‘Madımak insanlık tarihinin kara bir lekesi’

‘Madımak insanlık tarihinin kara bir lekesi’

ADGB Sivas Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı

YAŞANACAK DÜNYA

Avrupa Demokratik Güç Birliği ADGB Sivas Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamayıu yayınlıyoruz:

Günlerden Cuma 2 Temmuz 1993’de 33 aydinlar, sanaçılar, Aleviler yakılarak öldürüdü; gerici faşist güruh Cuma namazının ardından etkinliklerin yapıldığı kültür merkezinin önüne doğru yürüyüşe başladı. Atılan sloganlardan biri “Sivas laiklere mezar olacak” sloganıydı. Saldırgan gerici faşist grubun bir kısmı yeni dikilen “Halk Ozanları” heykelini yıkıp, yerde sürükledi. Atılan sloganlar eşliğinde sayıları gittikçe artıyordu. Akşam saat 18:00’de Madımak Oteli’nin önünde o ana kadar hiç dağıtılmamış 15 bin kişi vardı. Otel önündeki araçlar ve sürüklenen heykel ateşe verildi, otelin camları kırıldı. Saldırgan gerici faşist güruh Oteli ateşe verdi: içinde yazar ve sanatçıların olduğu 33 kişi otelde yakılarak öldürüldü.

Katliamın üzerinden tam 27 yıl geçti

TC devleti katliam sorumlularını göstermelik olarak yargılasa da Madımak davası 2014 yılında zaman aşımına uğratıldı ve tüm dava kapatıldı.  Sivil toplum kuruluşlarının ve partilerin “insanlık suçlarında zaman aşımının kaldırılması” talebinde bulunması üzerine mahkeme başkanı, “İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz ama bu suçu işleyenler kamu görevlisi değil sivil oldukları için davanın düşmesine karar verilmiştir” şeklinde açıklamalarda bulundu. Bu yaklaşım kasıtlı ve taraflı siyasal bir karardır! Sivas katliamı suçlularının serbest bırakılması anlamına gelen ‘zamanaşımı kararı’ Tayyip Erdoğan tarafından ‘Hayırlı olsun!’ denilerek kutlandı.

Bir kez daha bir bütün olarak ortaya çıktı ki; TC devletinin yasama, yargı ve yürütme organları Aleviler, Kürtler ve diğer ötekileştirilmiş halklar karşısında taraflı davranmaktadır. Bu kesimlere dönük katliamları bizzat kendisi tertiplemekte veya kışkırtmaktadır. Sivas katliamı ve Kürt köylerin yakılması, talan edilmesi ve işverenlerine, aydınlarına dönük katliam SHP – DYP iktidarı döneminde Tansu Çiller (“Delegûr”) başbakanlık sürecinde işlenmiştir. Baş sorumlusu o dönemin iktidarıdır.

TC devleti kendi varlığını katliam ve soykırımlar üzerinden sürdürmektedir. TC devletinin tarihi katliamlar tarihidir; kendi bekası için Pontus Rum, Ermeni, Asuri/ Süryani ve Keldani halklarına, Ezidilere karşı soykırım politikaları uygulamıştır. Bugün bu halklar kendi anavatanlarında parmakla gösterilecek kadar azdırlar. TC devletinin Koçgiri, Şeyh Sait, Ağrı, Zilan, Dersim ve daha sayısız Kürt katliamı da bu soykırımcı politikanın parçasıdır.

Madımak Alevi katliamı TC devletinin ne ilk ve ne de son Alevi katliamıdır. Ceberrut devletin karanlık faşist çetelerinin Maraş, Malatya, Çorum’da yaptıkları katliamları halen belleklerimizde diri duruyor. CHP hükümeti döneminde yapılan bu katliamların belgeleri dolap çekmecelerinde daha sonra ortaya çıkacaktı; dönemin Karaoğlan Ecevit’i bu belgeleri “devletin Bekası için” kamuoyundan gizlediğini açıklayacaktı. Tüm bu katliamların devletin bilfiil bilgisi dahilinde ve eliyle tezgahlandığı açığa çıkacaktı.

Kolluk güçlerinin şifreli konuşmalarındaki “üç (KKK) Kürt-Kızılbaş-Komünist’lerin katli vacipdir” söylemleri yeni değildir. Bu, TC devletinin kuruluşundan beri uygulanagelen bir kırım politikasıdır. TC devleti tüm bu katliamların sorumlularını aklatmaya çalışmış, aklatılmayan kişileri formel tutuklamalarla geçiştirerek hesap vermekten kaçınmıştır.

Roboski katliamında ve Kürdistan’daki birçok faili meçhul cinayetlerde ve Cizre’de yüzlerce çocuk, kadın, genç ve yaşlı insanların öldürülmesinde parmağı olan canilerin hiçbiri bugüne dek hesap vermedi. TC devleti İran’la anlaşarak bugün de dört parça Kürdistan’ı, dağı taşı bombalamakta, halkımızı katletmektedir.

Kürt ve Aleviler ve müslüman olmayan inanç ve halkların düşmanı TC tüm pervasızlığıyla şiddeti içerde ve sınır ötesinde sürdürmektedir. Bizler iyi biliyoruz ki; ömrünü uzatmak için yapılan sadırılar nafiledir ve onun sonu yakındır.

Demokratik güçbirliği olarak çağrımız; “gün ortak davranma günüdür” şiarıyla mücadeleyi hep birlikte yükseltelim. Sivas katliamının ve tüm katliam ve soykırımların hesabını soralım. Diktatörün tahtını yerle bir edelim.

Zafer halklarımızındır!
Yaşasın Mücadele birliğimiz!
Kahrolsun faşist AKP-MHP bloku!

AVRUPA’DA DEMOKRATİK GÜÇ BİRLİĞİ


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar