ODTÜ Onur Yürüyüşü davası: Onur Yürüyüşü yasaklanamaz

ODTÜ Onur Yürüyüşü davası: Onur Yürüyüşü yasaklanamaz

9. ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne yapılan polis saldırısında gözaltına alınan 18’i öğrenci biri akademisyen 19 kişinin yargılandığı davanın duruşması Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde. Duruşma öncesi yapılacak basın açıklaması polis tarafından engellendi

ODTÜ LGBTİ Kulübü’nün 10 Mayıs’ta düzenlediği 9. Onur Yürüyüşü’ne Rektör Verşan Kök ve Ankara Valiliği işbirliğiyle polis saldırmış, 18’i öğrenci biri akademisyen 19 kişi gözaltına alınmıştı. Henüz eylem başlamamışken tazyikli su, biber gazı ve plastik mermilerle gerçekleştirilen saldırıda gözaltına alınanlar hakkında daha sonra ‘dağılmamakta ısrar ettikleri’ öne sürülerek Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmekten dava açılmıştı. Öğrencilerden biri için ayrıca, polis memurlarına “yapmış olduğu el hareketiyle sövmek” iddiasıyla üç aydan iki yıla kadar hapis cezası öngören “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” ek bir suçlama daha uydurulmuştu.

ODTÜ’lüler dava öncesinde Verşan Kök’ün Valiliğe gönderdiği “polisi saldırın” içerikli dilekçesini paylaşarak, bugün görülecek duruşmaya katılım çağrısı yapmışlardı.

Sabah saatlerinde Ankara Adliyesi önünde toplanan öğrenciler ve destekçileri karşılarında polisi buldular. Adliye önünde yapılacak basın açıklaması polisin engellemesiyle yapılamazken, yaşanan tartışma sonrasında duruşmaya geçildi.

Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşması daha büyük salon istenmesi talebine rağmen izleyicilerin sığmadığı küçük bir salonda yapıldı.

ODTÜ LGBTİ+ Dayanışması, duruşmadan önce adliye önünde basın açıklaması yapmak istedi. Polis, basın açıklamasına izin vermedi. Öğrencileri, “Size üç dakika veriyorum, dağılmazsanız alırız” diyerek tehdit eden polise CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu tepki gösterdi. Polis, Tanrıkulu’na bağırarak, “Ne istersem yaparım” dedi.

Duruşmayı CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Sera Kadıgil’in yanı sıra Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu; Danimarka, İsveç ve Kanada büyükelçilikleri, Kaos GL Derneği ve Uluslararası Af Örgütü takip etti.

Duruşmanın başlamasıyla avukatlar, “İfade, toplanma ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarını kullanmak yargılanamaz” diyerek iddianamenin iadesini talep etti.

Duruşma yargılanan gençlerin savunmalarıyla başladı. Gençlerden Melike İrem Balkan savunmasında şunları belirtti:

Bizler ODTÜ’de her sene olduğu gibi bu sene de anayasal hakkımızı kullanarak barışçıl bir eylem ve yürüyüş düzenleyecekken rektörlük hocaların ve senatonun izni olmadan herhangi yasal bir sebep olmadan 9. ODTÜ Onur Yürüyüşü’nü yasakladı. Eylem başlamadan ortada herhangi bir bayrak ya da başka bir şey yokken çimlerde oturan öğrenciler gözaltına alınmakla tehdit edildi. Bizler ODTÜ Öğrencileri olarak kampüsün her yerinde bulunma ve kendimizi ifade etme hakkımız var. Gözaltına alınmamın hiçbir yasal temeli yoktur. Biz sokaklarda yürürken dik dik bakılan, polisin, ailelerimizin, toplumun yargı ve şiddetine maruz kalan, saldırıya uğrayan, taciz edilen, işten atılan, nefret cinayetleriyle katledilen LGBTİ+larız. Hayatımızın her noktasında eril düzenin ve nefretin etkilerini hissediyoruz; bedenimize, cinsiyetimize, kimi sevebileceğimize karar vermek isteyen bir toplumla mücadele ediyoruz. Türkiye’de biber gazı, plastik mermi ve orantısız güçle karşılaşan bizler, hala gururla ve korkusuzca sokağa çıkıp her gün yeniden ‘Alışın, gitmiyoruz!’ diyoruz. Onur Yürüyüşü, hayatının her alanında baskıya, şiddete ve nefrete maruz kalan insanların bir araya gelme, güçlü durma, dayanışma mücadelesinin bir parçasıdır. Baskılara boyun eğmeme, nefrete gülümseyerek karşılık vermektir. Bugün burada olduğum için, Onur Yürüyüşü’nde bulunduğum için mutluyum. Onur Yürüyüşü yasaklanamaz.

Özgür Mehmet Gür ise “Verşan Kök gibi LGBTİ+fobik, hırs ve nefret dolu birisi ODTÜ’ ye rektör olamaz” dediği savunmasında şunları ifade etti:

Sözlerime bizi tanıtarak başlamak istiyorum. ‘Onursuz Homolar’, ‘Lut kavminin onursuz torunları’, ‘sapkın LGBTİ’ler’, ‘şer odakları’, ‘iblisin uşakları’, ‘akılları bilime değil ibneliğe çalışanlar’. Nefret dolu medyalarda bir arama yaparsanız ODTÜ LGBTİ+ Dayanışması böyle anılıyor. Baktılar ki var oluyorlar, yasaklara baskılara karşı hem de birlikte var oluyorlar. Bugün ODTÜ LGBTİ+ dayanışmasının var olduğu gibi. Süpürmek istediler. Bugün ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde polisin kitleye saldırırken söylediği gibi. Bizler Stonewall’dan Gezi’ye, Gezi’den ODTÜ’ye özgürlük, eşitlik, var olma mücadelesi veren; toplumsal cinsiyet kalıplarına sığmayan LGBTİ+larız. ‘Yasak ne ayol!’ diyerek sokaklardayız. Transfeminizm, trans mahpuslar diyecek olduk adını bile anmaktan korktular. E var değil miyiz biz neyden bu korku? ODTÜ Bahar Şenlikleri bile ‘LGBT Marksist Aşırı Sol HDP’ söylemleriyle bizi hedef göstererek rektörlük tarafından yasaklandı. Tarih boyunca biz vardık, hep varız ve bizim istediğimiz sadece var olduğumuz için mahkeme karşısında bulunmamak. Kitleye ‘Dağılıyoruz Ayol!’ diye seslenmeme rağmen özgürlüğüm ve haklarım kısıtlanarak gözaltına alındım. Ben bugün bu salona gelirken de onurumla yürüdüm. Bizim her yürüyüşümüz onur yürüyüşüdür. Bizler Onur Yürüyüşü’nü kaybettiğimiz canlarımız için düzenliyoruz. Bugün bizimle beraber yakılarak katledilen trans kadın Hande Kader ve beni yaşatmadılar diyerek intihar eden Eylül Cansın yargılanıyor. Çünkü Onur Yürüyüşü hepimizin isyanıdır. Hakkımda ‘Verşan Kök ODTÜ’ye Rektör Olamaz!’ sloganı attığım iddiası var. Bu sloganı o gün atamadan gözaltına alındım ama hiçbir zaman atmaktan çekinmedim. Verşan Kök gibi LGBTİ+fobik, hırs ve nefret dolu birisi ODTÜ’ ye rektör olamaz. Onur Yürüyüşü yasaklanamaz.

Eylem sırasında gözaltına alınan akademisyen Mete Kutlu ise savunmasında şunları söyledi:

Ben o gün eyleme katılmadım ancak polis şiddetiyle karşı karşıya kalan öğrencilerimin can güvenliğini korumak için oradaydım. Öğrencilere yönelmiş polis grubunun önüne şiddeti önlemek için geçtim. Daha sonrasında hakaretlere ve darba maruz bırakılarak gözaltına alındım. Meslek onuruma aykırı bir şekilde kelepçe takıldı ve bu kısımda direnmek zorunda kaldım. ODTÜ’yü ODTÜ yapan öğrencileridir. Bugün burada haksız yere yargılanan ODTÜ öğrencileriyle birlikte olmaktan gurur duyuyorum.

Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan Tankut Serttaş ise şunları söyledi:

Nefrete karşı mücadele eden insanlar her zaman olmuştur. Bu mücadelenin simge etkinliklerinden biri olan Onur Yürüyüşü, LGBTI+ varlığını, eşit yurttaşlık taleplerini vurgulayan, ayrımcılığa karşı bir yürüyüştür. 9. Onur Yürüyüşü’ne katıldığımı açıklamakla başlamıştım. Katıldığım için Onur duyduğumu belirterek bitireyim. Şartlarım elverdiği ölçüde katılmaya da devam edeceğim.

Gözaltına alınan ve yargılanan bir başka kişi ise; yürüyüşe, herhangi bir hukuksuzluk olursa bunu kaydetmek ve şahit olmak için katıldığını söyledi. 6 aydır burslarının kesildiğini kaydeden öğrenci, sistematik şiddet kurbanı olduklarını belirtti. Savunmasını yapan öğrenci sözlerine şu şekilde devam etti:

Üniversiteler, hukuk devletinin ve hürriyetlerimizin kaleleri olmalıdır. Hiç direnme şansım olmadı; buna rağmen polisin şiddeti devam etti, ters kelepçelendim, bu haldeyken bil tekmeler devam ediyordu. Beni kurtarmaya çalışan insanların uzaklaştırıldığını duyuyordum. ODTÜ benim mahallemdi, sınavıma çalışmak için bölüm binama gitmeye çalışırken orantısız ve sebepsiz şiddeti görünce gideceğim yere ulaşamadım. Arkadaşımı polislerin arasında çok kötü bir halde görünce dayanamadım, uyguladıkları şiddetin yasal olmadığını belirtmek için ‘Yapmayın!’ diye seslendim. Polis şiddetinin 20. dakikasında gözaltına alındım. Neden polis şiddeti diyorum? Çünkü sırf nefes almak için belli alanlarda bulunmamız yürüyüşse evet biz yürüyüşe katıldık. Çok kısa bir mesafeden gözüne biber gazı sıkılıyordu, yere yatırılıp tekmelendi. Etrafındaki insanlar ‘Nolur yapmayın’ diye bağırıyorlardı. Biri size lütfen derken siz onu dövmeye devam etmezsiniz.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar