Metin Aydın ölümsüzdür!

Metin Aydın ölümsüzdür!

Metin Aydın 11 Aralık 1980’de Adana’da polisle girdiği çatışmada katledildi

(…)
elbet bir bildiği var bu çocukların
kolay değil öyle genç ölmek
yeşil bir yaprak gibi yüreği
koparıp ateşe atmak
pek öyle kolay değil
hem öyle bir ağaç ki şu yaşamak denilen şey
her bahar yeniden yeniden tomurcuklanır da
yalnız bir bahar çiçeklenir
a benim gülüm!
(…)” Hasan Hüseyin Korkmazgil

11 Aralık 1980.

Havanın henüz aydınlanmadığı bir saatte, 24 yaşlarındaki genç adama ondan da genç, şalvarlı tülbentli kadına yarı ürküntüyle bakıyor taksi şoförü.

Montlarının altındaki silahlarını, daha birkaç ay önce tanışmış iki yoldaş olduklarını, arabasının bu iki insan için önemini nereden bilebilir ki? Kozan yolundan Sarıçam Ormanları’na doğru ilerliyor araba. Şoför, Sarıçam Ormanları’na yaklaşıldığında “Annesi hasta üzüntüsünden hiç konuşamayan kadınınsilahını doğrultup ormanın içine sürmesini isteyeceğini, çocuk masumluğundaki yüzüyle genç erkeğin “Seninle işimiz yok korkma, bize araban lazım, işimiz bitince bir kenara bırakırızsözleriyle onu sakinleştirip direksiyonun başına geçeceğini de bilemezdi. Devrimci olduklarını anladıktan sonra korkmamıştı zaten. Bizim çocuklardı bunlar.Bildiri dağıtırken, yazılamalara çıkarken, korsan gösterilerde rastladığı gençlerden ikisi. İlk şaşkınlıktan sonra kendisini toparlayıp sigara bile isteyecekti.

Bir sıcağı bir de bol teröristi var bu şehrin
3 ay öncesi. 12 Eylül 1980. “Emir komuta zinciriyle Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuştur.Bunu, psikolojik savaşın bir manevrası, üstünlük aracı haline getirmeye çalışan TV ve radyolarda sürekli tekrarlanan Kenan Evrenin konuşması izliyor. Giriş müziği Mozartın Cenaze Marşı! Faşist cunta psikolojik ve fiili üstünlüğü sağlayabileceğinden henüz emin değil. Ülke genelinde olduğu gibi, birkaç fabrikada grevlerin sürdüğü, cunta komutanlarının “Sağcılara da solculara da karşıyız. Greve gerek yok, haklarınız gözetilecekpropagandasıyla emekçileri manipüle etmeye soyundukları bir kesit. Manipülasyonun tamamlayıcı parçalarıysa ev baskınları, aramalar, gözaltılar… Polis Okulu denilen işkencehane, yüzlerce devrimci, anti faşist, halktan insanla dolu… Bunu, emekçi semtlerinde hızla yayılan ilk işkencede ölüm haberi izliyor.

Cunta, anti faşist mücadelenin köylere kadar gelişip örgütlendiği, sivil faşistlerin uzun yıllar yayılan mücadele ve sayısız şehit pahasına sökülüp atıldığı Adana’da üstünlüğü ele geçirmenin kolay olmayacağını öngörüyor. Aramalarda halka küfrederken “Bir sıcağı bir de bol teröristi var bu şehrin’’ diyorlar; işgal altında adeta… Panzerler üzerine çıkmış, silahları havada askerler biteviye “geçit töreniyaparken, akşam sokağa çıkma yasağıyla ıssızlaşıyor kent. “Yoğun mesaisisokağa çıkma yasağından sonra başlayanlar da var! Faşist cunta karşısındaki direnme taktiğinin içselleştirilmesinden gelen özgüvenle; panzerlerle köşe kapmaca oynayarak, kapı altlarından Orak Çekiç, TİKB bildirileri dağıtımı yapan silahlı TİKB militanları da var bunlar arasında.

Gece süren faaliyet, gündüz işçi servislerinde, direnişte olan fabrikaların direniş taleplerini yemekhanelere kadar doluşan askerlerin geri çekilmesi, gözaltına alınan işçilerin bırakılması vb., cuntaya karşı siyasal taleplere doğru genişletilmesi çağrıları yapan bildiri dağıtımlarına dönüşüyor. İlk raund olarak, inen şalterlerin yeniden kalkmaması, halkın buralara desteği özel bir önem taşıyordu. Emekçiler arasındaki sınırlı güçlerle nabız tutulmaya çalışıldı. Küçük burjuva örgütlerin “Askeri üzerimize çekmemeliyizdiyerek kendi afişlerini söktükleri, kendi yazılamalarını sildikleri, fakat işçilerin inen şalterleri kaldırmamakta kararlı oldukları gelen ilk haberler arasındaydı.

Direniş stratejisi
TİKB, askeri cunta koşullarında mücadelenin hazırlıklarına önceden başlamıştı. Yeraltı örgütlenmesinin ağırlaşacak koşullara göre organizasyonu, legal propaganda olanaklarının kalmayacağını öngören illegal propagandaya uygun yayın organına yönelim, kadroların kafaca ve ruhça yeni dönemin koşullarına geçişte bilinçsel dönüşümünü hedefleyen eğitimi bunlardan bazılarıydı. Türk tekelci burjuvazisinin, IMF kararlarını -24 Ocak Kararları- hayata geçirmek için ilan ettiği sıkıyönetim, fiili özgürlük alanlarının mücadeleyle genişletilmesi ve yaygın direnişlerle paçavraya dönmüştü. Onlar için, devrimci ve anti faşist mücadele dalgasını yerle bir edecek faşist cuntadan farklı bir seçenek kalmamıştı. Bunu bütün devrimci örgütler, hatta aydınlar dahi öngörüyordu. Belirlemeden çıkarılan siyasal örgütsel sonuçlar ise farklı farklıydı. Cuntanın “geliyorummuhtırasını görüp gelmesini dahi beklemeden “Geri çekilme taktiği izlemek gerekirdiyenler, “Cunta geliyor” “öngörülü tahlillerinerağmen, buna uygun öncelikle kafada bir hazırlık ve konumlanış içinde olmama hayırhahlığı… Ve aktif direnişe göre örgütsel hazırlığını yapmaya çalışan TİKB’nin taktiği. Belirlenen taktikler bütün bir süreçteki duruşların habercisi niteliğindeydi.

TİKB ve tek tek kadrolarının, gelişebilecek süreçleri bütün yönleriyle kavramaları o kesitte olanaklı değildi. Fakat eskisinden çok daha yoğunlaşmış bir enerji ve irade gerektiren mücadele hattının izlenmesi gerekliliği kavrayışında en küçük bir bulanıklık yoktu. Henüz karşıdevrim lehine bozulmayan dengeler varken geri çekilme taktiğini savunmak; kıpırtısızlığın, emekçileri yüzüstü bırakmanın taktiği olabilirdi ancak.

Adana İl Komitesi üyesi Metin AYDIN yoldaş, direnme stratejisi üzerine kurulu dönemsel taktiği kavrayış gücü, buna dair konumlanmayı doğallaştırması ve yeniden üretmesiyle bütün varlığıyla önder yoldaşlardan birisiydi. Saatlerce süren bir çatışmadan sonra yaralı ele geçip hastahanede ölümsüzleşmesi, cuntaya karşı aktif direniş politikasının haklılığının doruklarda savunusuydu. 3 ay önce sıradan anti faşistlerin dahi mendil taşırmış doğallığında silah taşıdığı, sivil faşistlerle ve polisle çatışmanın neredeyse olağanlaştığı bir sürecin arkasından, üç ay sonrası silahları susturmaya özel önem veren, silahların teslimi için özel afla ortam yaratan cunta karşısındaki silahlı direniş ve şehit düşmesi, yoldaşlarına ve halkına direnişi sürdürme gerekliliğinin beyanıydı. Bundandır, çatışmayı, dönemin medya devlerinin bile yarışamayacağı hızla, fısıltı gazetesi kendi bildiği gibi yaydı. “Bir polis ölmüş biri yaralanmış, ama yazık oğlan da ölmüş, kız yaralı yakalanmış poliste ötmemiş-cuntanın ilk mesajı, ilk patlayan silahtan sonra gecikmedi. Serdar Soyergine tek celsede idam cezası vererek diğer devrimcilerden ayırıp tek kişilik hücrelere kapattılar.

Direniş taktiğinin örülmesine her aşamada önderlik
Metin AYDIN yoldaşın devrim emekçisi karakteriyle birleşik önder komünist nitelikleri, devrim ve karşı devrim arasındaki dengeleri belirleyecek bir taktiğin örgütlenmesinin çeşitli aşamalarında belirleyici oldu. Adanaya geleli 6 ay olmuştu. İlkinde bir yoldaşıyla gözaltına alınmıştı. İşkenceden sonuç alamayınca, bölge dışına sürme kararı vermişlerdi. Polis eşliğinde Adana sınırlarından çıkarılan Metin yoldaş, ilk otobüsle geri dönüp faaliyetin başına geçmişti!

Devrimci örgütlerle yapılacak eylem birlikleri üzerine kahvede yapılan görüşme sırasında yakalandıklarında, araba ayarlamak için arkasını dönen polislerin gevşekliğinden yararlanarak emniyetin bahçesinden sıvışabilmişti. Emniyetin yanıbaşındaki çorbacıda sakin sakin oturup kendisini arayan polis otolarını izleyerek! Metin yoldaşın, yaptığı her işte cuntanın sürülerini hem en ince ayrıntısına dek dikkate alan bir örgütlenme ve esnek geçiş yöntemlerindeki yaratıcılığı, hem de cunta karşısında “geldiysen geldin” rahalığı ve özgüvenli duruşu, yoldaşlarına ve stratejimize başlı başına önderlik etmesiydi. Bu onun karakterine de yansırdı. Sessiz, vakur!

Cuntanın hemen arifesinde ve sonrasında, sayısız propaganda aracının emekçilere ulaştırılmasına katılan ve önderlik eden, yöntem zenginliklerine kafa yoran yoldaşlardandı. Örneğin, fabrika önlerine gitmemiz, hele hele eskisi gibi içine girmemiz imkansızdı. Köşe başlarını tutmuş panzerlere rağmen, bildirilerimiz işçilere nasıl ulaştırılacaktı? İşçi servisleri için üç kişilik propaganda ekipleri oluşturuldu. Silahlı yoldaş hafiften gösterdiği silahıyla şoförün yanına oturarak ağır sürmesini söyleyecek, diğeri bildirileri dağıtırken üçüncüsü sözlü propaganda yapacaktı. Servis propaganda ekipleri, faaliyetin “Ne yapmak gerekirsorusunun tartışıldığı mini işçi toplantılarına dönüştüğünü rapor edince, buna uygun hazırlıklara girişildi. Tartışma ve ikna yeteneği gelişkin yoldaşlar özel olarak propaganda gruplarına konuldu.

Faşist cunta özellikle ihbarcılığı yaygınlaştırıyor, dayanışma ve direnme geleneğine sahip bölge halkını gölgesinden korkar hale getirmeye çalışıyordu. Küçük burjuva örgüt militanlarının işkencede çözülmeleriyle otobüslere doldurup gözaltına alınması, devrimcilerin dostu yardımcı insanlarda panik yaratmakla, muhbirliği yaygınlaştırmakla birleşik değerlendiriyordu. “Denizi kurutmapolitikasına en iyi yanıtlardan birisi pervasız bir muhbiri cezalandırmak olacaktı. İki TİKB militanına araba, bu muhbirin cezalandırılması eyleminde kullanmak için gerekliydi. Arabayı alıp yeniden dönerken Kiremithane-Tahsilli Mahallesinde arama yapmak isteyen polislerin “Dur!ihtarına verilen yanıtla başlayan çatışma, semtin bir ucundan başlayıp boytan boya sürecekti. Kurşun ve cam kesikleriyle yaralanan iki TİKB militanı, direniş politikasını bu kez “Silahı olan hiçbir TİKB’linin çatışmadan ele geçmemesihalkasından öreceklerdi.

Metin AYDIN yoldaş hastanede gözlerini kapatıncaya kadar, faşist cuntaya karşı direnişin sıra neferi, önderi ve örgütleyicisiydi.

tikb.org


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar