Nadira Kadirova’nın bir “gariban” olmadığını anlayacaklar!

Nadira Kadirova’nın bir “gariban” olmadığını anlayacaklar!

Özbekistan Cumhuriyeti vatandaşı Nadira Kadirova’nın ağabeyi ve arkadaşlarının anlatımlarına rağmen ne ifadeleri alınıyor ne de her açıdan şüpheli bu ölüm-cinayetle ilgili herhangi bir soruşturma yürütülüyor! Keza sözkonusu olan “gariban” bir göçmen kadın ve AKP milletvekili!

Özbekistan Cumhuriyeti vatandaşı 23 yaşındaki Nadira Kadirova, AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın hasta eşine bakıcılık yapıyordu. Pek çok göçmen kadın işçinin başına gelen taciz, onun da başına gelmişti. Pek çoğu gibi o da kendi deyimiyle “gariban” olduğu için her türlü baskıya maruz kalmış, izin günlerinde dışarıya çıkması bile keyfi biçimde engellenmişti. Belli ki patronu iktidar partisinin milletvekili olunca bu hoyratlık tavan yapmıştı.

Nadira Kadirova, 23 Eylül akşamı şüpheli bir şekilde öldü. Patronu AKP’li Şirin Ünal Nadira’nın kendi silahıyla intihar ettiğini söyledi. İlk anda basına açıklama yapmayan ağabeyi daha sonra kardeşinin intihar edecek biri olmadığını, silah kullanmayı bilmesinin imkansız olduğunu, otopsisinin apar topar ve beklenmeyen bir hızla gerçekleştirildiğini, ayrıca yarasının kafasında değil göğsünde olduğunu açıkladı.

Nadira’nın arkadaşı Leyla Niyazova’ysa Nadira’nın ölmeden bir gece önce kendisiyle telefonla konuştuğunu, 2 saat süren görüşmede AKP Milletvekili Şirin Ünal’ın cinsel tacizine uğradığını ve evde baskıya maruz kaldığını anlattığını açıkladı.

Leyla Niyazova, şunları anlattı:

22 Eylül’ü 23 Eylül’e bağlayan gece beni aradı, iki saat konuştuk. Çok ağlıyordu. ‘Leyla, ben çok yoruldum, her şeyden bıktım’ dedi. Ne oldu diye sorduğumda ‘anlatamıyorum’ deyip ağlıyordu. Ben kendimi öldüreceğim dedi. Biri kötü mü davranıyor diye sordum. Sıkıldım dedi. 17 Eylül’de yanıma gelecekti. Patronumun kızı izin vermedi dedi. ‘Garibanım’ diye her şey üzerime geliyor diye konuştu. Israrla ne olduğunu sorunca, ‘Bundan iki hafta önce odada yatıyordum. Patronum içeri girdi, kapıyı kilitledi ve arkama yattı, bana sarıldı’ dedi.

 

‘Tecavüz mü etti’ dedim. ‘Yok dokunmadı’ dedi ama peşinden ağladı. ‘Hayallerim bozuldu, şimdi ben abimin yüzüne nasıl bakacağım’ diyordu. Kimseye anlatma, diye söz verdirdi. ‘Ben patronunum tabancısını buldum. Bir de kurşun sakladım, ayakkabımın içine’ dedi. Hayatında bir bıçak bile tutmamış. Böyle konuşunca şaka yapıyor sandım. Böyle bir şey yapacağını tahmin dahi etmedim. Öldüğü gün kursa başlaması gerekiyordu.

Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre olaydan iki gün sonra “intihar” diye açıklama yapan Ankara Emniyet Müdürlüğü ise Leyla Niyazova’nın bu anlatımlarına rağmen halen onun ifadesini almadı!

Kadirova’nın cenazesi dün Özbekistan’da toprağa verildi. Otopsi işlemlerini bizzat Şirin Ünal’ın şoförünün takip ettiği ve Adli Tıp’ta normalde uzun süren işlemlerin bir günde tamamlandığı öğrenildi.
Leyla Niyazova, Nadira Kadirova’nın ölmeden önce evdeki diğer çalışana not bıraktığını, ancak polisin bu notun intihar mektubu olmadığını söylediğini aktardı. Kadirova’nın bir diğer arkadaşı Nigar Abdurrahmanova da, taciz olayını emniyette anlattıklarını belirterek, “Ancak onlar bizim ifademizi almadı” ifadesini kullandı.

Bir polisin, “intihar çıkarsa vebal altına girersiniz” dediği belirtildi.

Nerden bakarsak bakalım Nadira’nın ölümü kelimenin gerçek anlamıyla şüpheli bir ölüm. İntihar etmiş olabileceği gibi katledilmiş de olabilir! Ölümün ardından onca ifade ve tanıklık varken Türk polisi ve yargısının halen tek bir anlamlı adım atmamış olmasıysa her şeyi özetliyor: Bu ülkede göçmensen hele hele göçmen kadınsan ölümünün de yaşamının da bir ehemmiyeti yok! Üstüne bir de patronun ve aynı zamanda tacizcin siyasi iktidarın bir milletvekiliyse olay hızla örtbas edilir.

Tüm kadın cinayetleri ya da tecavüz-taciz-şiddet olayları karşısında erkek egemen ölçütler ve ideolojik-siyasi yargılarla hareket edip, bol bol “iyi hal” indirimleri yapan yargı (ve ona yön veren polis!) sözkonusu olan göçmen ve “gariban” bir kadınsa en soğukkanlı haliyle üç maymunu oynar! O “gariban” kadının katili ya da tacizcisi AKP’li bir milletvekiliyse tüm devlet zevatı elbirliğiyle bu cinayeti örtbas etmek için yoğun bir mesai harcar.

Ancak dünya onlardan ibaret değil! Şule Çet cinayetindeki gibi oldukça sınıfsal bir nitelik de taşıyan bu kadın cinayeti de (ki intihar olsa bile bu bir cinayettir!) önemli bir toplumsal gücü ifade eden kadın hareketinin kurduğu mahkemelerde soruşturulup, yargılanacaktır! Er ya da geç! Egemenler ve onların çevirdikleri dalavereler hakikat karşısında güçsüzdür! Bunu bir kez daha yaşayıp göreceğiz!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar