Lula’nın siyahı… Lula’nın beyazı…

Lula’nın siyahı… Lula’nın beyazı…

Brezilya’da yaşananlar, PT’deki yozlaşmanın giderilmesi ve geçmişteki ‘ılımlı’ siyasetin değerlendirilmesi için de önemli bir fırsat

Kavel Alpaslan

Brezilya son günlerde, eski devlet başkanı Luis Inacio Lula da Silva’nın tartışmalı tutuklanma süreciyle çalkalanıyor. Lula’nın 12 yıl hapis cezası almasının nedeninin ‘rüşvet almak’ olduğu söyleniyor. Ancak Lula destekçileri için iddialardaki pürüzler, yargılama sürecinin güvenilirliğini sarsar nitelikte. Bu olay, aynı zamanda ülkenin seçimle gelen son lideri Dilma Rousseff’in, görevden azledilmesiyle başlayan ‘sivil darbe’ sürecinin ‘son perdesi’ olarak yorumlanıyor. Nitekim 2018 sonbaharında yapılacak seçimlerde İşçi Partisi’nden (PT) seçimlere gireceğini açıklayan Lula’nın, anketlerde neoliberal politikalar yanlısı sağcı adaylara karşı ciddi bir üstünlük sağlaması, yargıdan ‘pis kokular’ geldiğini düşünenlerin savlarını güçlendirirken Latin Amerika ülkesindeki çelişkiler derinleşiyor, taraflar kartlarını daha açık oynuyor.

Lula’nın bu durumu Brezilya açısından siyasi, toplumsal ve ekonomik olarak ne anlama geliyor? Kıtanın bütünü için büyük önem taşıyan ülkede yaşananların yansımaları neler olabilir? Bu soruları daha sağlıklı yanıtlayabilmek adına kısaca Lula’nın kim olduğuna, siyasi dengelere ve ülkenin son yıllarda yaşadıklarına göz atalım.

YAKIN GEÇMİŞE KISA BİR BAKIŞ

Brezilya’da Lula liderliğinde PT’nin iktidarı, Latin Amerika’daki diğer sol tandanslı hareketlerin yükselişine paralel olarak 2002 yılında başladı. Neoliberal politikaların vahşileşmesiyle işçi sınıfı üzerindeki yükün artması ve ülkenin ‘iflas’ süreci Lula’nın seçimleri yüzde 61 gibi net bir oyla kazanmasını kolaylaştırdı. Tabii bu yükselişte Lula’nın Brezilya’daki sendikal mücadelede tarihindeki önemli konumu ve hitabet gücünün de payı olduğunu söylemek gerekiyor. Ki teslim olurken de Lula, polisin kendine tanıdığı süre dolmasına rağmen, siyasete başladığı Çelik İşçileri Sendikası’nın balkonundan destekçilerini selamladı ve teslim olduktan sonra polislerce yine buradan götürülebildi. Bu sırada bina çevresine toplananlar onu ‘vermemeye’ çalışıyordu… Bunlar Lula’nın mücadeleci geçmişinin kitleler tarafından önemsendiğinin güncel işaretleri.

 

Resmi Twitter'da görüntüle

Evo Morales Ayma

@evoespueblo

Los delitos de Lula son: haber sido un presidente obrero, estar al lado de los trabajadores y de los pobres que son víctimas de Estados coloniales. La lucha sigue por Lula libre

2002’den sonra yapılan tüm seçimlerde PT’nin oyları küçük ya da büyük farklarla düşse de, ülkenin yoksul bölgeleri ve büyük şehirlerin varoşlarından gelen destek kaybolmadı ve böylece sandıkta da yenilgi yüzü görülmedi. Gel gelelim, son seçimlerde Rousseff’in geçmiş seçimlere göre daha küçük bir farkla kazanması (yüzde 51.64’e yüzde 48.36), parti içinde yaşanan sorunların sandığa yansıması olarak yorumlandı. Rousseff’in yerini Temer’e bırakmak durumunda kaldığı tarihe kadarki PT dönemini kısaca değerlendirecek olursak şunları söyleyebiliriz: Yoksullar için hayatı kolaylaştıran programlar detaylandırıldı (Fome Zero: Açlık ve aşırı yoksulluğa karşı başlatılan program, Bolsa Familia: Yine Fome Zero kapsamında yoksul ailelere yardım programı, Bolsa Escola: Yoksul ailelere çocukları eğitim aldığı takdirde yapılan yardımlardan 2009 yılında yaklaşık 12 milyon aile yararlandı), MERCOSUR’un (Güney Ortak Pazarı) liderliği üstlenildi, Venezuela ve Ekvador gibi benzer sol çıkışlı yönetimlerle dayanışma gösterildi, neoliberal dayatmalara belli bir ölçüde mesafe alındı…

Bu gibi adımlar yoksulların yüzünü güldürse de sol içinden de eleştiriler mevcuttu. Hem uzun ve aralıksız iktidar dönemi hem partinin işçi sınıfı lehine politikalar üretme konusunda yaşadığı ‘durağanlık’ hem de ‘seçimlere endeksli’ bir partiye dönüşülmesi, ister istemez PT yapısında yozlaşmaya neden oldu. Yine Latin Amerika’daki diğer pek çok sol hareketin iktidarla tanışınca öyle ya da böyle aynı süreçlerden geçtiğini söyleyebiliriz. Sadece bu geçmiş bile bize, PT’nin -veya Lula’nın- siyah ve beyaz olarak değerlendirilemeyeceğini gösteriyor.

Öte yandan özellikle son yıllardaki sermaye saldırılarını düşünürsek, geçmişte PT’nin bir şekilde çevresinde yer almış seçmenlerin de tablonun ‘beyaz’ yönüne odaklandığını, Lula’nın seçim anketlerine bakarak görebiliriz. Nitekim Lula da bu görüşte: Teslim olmadan önce ‘partisinin bu süreçten daha güçlü çıkacağı’ görüşünü yineledi. Farklı süreçler olsa Venezuela’da Chavezci yönetime yönelik sağ muhalefetin, eyalet seçimlerinde sandıktan dönmesiyle bağ kurulabilir gibi duruyor. Küçük bir benzerliğe daha değinmekte fayda var: Her iki ülkede de neoliberal politikalar yanlısı özel sermayenin medyadaki gücü ve payı oldukça büyük. Bu durum elbette söz konusu gazetelerin açık açık sermaye lehine propaganda yapması anlamına geliyor.

Resmi Twitter'da görüntüle

Nacho Lemus@LemusteleSUR

La foto es de Francisco Proner, 18 años. Desde que lo conocí, él como su madre @carolproner hacen un esfuerzo inmenso por colaborar con TeleSur, luchar por injusticias en torno al caso Lula, a quien aprecian mucho. Es fruto de talento en el segundo decisivo, pero antes de amor.

TEMER’İN GELİŞİ

Şimdi Rousseff ve ‘sivil darbe’ sürecini kısaca hatırlayalım. Mayıs 2016’da yolsuzluk iddialarının ardından senato tarafından alınan kararla birlikte Rousseff, önce görevinden 6 ay süreyle uzaklaştırıldı. Daha sonraysa görevden azledildi ve yargılanması kesinleşti. Seçim kampanyasında devlet kaynaklarının kullanması iddiaların sağlam gerekçelere dayandırılamaması, haliyle Rousseff’den sonra Michel Temer’e karşı öfkenin büyümesine ve istifa talebinin sokağa taşınmasına neden oldu. Brezilyalılar, Portekizce ‘Fora Temer’ yani ‘Temer Dışarı’ sloganının anlamını kıta dışına da öğretti.

Rousseff sonrası sermayenin harekete geçişine gelecek olursak, PT dönemindeki işçiler lehine kimi kazanımların yavaş yavaş geri alınması bize Arjantin örneğini hatırlatıyor. Arjantin’de neoliberal politikalar yanlısı Mauricio Macri, Cristina Kirchner’e karşı seçim zaferi elde etmiş olsa da, Temer döneminde özellikle emeklilik konusunda sermaye yanlısı düzenlemelere gidilmesi, geçtiğimiz Aralık ayında Arjantin’de yine emeklilikle ilgili değişikliklere benzer düzenlemelerden sonra halkın tepkisini sokakta göstermesini hatırlatıyor. Tabii, siyasi olarak Kirchner ile Lula’nın ‘aynı’ olduğunu söylemek yanlış. Ancak Latin Amerika’da kimi ülkelerde yaşanan dönüşüm süreçleri, birbirleriyle dikkat çekici benzerlikler taşıyor. Bu noktada şunu da belirtmek gerekiyor, -her ne kadar farklı seviye ve biçimlerde olsa da- neoliberal politikalara karşı olan Latin Amerika’daki sol siyasi hareketleri, kendi koşullarına ve özelliklerine göre değerlendirmek gerekiyor.

 

RT en Español

@ActualidadRT

Pasión por Lula: El expresidente entra en prisión arropado por el pueblo https://es.rt.com/5qnq 

 

YOKSULLAR İÇİN SON SÜRECİN ANLAMI

Süreci PT’yi destekleyen ve ülke nüfusunun da ezici çoğunluğunu oluşturan yoksullar açısından değerlendirecek olursak; Brezilya sokaklarının sağlam mücadele geçmişi, bize Temer’i seçimlere kadar zorlu günlerin beklediğini gösteriyor. Temer’in düşük popülaritesini ve adaylığını da düşünecek olursak, sıra dışı bir seçim yaşanacak. Son yıllarda Brezilya’da yaşananlar, bir noktada sermayenin ‘ılımlı sol’a dahi tahammül seviyesinin oldukça düşük olduğunu ve neoliberal hegemonyanın ‘ne pahasına olursa olsun’ bu ülkede kurulmak istendiğinin siyasi yansıması. Bu ilk bakışta Brezilya yoksulları açısından bir eksi olarak görülse de -ki öyledir- PT’deki yozlaşmanın giderilmesi ve geçmişteki ‘ılımlı’ siyasetin değerlendirilmesi için de önemli bir fırsat.

Arjantin’de de olduğu gibi Latin Amerika’da sol ‘tandanslı’ hareketlerin yaşadığı krizlerin ‘tandanslı’ olmayan sosyalist sol açısından her zaman kötü sonuçlar vereceğini düşünmemek gerekiyor. Brezilya’da da bu krizin ileride yoksullar açısından nasıl sonuçlanacağını yine PT’nin güncel taleplere vereceği yanıtlar ve mücadeleyi örgütleyiş biçimi belirleyecek.

Özetle: Lula’nın karşı karşıya kaldığı durumun büyük ölçüde ‘sermaye agresyonu’ ile açıklanıyor olması ve özellikle yoksul halkın kendisine haklı desteği,  PT’nin ‘yozlaştığı’ gerçeğini karartmamalı. Yozlaşmanın nedenlerine inildiğinde cılız reformlar ‘kaçınılmaz son’u sadece geciktiriyor ve bu süreçte sermayenin tavrı da Lula’nın tutuklanmasıyla birlikte daha net fark ediliyor. Görünen o ki seçimlere kadar ülkede sıcak günler yaşanacak…

Kaynaklar ve detaylı bilgilerin yer aldığı linkler:

1- https://www.telesurtv.net/telesuragenda/brasil-tribunal-juicio-lula-vicios-irregularidades-20180405-0042.html

2- http://haber.sol.org.tr/yazarlar/korkut-boratav/lula-cezaevine-girerken-brezilyada-sivil-darbe-234280

3- https://www.telesurtv.net/news/lula-sereno-detencion-curitiba–20180408-0017.html

4- http://misionverdad.com/COLUMNISTAS/cuatro-apuntes-sobre-el-posible-encarcelamiento-a-lula

Gazete Duvar


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar