ücrete yapılan zammın çoktan erimesine neden oldu.

Şirketler batmasın diye akıtılan milyarlara karşılık çalışanlara yönelik bu zamlar işçi emekçi düşmanı politikaları bir kez daha gözler önüne serdi. Korona sürecinde Avrupa ülkeleri içinde göreceli olarak daha iyi gibi gözüken Alman devleti verdiği yardımları nasıl geri alırım hesabında. Çalışanlara ve emekçilere yönelik trafik cezaları kesmeye, vergi kontrollerini artırmaya, korona önlemleri adı altında cezalar yazmaya, bazı alanlarda vergileri artırmaya yöneldi. Fransa emeklilik yaşını 67’ye, Alman BundesBank (Merkez Bankası) da 70’e çıkarmayı önerdi. Yani ömür boyu çalışma, yani mezarda emeklilik!

Alman politikacılar sineğin yağını çıkarmanın peşindeler. Sağcı parti CSU’dan Federal Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanı Gerd Müller’in eşini jetiyle 9 kez yurtdışına götürüp masraflarını bakanlığa ödettiği açığa çıktı. Bakanlık ve milletvekilliği süresi dolduktan sonra soluğu farklı şirket yöneticiliklerinde alan bir gelenek var Almanya’da. Hatta geçmişte şirketlerden maaş alanların, bağış yapma karşılığı sektörlere vergi düşümleri yapan hükümetler var.

Bir tepeye çıktığınızda çok uzağı çıplak gözle berrak görmek o kadar mümkün olmuyordu. Çocukluğumda yaşadığım kente girdiğimde gözlerim ve genzim yanardı. Şimdi özellikle koronanın ilk dalgasında doğadaki müthiş değişimi, havanın berraklığını, uzağı çıplak gözle görebilmeyi kapitalizmin “durmasına” bağlıyorum. Neye zarar vermiyorlar ki… Yaşayan ve yaşatan her şeye düşman kapitalizm. O halde sosyalistler artık bir an önce harekete geçmeli ve bu fırsattan faydalanmalı.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar