Mayıs’ta 29’u Covid-19’dan en az 156 işçi hayatını kaybetti

Mayıs’ta 29’u Covid-19’dan en az 156 işçi hayatını kaybetti

İSİG Meclisi Mayıs ayı raporunu açıkladı: En az 156 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi, bunlardan tespit edilebilen 29’u Covid-19 nedeniyle gerçekleşti

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Mayıs ayında 29’u Covid-19’dan olmak üzere en az 156 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini açıkladı

“İş Cinayetlerine, İşsizliğe, Açlığa ve Salgına Karşı: Direniş ve Dayanışma Yaşatır!” başlığını taşıyan bu ayki iş cinayeti raporunun giriş bölümü Covit-19’un iş kazası ve meslek hastalığı olarak tanımlanmasının sınıf mücadelesi açısından taşıdığı anlama vurgu yapılarak başladı. Bu konunun sendika ve meslek örgütlerince daha güçlü bir kampanya halinde ele alınmasının İSİG mücadelesi için de daha geniş bir zemin sunacağına işaret edilerek, bu noktadaki eksikliklere vurgu yapıldı. SGK’nın Covid-19’u bulaşıcı hastalık kapsamına alarak patronları rahatlatan tutumuna karşı davaların açıldığı, açıklamaların yapıldığı, çağrılarda bulunulduğu belirtilen raporda, “Ancak bütün bu yapılanlar yetmez. Covid-19’un iş kazası/meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için elbette gerekli hukuki girişimlerde bulunulmalıdır. Ancak bu talebin kabul edilmesi için aktif bir kampanya yürütürsek işçi sınıfının bütünü tarafında özümsenebilir ve bir örgütlenme başlığı olarak alana müdahale etme gücümüzü yükseltebiliriz” denildi.

Mayıs ayında sadece tespit edilebilen en az 29 işçinin Covit-19’dan hayatını kaybettiği, aileleriyle birlikte bu rakamın daha da yüksek olduğu belirtilerek, koronanın bir işçi sınıfı hastalığı olduğu bir kez daha vurgulandı.

Salgın sürecinde sınıf açısından tabloyu özetleyip, örgütlü güçlerin bu tablo içindeki eksik ve yetmezliklerini tespit ederek, bundan sonrası için önerilerde bulunan İSİG Meclis’inin raporunun o bölümünü kısaltmadan aktarıyoruz:

Tespit edebildiğimiz kadarıyla Covid-19 nedenli Mart ayında 14 işçi, Nisan ayında 103 işçi ve Mayıs ayında 29 işçi yaşamını yitirmiştir. Bilim insanlarının açıklamaları Covid-19’un muhtemelen aşı bulununcaya kadar (bir yıl) hayatımızda önemli bir belirleyen olacağını göstermektedir. Bu noktada bugüne kadar yaptıklarımızın değerlendirilmesi önümüzdeki süreç pratiği için önemlidir.

 

İşçi sağlığı mücadelesi açısından daha önce karşılaşılmamış bir zemin vardı, fakat eylemler lokal kaldı

 

1- İşçi sağlığı mücadelesi olarak daha evvel karşılaşmadığımız bir süreç yaşadık ve lokal çıkışlar dışında buna uygun bir yanıt veremedik. İnşaat-İş, Dev Yapı-İş, Enerji-Sen, Limter-İş vd. işyerlerinde, sokakta yaptıkları eylemler, Birleşik Metal-İş’in bazı fabrikalarda çalışmaktan kaçınma hakkını kullanması, DİSK’in 1 Mayıs eylemi, oluşturulan platformların basın açıklamaları vb. dışında işçi sağlığı mücadelesi bütünlüklü bir ses ve eylem hattı oluşturamadı. Facebook, twitter, instagram, zoom gibi iletişim kanalları yoğun olarak kullanıldı ama işçi sınıfının çoğunluğu işyerlerine gitmek zorunda kalmıştı ve gerekli alan pratiği gerçekleştirilemedi.

 

İşçi sağlığı ve güvenliği mücadelesi için oluşan ortak zemini değerlendiremedik

 

2- Covid-19 ile birlikte işçi sağlığı ve halk sağlığı mücadelelerinin ortak, güçlü bir ses oluşturmasının nesnel zemini ortaya çıkmıştı. Bizler daha evvel Kuzey Ormanlarının Savunulması ile inşaat işçilerinin iş cinayetlerinde ölmemesi ve hak mücadelelerini birleştirmeye yönelen ortak zeminler için uğraşmıştık. Ancak yerellerde oluşturulan ‘Dayanışma Ağları’ ile -belirli pratikler olsa da- ortak bir mücadele zemini oluşturmakta zayıf kalındı.

 

‘Farklı koşullarda çalışan işçilerin talepleri arasındaki açıyı kapatamadık’

 

 

3- Covid-19 ile birlikte farklı koşullarda çalışmaya sürüklenen işçilerin talepleri arasındaki açıyı kapatma pratiğinde eksik kaldık. Zorunlu olarak çalıştırılanlar (sağlık, belediye, kargo, market, gıda, enerji işçileri vb.), zorunlu olmasa da rekabet gerekçesiyle çalıştırılanlar (metal, lastik, inşaat, tersane işçileri vb.), evden çalıştırılanlar (büro çalışanları vb.) ve zorunlu olarak çalıştırılmayanlar (kafe, turizm, uzunyol ulaşım işçileri vb). Tabi sınıfın bu farklı kesimlerinin talepleri biraz farklıydı: Zorunlu çalıştırılanlar İSİG önlemleri, ulaşım sorunları, çalışma saatleri… Zorunlu olmasa da rekabet gerekçesiyle çalıştırılanlar çalışmama hakkı, ücretli-idari izin… Evden çalıştırılanlar çalışma saatlerinin belirsizleşmesi, uzun-fazla çalışma, boş zaman-izin haklarının alınması… Zorunlu olarak çalıştırılmayanlar işsizlik, ücret…

 

Tabi bu kesimler ve talepleri bazı açılardan içiçe de geçmiş bulunmaktaydı. Ancak işçi sağlığı mücadelesi salgının ilk ayında “halkın sağlığı için üretimi sürdürmenin zorunlu olduğu sektörler dışında işyerlerinde üretim durdurulmalı ve işçiler salgının kritik evresi bitinceye kadar ücretli-idari izinli sayılmalıdır” talebini, ikinci ayında işyerlerinde ve ulaşımda İSİG önlemlerinin alınmasını öne çıkardı.

 

Önümüzdeki dönem işsizliğe, açlığa, güvencesizliğe karşı bir mücadele hattı oluşturmak

 

Önümüzdeki süreçte Covid-19’a karşı İSİG önlemlerinin alınması talebi ile içiçe olarak işsizliğe, açlığa karşı mücadeleyi de öne çıkarmalıyız. Unutmamamız gereken bazı hususlar var: Birinci olarak Covid-19 salgını devam ediyor, salgına yakalananların ve ölenlerin sayısı düşsede bu süreç bitmiş, yokmuş, ölümler yaşanmamış, hastalığa kapılma durumu yokmuş gibi davranamayız. İkinci olarak nasıl Covid-19 işçi sınıfı hastalığı haline geldiyse tüm ekonomik yükü de işçi sınıfına yüklenmektedir. Bunun bir sonucu olarak işsizlik, açlık, güvencesiz çalıştırma koşullarının derinleştirilmesi, iş cinayetlerinin farklı nedenlerinin artması gözükecektir, tabi karşı koyuşlar da. Bu dönemim özsavunma eylemlerini de gerek Dünya gerek Türkiye ölçeğindeki pratiklerden süzebilmeli ve öngörebilmeliyiz. Özellikle kadın, yaşlı, çocuk ve göçmen/mülteci işçilere dönük korunma politikaları önermeliyiz.

2020’nin ilk 5 ayında yaşanan cinayetler:

Ocak ayında en az 114 işçi,

 

Şubat ayında en az 133 işçi,

 

Mart ayında en az 113 işçi,

 

Nisan ayında en az 221 işçi

 

Mayıs ayında en az 156 işçi yaşamını yitirdi.

 

2020 yılının ilk beş ayında iş cinayetlerinde en az 737 işçi arkadaşımızı kaybettik…

Mayıs ayında yaşanan cinayetlerin ayrıntıları

Mesleklere göre

 

-156 emekçinin 113’ü ücretli (işçi ve memur), 43’ü kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor…

 

Cinsiyete göre

 

-Ölenlerin 6’sı kadın işçi, 150’si erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, gıda, tekstil ve metal işkollarında gerçekleşti…

 

Yaşa ve yaptıkları işe göre

 

-Altı çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi cinayetleri tarım işkolunda gerçekleşti…

 

-Ölenlerin yaş ortalamasına baktığımızda: Kendi nam ve hesabına çalışanlar (çiftçi ve esnaf) 50 yaş, ücretliler (işçi ve memur) 41 yaş…

 

-51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 59 emekçi bulunuyor: Çiftçi ve esnaflar ile tarım, tekstil, ticaret, metal, inşaat, taşımacılık, gemi/tersane, sağlık, güvenlik ve belediye işçileri…

 

Göçmen işçiler

 

-14 göçmen/mülteci işçi yaşamını yitirdi: 6’sı Afganistanlı, 5’i Suriyeli, 1’i Azerbaycanlı, 1’i Gürcistanlı ve 1’i Iraklı…

 

Örgütlülük durumuna göre

 

-Ölen işçilerin 2’si sendikalı. Sendikalı işçiler cam ve belediye işkollarında çalışıyordu. 

 

İşkollarına göre

 

-Ölümler en çok tarım, inşaat, taşımacılık, ticaret/büro, belediye/genel işler, metal, sağlık ve tekstil işkollarında gerçekleşti.

 

Nedenlerine göre:

 

-En fazla ölüm nedenleri sırasıyla Covid-19, trafik/servis kazası, ezilme/göçük, kalp krizi, yüksekten düşme, zehirlenme/boğulma, şiddet, patlama/yanma, intihar ve elektrik çarpması.

 

İş cinayetlerinin şehirlere göre dağılımı


30 ölüm İstanbul’da; 9 ölüm İzmir’de; 8 ölüm Kocaeli’de; 6’şar ölüm Antalya, Bursa ve Denizli’de; 5’er ölüm Ankara ve Gaziantep’te; 4 ölüm Trabzon’da; 3’er ölüm Aydın, Çanakkale, Edirne, Kayseri, Osmaniye, Sakarya, Samsun ve Tekirdağ’da; 2’şer ölüm Erzurum, Kahramanmaraş, Kars, Malatya, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Sivas, Şanlıurfa ve Zonguldak’ta; 1’er ölüm Adana, Afyon, Ağrı, Aksaray, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Diyarbakır, Düzce, Elazığ, Erzincan, Giresun, Hatay, Isparta, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kırklareli, Kilis, Konya, Kütahya, Manisa, Muş, Niğde, Siirt, Şırnak, Uşak, Van, Yalova, Yozgat ve Özbekistan’da yaşandı…

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar