Krizin ateşi ve onların ‘insanlık’ krizi

Krizin ateşi ve onların ‘insanlık’ krizi

Hatay Valiliği önünde “işsizim-çocuklarım aç” diyerek bedenini tutuşturan Adem Yarıcı’nın ardından yapılan açıklama ve paylaşımlar iktidar olmanın nasıl bir ‘insanlık’ kriziyle özdeşleştiğini gösteriyor!

İki çocuk babası Adem Yarıcı dün işsizliğini ve çocuklarının açlığını haykırarak Hatay Valiliği önünde bedenini tutuşturmuştu. Valilik, Yarıcı’nın ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılırken, ambulansta geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı. AKP’li devletin Valiliği elbette sadece bunu açıklamadı. Alışılmış “kriz yok” tekerlemesini de bu açıklamanın içine yedirdi. Yarıcı’nın aslında işsizlik ve çaresizliğin ağır bunalımından değil, psikolojik sorunları nedeniyle intihar ettiğini, dahası zaten bu dünyada yaşamasının abes olduğunu ima eden bir açıklamaydı bu.

‘Sosyal yardım alıyordu, çocuklarına destek veriliyordu! Devlet elinden geleni yapmıştı ama Yarıcı, “normal” bir vatandaş değildi. Eşinden boşanmış, üstelik uzaklaştırma almış biriydi’. Sözün kısası “belanın ta kendisiydi” anlamına gelen Valilik açıklaması şöyle:

Valilik personelinin müdahalesiyle yanmaktan kurtarılan vatandaşın hayati tehlikesi bulunmamakta olup gerekli tüm müdahaleler valiliğimiz tarafından yapılarak hastaneye sevk edilmiştir. Kendini yakma girişiminde bulunan vatandaşın 2 çocuğu bulunmaktadır. Sosyal hizmetlerden sosyal ekonomik destek yardımı, çocukları için şartlı eğitim yardımı ve şartlı sağlık yardımı almaktadır. Vatandaş, eşinden boşanmış ve uzaklaştırma cezası almıştır. Psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle daha önce de kendini yakma teşebbüsünde bulunmuştur.

Derin çıkar bağlarıyla iktidar arabasına koşulmuş o tanıdık kesimlerin hemen hepsinin üç aşağı beş yukarı yapacakları açıklama budur! Fakat bu ağlarla vicdanını hapsetmiş bazıları yaranma refleksleriyle daha da ileri gidebiliyor. Bunlar, daha önce kriz nedeniyle yaşanan intihar ya da cinayetler karşısında sergilenen mide bulandırıcı tutumları bile aratacak bir çirkinlik sergileyebiliyor.

Ağrı Belediyesi’nin AKP’li Meclis Üyesi Selma Gökçen gibi…

Rejimin borazanlığını en pespaye biçimde gerçekleştiren Gökçen, Adem Yarıcı’nın “işsizim, çocuklarım aç” haykırışlarıyla bedenini tutuşturmasının açığa çıkardığı kriz yıkımını dile getirenleri hedefleyerek, “Kimse açlıktan kendini yakmaz. Öyle olsaydı Nijerya, Çad, Zambiya, Haiti, Madagaskar, Yemen ve Sierra Leone gibi ülkelerde insan kalmazdı. Böyle ucuz siyasi manevraları millet yemez” yorumunda bulunabildi!

Belli ki, dünyayı çıkar ağları üzerinden devşirdiği paranın sunduğu “saadet” penceresinden gören ve herkesi kendisi gibi zanneden Gökçen, bu ülkede en az 7 milyon insanın emek gücünü satacak adres bulamadığından haberdar değil!

Belli ki, devletin resmi kurumlarının üzerinde oynamalarına rağmen gizleyemedikleri o işsizlik ve hayat pahalılığının can yakan boyutlara ulaştığını görmeyecek bir şatafata gark olmuş!

Belli ki, her dört gençten birinin işsiz olduğundan, iş bulamadığı için her türlü sosyal haktan da mahrum kalan milyonlarca insanın devletin yardımlarıyla kıt kanaat ayakta durduğundan, o yardımlara bile ulaşamayan milyonların olduğundan bihaber.

Belli ki, çıkar zehirlenmesi yaşayan Gökçen ve onun gibiler, her türlü sosyal haktan mahrum bırakılarak devlete dilencileştirilen ve bunu da bir lütuf addeden o resmi verilere bile bakmayacak kadar başka bir dünyaya ait!

Onların o çürümüş dünyalarını çatırdatacak ateşin; yoksullukla, açlıkla, işsizlikle bunalmış emekçilerin soluklarıyla tutuşacağını da bilmiyor beli ki…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar