Lenin: Komün’den alınacak dersler

Lenin: Komün’den alınacak dersler

Komün, Avrupa işçi sınıfına sosyalist devrimin ödevlerini somut olarak ortaya koymayı öğretti

1848 Devrimini sona erdiren coup d’etat’dan (darbe-nba)  sonra Fransa onsekiz yıl süreyle Napoleon’un boyunduruğu altında kaldı. Bu rejim ülkeye yalnız iktisadi yıkım değil, ulusal utanç da getirdi. Eski rejime karşı ayaklanmada, işçi sınıfı biri ulusal, öteki sınıf niteliği taşıyan iki ödev yüklendi; Fransa’yı Alman işgalinden kurtarmak; işçilerin kapitalizmden, sosyalist kurtuluşu. Bu iki ödevin birleşmesi Komün’ün kendine özgü niteliğini meydana getirir.

Burjuva sınıfı bir “ulusal savunma hükümeti” kurdu ve işçi sınıfı ulusal bağımsızlık için bunun önderliğinde çarpışmak zorunda kaldı. Gerçekte bu, Paris işçileriyle savaşmayı ödev sayan bir “ulusal ihanet” hükümetiydi. Ama, yurtseverlik hayalleriyle körleşen işçiler bunu göremediler. Yurtseverlik ülküsünün kökleri onsekizinci yüzyılın Büyük Devrimi’ndeydi (1789’daki Fransız Devrimi-nba) ; Komün’ün, sosyalistlerinin kafalarını da etkiledi; sözgelimi, su götürmez bir devrimci ve ateşli bir sosyalizm taraftarı olan Blanqui, gazetesi için şu burjuva narasından daha iyi bir başlık bulamıyordu: “Ülke tehlikededir!”

Birbirine karşıt ödevleri -yurtseverlikle sosyalizmi- birleştirmek, Fransız sosyalistlerinin en büyük yanlışıydı. 1870 Eylülünde yayınlanan Enternasyonal’in Manifesto’sunda Marks, sahte bir ulusal ülküyle yoldan saptırılmamaları konusunda Fransız işçilerini uyardı; Büyük Devrim’den bu yana derin değişiklikler olmuştu, sınıf düşmanlıkları keskinleşmişti, o zamanlar Avrupa gericiliğine karşı savaş bütün devrimci ulusu birleştirmişti, ama artık işçi sınıfı çıkarını, kendine düşman öteki sınıfların çıkarlarıyla, birleştiremezdi; ulusal utancın sorumluluğunu burjuva sınıfı taşımalıydı; işçi sınıfının ödevi, burjuva sınıfının boyunduruğundan, emeğin sosyalist kurtuluşu için çarpışmaktı.

Gerçekten de burjuva “yurtseverliği”nin içyüzü kendini açığa vurmakta gecikmedi. Prusya’yla rezilce bir barış yaptıktan sonra Versailles hükümeti hemen yeni ödevine geçti: Paris işçilerinin elinden hükümeti dehşete düşüren silahları almak için bir saldırıya girişti. İşçiler buna Komün ve iç savaş ilan ederek karşılık verdiler.

Sosyalist işçiler sayısız hiziplere ayrılmış oldukları halde Komün, burjuvaların ancak yaptıklarını iddia edebilecekleri demokratik ödevleri, işçilerin birleşerek yaptıklarının parlak bir örneğiydi. İktidarı alan işçi sınıfı, özellikle karmaşık yasalar koymadan, sade, dürüst bir yolla toplumsal sistemin demokratlaştırılmasını başardı, bürokrasiyi kaldırdı, bütün önemli resmi işlere seçimle gelinmesini sağladı. Ama iki yanış, bu parlak zaferin meyvelerini mahvetti. İşçi sınıfı yarı yolda durdu. Mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesine (istimlakçilerin istimlakine) girişeceği yerde, ortak bir ulusal ödevin birleştirdiği ülkede daha yüce bir adalet kurma hayallerine kaptırdı kendini; sözgelimi bankalar ve benzeri kuruluşlar zaptedilmedi; “haklı mübadele” vb. hakkındaki Proudhoncu teoriler sosyalistler arasında hâlâ geçer akçeydi. İkinci yanlış, işçi sınıfının aşırı temiz yürekliliğiydi: düşmanlarını yokedeceği yerde, onlar üzerinde ahlak yönünden etki sağlamaya çalıştı, iç savaşta doğrudan doğruya askeri hareketlerin önemini küçümsedi. Versailles’a karşı Paris’teki zaferini perçinleyecek kararlı bir saldırıya geçeceği yerde, oyalanıp durdu. Versailles hükümetine, kara kuvvetleri devşirip kanlı Mayıs haftasını hazırlayacak zaman verdi.

Bütün yanlışlarına karşın yine de Komün, 19. yüzyılın büyük işçi hareketinin en iyi örneklerinden biriydi. Komün’ün tarihsel anlamına Marks büyük bir değer verir: Versailles çetesinin Paris işçilerinin silahlarını haince toplamaya giriştiği sırada işçiler buna çarpışmadan boyun eğselerdi, bu güçsüzlüğün işçi hareketine getireceği maneviyat bozukluğu, işçi sınıfının silahlarını savunma savaşında uğradığı kayıplardan çok çok daha fazla olurdu. Komün’ün ağır fedakarlıkları ancak bunun, işçi sınıfının genel savaşındaki önemiyle giderilebilir: Komün bütün Avrupa’da sosyalist eylemi harekete getirdi, iç savaşın güçlülüğünü ortaya çıkardı, yurtseverlik hayallerini yıktı ve burjuvaların ortak ulusal amaçlar için bir çaba harcayabilecekleri yolundaki saf inancı yoketti. Komün, Avrupa işçi sınıfına sosyalist devrimin ödevlerini somut olarak ortaya koymayı öğretti. İşçilerin aldığı ders unutulmayacak. Rusya’da Aralık ayaklanması sırasında olduğu gibi, işçi sınıfı bu dersten yararlanacak.

Rus devriminden önceki dönem, bu devrimi hazırlayan dönem, Fransa’nın Napoleon boyunduruğu altındaki dönemine benzer. Rusya’da da mutlakiyetçi güruh, ülkeye iktisadi yıkım ve ulusal utanç getirmişti. Ama toplumsal gelişme henüz bir kitle hareketi için gereken koşulları yaratmadığı ve gösterilen cesarete karşın devrim öncesindeki dönemde hükümete karşı tek tek hareketler kitlenin kayıtsızlığıyla karşılaştığı için, ihtilâlin patlaması uzun süre gecikti. Yalnız Sosyal Demokratlar ağır, sistemli bir çalışmayla kitleleri eğitip, daha yüksek mücadele biçimleri düzlemine -kitle hareketleri ve silahlı iç savaş düzlemine- getirdiler.

Sosyal Demokratlar genç işçilerin “ortak ulusal” ve “yurtseverlik” hayallerini sarsabildiler, sonra da işçilerin doğrudan müdahalesiyle Çar’dan 17 Kasım [1905] Manifestosunu koparınca devrimin gelecek, kaçınılmaz aşamasına -silahlı ayaklanmaya- canla başla hazırlanmaya başladılar. İşçiler, “ortak ulusal” hayallerini atarak sınıf güçlerini kendi kitle örgütlerine, -İşçi ve Asker Temsilcileri Sovyetleri, vb.- topladılar. 1871 Fransız devrimine göre Rus devriminin amaçları, ödevleri daha ayrı olduğu halde, Rus işçi sınıfı da Paris Komünü’nün kullandığı aynı mücadele biçimine -iç savaşa- başvurmak zorunda kaldı. Komün ‘ün verdiği dersler kafalarında, işçi sınıfının barışçı mücadele yöntemlerini de önemsemesi gerektiğini biliyorlardı; bunlar işçilerin basit, günlük çıkarlarına yarar, devrim deneyine dokunan bazı ekler ve düzeltmeler yaptı…

Öyleyse Kautsky, Rus devrimi deneyindeki hangi sorunları yeterince önemli ve esaslı ya da hiç değilse genellikle “toplumsal devrimin silahları ve biçimleri” hakkında Marksist bir incelemeye yeni malzeme sağlayacak kadar önemli buluyordu? …

Yazar iki sorunu ele almış.

Önce, Rus devriminde zafer kazanabilecek, onu gerçekten başarılı bir devrim yapabilecek kuvvetlerin sınıf bileşimi sorunu.

İkincisi, Rus devriminin getirdiği kitle mücadelesinin daha yüksek -devrimci güçleri ve saldırı nitelikleri bakımından daha yüksek- biçimlerinin, yani Aralıktaki çarpışmanın, silahlı ayaklanmanın önemi sorunu.

Rus devriminin olaylarını dikkatle inceleyen her sosyalist (özellikle bir Marksist) bunların Rus devrimini değerlendirmekte, ayrıca şimdiki durumun işçi partisine verdiği taktikleri değerlendirmekte gerçekten temel ve esas sorunlar olduğunu kabul eder. Nesnel iktisadi koşulların ışığında Rus burjuva devrimini başarabilecek sınıfların hangileri olduğunu tam ve açıkça anlayamazsak, bu devrimi başarmaya çalışmak konusundaki bütün sözlerimiz boş laflar, demokratik söylevler olacak, bu ara burjuva devrimindeki taktiklerimiz de kaçınılmaz olarak ilkesiz, kararsız olacaktır.

Öte yandan, ülkenin yaşamakta olduğu genel buhranların en fırtınalı anında bir devrimci partinin taktiklerini somutça kararlaştırmak amacıyla, salt devrimi başarıyla tamamlama kıvancıyla hareket edebilecek sınıfları göstermek açıkça yetersizdir. Devrim dönemleri, barış içinde evrim denen dönemlerden, yani iktisadi koşulların derin buhranlar ve güçlü kitle hareketleri doğurmadığı dönemlerden, kesinlikle şu bakımdan ayrılır: Devrim dönemlerinde mücadele biçimleri kaçınılmaz olarak daha çok çeşitlidir ve kitlelerin doğrudan doğruya devrimci çarpışmaları, önderlerin millet meclislerinde, basında vb. giriştikleri propaganda ve ajitasyon hareketlerinden daha üstündür. Bunun için, devrim dönemlerini değerlendirmede, mücadelenin biçimlerini çözümlemeden yalnız çeşitli sınıfların faaliyet çizgisini tanımlamaya kalkarsak, tartışmamız bilimsel anlamda eksik ve diyalektik dışı olur, günlük siyaset bakımından da soysuzlaşıp raisoneur’ün hükmü kalmayan yazıları olur (ayraç içinde söyleyelim, Plekhanov Rus devrimindeki Sosyal Demokrat taktikleri üstüne yazılarının onda dokuzunda kendini bununla avutuyor.)

Diyalektik maddecilik açısından devrimin gerçekten Marksist bir değerlendirmesini yapmak için, bunun, özel bir yolla hareket edip, az çok başarıyla devrim için hazırlık dönemlerinde gereklidir, ama belli bazı koşullar altında sınıf savaşının silahlı çatışma ve iç savaş biçimini alacağı unutulmamalıdır. İşçi sınıfının çıkarlarının düşmanlarını silahlı çarpışmalarda amansızca yoketmeyi gerektirdiği zamanlardır bunlar. Bunu önce Fransız işçi sınıfı Komün’de ortaya koydu ve Rus işçi sınıfı da Aralık ayaklanmasında bunu parlak bir biçimde doğruladı.

İşçi sınıfının bu büyük ayaklanmaları ezildi, ama bir başka ayaklanma gelecek; işçi sınıfı düşmanlarının kuvvetleri buna karşı hiçbir şey yapamayacak ve sosyalist işçiler tam bir zafer kazanacaklar.

(23 Mart 1908‘de Zagranichnaya Gazeta‘da (Yabancı Gazete) yayınlanmıştır)


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar