Nikah ve iki Ceylan…

Nikah ve iki Ceylan…

Ceylan Yıldırım boşanmak istediği için eşi ve ailesi tarafından kaçırılarak işkenceye uğradı! 7 yıllık evliliği boyunca eşinin ailesinden şiddet gören Ceylan Akpolat’ın vücudundaki işkence izlerine rağmen “intihar etti” denildi! Her iki kadının yaşadıkları, “nikahlıysan kölesin’ anlayışının çarpıcı ifadesi!

Salgın günlerinde kadına dönük şiddet tırmanırken, düşmanlık da en vahşi biçimlerle kendisini kusmaya devam ediyor. Bu günlerde iki kadından biri boşanmak istediği için İstanbul’un göbeğinde eşi ve içlerinde kadınların da olduğu akrabaları tarafından kaçırılarak “Bizde boşanmak olmaz kefenle çıkacaksın” denilerek işkenceye uğradı. Eşinin ailesi tarafından “Nikahlıysan kölesin” muamelesi gören başka bir kadın da Ağrı’nın Hamur ilçesi Süleyman Kümbet (Silêman kombet) köyüne bağlı Aşağı Yurt (Şirik) mezrasında yıllardır şiddet gördüğü eşinin ailesi tarafından işkenceye uğradı, son olarak da kendisini asarak öldürdü denilerek hastaneye bırakıldı.

İstanbul’da öldüresiye işkenceye maruz kalan Ceylan Yıldırım’la Ağrı’da işkenceye uğramış bedeni intihar etmediğini haykıran 25 yaşındaki Ceylan Akpolat’ın ortak noktası sadece isimleri değil. Her iki Ceylan da kadına dönük tarihsel-toplumsal gericilik birikiminin, bu birikim açısından nikahın nasıl bir kölelik zinciri anlamı taşıdığının canlı ifadeleri.

Her iki Ceylan, bu kadın düşmanı yaklaşımla evlilik süresince yaşadıkları şiddete rağmen herhangi bir korumadan uzak şekilde adeta ölüme yollandılar.

Her iki kadının yaşadıkları, kadının boşanma hakkını, kendi yaşamıyla ilgili karar alma-söz söyleme iradesini sayısız açıklamayla yok sayan resmi devlet zihniyetinin toplumdaki kadın düşmanı gerici yaklaşım ve ölçütlerle çakışmasının eseridir.

Fazla söze gerek yok kadınların yaşamlarına ilişkin anlattıkları ya da yakınlarınca anlatılan trajik hikayeler gerçeği yoruma gerek kalmaksızın ortaya koyuyor:

Ceylan Yıldırım: Bizde boşanmak olmaz kefenle çıkacaksın

İki çocuk annesi Ceylan Yıldırım’a eşinden boşanmak istediği için kaçırılarak işkence yapıldı. Saçından sürüklenerek bir araca bindirilen kadın ilk olarak araçta darp edilmeye başlandı. Daha sonra Beykoz’da eşinin amcasının evine götürülen Ceylan Yıldırım’a elleri ve ayakları bağlanarak işkence yapıldı.

İhbar üzerine genç kadını arayan polis ekipleri, kaçırıldığı araçtaki GPS sayesinde Beykoz’da bir evde Yıldırım’a ulaştı.

Bu vahşetten sonra Ersin Yıldırım, kardeşleri ve amcası, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildiler. Koca Ersin Yıldırım ve Burhan Yıldırım tutuklanarak cezaevine gönderilirken sosyal medyaya yansıyan video görüntülerinde kadının kaçırılması ve darp edilmesi eylemine katıldıkları çok açık biçimde anlaşılan kardeşler Ali Yıldırım ve Dilek Yıldırım ile saatlerce işkence gördüğü evin sahibi olan amca Sait Yıldırım adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakıldılar!

Muhtemelen koca ve kardeşi Burhan Yıldırım da bir süre sonra “namus meselesi” denilerek serbest bırakılacaktır.

Ceylan Yıldırım ise yaşadıklarını şöyle anlattı:

 

Pazar günü sokağa çıkma yasağı bittikten sonra dışarı çıktık. Annem ve bir arkadaşımla birlikte babamın yanına gittik. O sırada siyah bir araba önümüzü kesti. 3-4 kişi birden ellerinde elektroşokla, biber gazıyla geldi. Ben kaçacaktım annemi yakaladılar. Annemi atıp beni saçımdan sürükleyerek arabaya attılar. Arabanın içinde ‘Niye boşanıyorsun, bizde boşanmak olmaz kefenle çıkacaksın’ diyerek dövdüler. Eşimin abisi, kız kardeşi, erkek kardeşi arabada darp etti. Çok direndim. Ben direnince koluma elektroşok uyguladılar. Sonra boynuma vurunca ben bayıldım.

 

‘İki seçeneğin var. Ya öleceksin ya da yüzüne kezzap yiyeceksin’

 

Beykoz tarafında ormanlık bir yerde amcası Sait Yıldırım’ın evine götürdüler. 3-4 kat çıkardılar. Etrafıma bakıyordum ancak yüzümün her yerinden kan aktığı için göremiyordum. Eşimle ve erkek kardeşi orada da darp etmeye devam ettiler. Daha sonra el ve ayak bileklerimi deri montumun kemeriyle bağladılar. El parmaklarımda kırık ve ödem var. Orada bayılmışım. Sabah uyandığımda eşime yalvardım hastaneye götürmesi için. Şikayetçi olmayacağımı söyledim. Eşim de ‘Eğer şikayetçi olursan seni yakıp, suratına kezzap döküp öyle gönderirim’ dedi. Eşimin abisi de ‘Polisler gelmeden yüzünü kezzapla yak öyle ver polislere’ dedi. ‘İki seçeneğin var. Ya öleceksin ya da yüzüne kezzap yiyeceksin’ dediler.

 

‘En ağır şekilde ceza almalarını istiyorum’

 

İki çocuğum için ölmemek, nefes almak için çok direndim. Annesiz kalmamaları için çok direndim onlar için. Çocuklarımı almak, eşimden boşanmak için bir avukat istiyorum. En güçlü avukatı istiyorum. Yapabilecek hiçbir şeyim yok. Ailemin yanındayım ama onların da maddi durumu buna uygun değil. Serbest bırakılanların da tekrar cezaevine girmesini en ağır şekilde ceza almalarını istiyorum.

Ceylan Akpolat: her yerinde işkence izi vardı, intihar etti dediler!

Ağrı’nın Hamur ilçesi Süleyman Kümbet (Silêman kombet) köyüne bağlı Aşağı Yurt (Şirik) mezrasında üç çocuk annesi 25 yaşındaki Ceylan Akpolat, şiddet gördüğü gerekçesiyle jandarma karakoluna başvurdu, vücudunun her yeri darb içindeyken jandarma aileye sadece 3 bin TL para cezası kesip, Ceylan’ı evine gönderdi! Aradan 4 gün geçmeden de evinde intihar ettiği iddia edildi.

Ceylan’ın annesi ve ağabeyi bu “intihar” iddiasının daha önce yaşananlar ve vücudunun her yerindeki darp izleriyle birlikte düşünüldüğünde doğru olmadığını belirttiler.

Mezopotamya Ajansı’ndaki haberde Ceylan’ın 7 yıllık evliliği boyunca yaşadıklarını, uğradığı eziyetleri, işkenceleri anlatan ailesi, neden intihar olmadığını da şu şekilde ifade etti:

Kasım Kaya, kardeşinin 7 yıllık evlilik süresinde birçok kez fiziki ve psikolojik şiddete maruz kaldığını, bu süreçte 2 kez şikayette bulunduğunu söyledi. Kaya, şöyle konuştu:

Ceylan’ın eşi 3 yıl önce çalışmaya gittiğinde, kayınvalidesi ve kayınpederi kardeşime şiddet uyguluyorlardı. Kardeşim bir şekilde karakola gidip şikayetçi oldu. Biz de kardeşimi alıp evimize getirdik. Kardeşimin tekrar eve dönmesi için sürekli aile büyüklerini evimize gönderdiler. Kardeşimin gitmesine izin vermedik. Bir hafta sonra kardeşim kendisi dönmek istedi. Çocuklarının olduğunu, annesiz kalmalarını istemediğini söyledi. Eşi ile aralarında çok büyük bir sorun yoktu. Kardeşimi öldüren F. Akpolat’ın annesi ve babasıdır. Kardeşimin 3 çocuğu var ve bir kızı ise 3 aylık.

‘Koruma yerine 3 bin lira para cezası verdiler’

Kardeşinin söz konusu olaydan bir yıl sonra tekrar bu iki kişinin şiddetine maruz kaldığını söyleyen ağabey Kaya, şöyle devam etti:

Geçen sene yine bu zamanlar kardeşim babamı arayarak, eşinin ailesinin kendisine şiddet uyguladığını söyledi. Babam kardeşimi eve getirdi, 3 ay yanımızda kaldı. Tekrar çocukları için gitmek zorunda kaldı. Kısa bir süre sonra yine aynı şekilde bu sistematik şiddet devam etti. Kardeşim bu sefer bir şekilde onlardan kaçıp, jandarmaya haber verdi. Onu karakola, ondan sonra da hastaneye götürdüler. Doktor darp raporu verdi. Bir de Fecri Akpolat’ın ailesine 3 bin TL para cezası verdi. Aslında devlet orda çok büyük yanlış yapıyor. Para cezası yerine koruma vermesi gerekiyordu. Zaten darp raporu verildikten sonra araya 4 gün girmeden kardeşim hayatını kaybediyor.

‘Üçüncü ip büyük bir yara izi bırakmıştı’

Kaya, genç kadının boynunda üç ayrı ip izinin olduğunu da söyledi. Kardeşinin öldürülüp intihar süsü verildiğini öne süren Kaya, şöyle konuştu:

Eğer siz bir insan öldürmediyseniz, getirip cenazenizi hastaneye bırakıp kaçmazsınız. Ceylan’ın cenazesini getirip hastane önüne bırakıp kaçmaya çalıştılar. Biz kardeşimi öldürenlerden aynı gün içerisinde hemen şikayetçi olduk. Kendini boğan insanları gördüm. Bir insan kendini boğmaya kalktığında, boynuna o ipi geçirdiğinde pişman olur. O ipten kurtulmaya çalışırken bir şekilde tırnakları boynunu çizer. Ama kardeşimde öyle bir şey yoktu. Kardeşimi gördüm, boynunda üç tane ipin izi vardı. İki tane ip boynunu hafif çizmişti. Ama diğer ip ise kardeşimin boynunda çok büyük bir yara izi bırakmıştı.

Vücudunun birçok yerinde darp izleri vardı’

Kızının öldürüldüğünü savunan anne Zozan Kaya ise genç kadının vücudunun birçok noktasında darp izi olduğunu söyledi. Cenazesi Diyadin’e getirilerek defnedilen genç kadının, yerde sürüklenmekten dolayı sırtındaki derinin soyulduğunu dile getiren anne Kaya, “Vücudunun birçok yerinde çürükler, darp izleri vardı. Sırtında izler vardı. Yerde sürüklemişler büyük ihtimalle; çünkü sırtının tamamı soyulmuş durumdaydı. Yüzü, sırtı, elleri ve ayak topuğu, neredeyse vücudunun tamamı mosmor olmuş şekildeydi. Vücudunda sağlam yeri kalmamıştI. Tek isteğimiz bu olayın üstünün kapatılmaması. Kızım için adalet istiyoruz. Bir insanın evladına böyle işkence edilmez” diye konuştu.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar