‘Oğlum işkenceyle öldürülmüş’

‘Oğlum işkenceyle öldürülmüş’

Diyarbakır’da 5 gün boyunca kendisinden haber alınamayan, ailenin tüm çabalarına rağmen karakolların hiçbir girişimde bulunmadığı ve 4 Mayıs’ta işkence edilmiş cansız bedeni Sur’daki bir kapının ardında bulunan 21 yaşındaki Devran Dinç’in babası oğlunun ölümüyle ilgili gerekli araştırma ve soruşturmaların yapılmadığını belirtti

Diyarbakır’da işkenceli ölüm pandemi falan dinlemiyor. 30 Nisan’da Diyarbakır Bağlar’daki evinden çıkan 21 yaşındaki Devran Dinç, ailesinin 4 gün boyunca adeta çırpınarak yaptığı aramalarla bulunamadı.

Sokağa çıkma yasağıyla çakıştığı tarihte gerçekleşen olayda ailenin başvurduğu tüm karakollardan “evinize gidin, arkadaşlarıyladır, gelir” yanıtı geldi. Aile yasağı tanımayıp kendi olanaklarıyla aramaya çıktı Devran’ı, fakat polis noktalarına takıldı. Çok fazla arkadaşı olmayan, kitap okuyup saz çalan, kahvehaneye gitmeyen, sigara bile kullanmayan Devran’ın bulunması için kamera kayıtlarının incelenmesini istedi, “Kaymakam yok, izin alamıyoruz” denildi. Son olarak Mardinkapı Karakolu Devran’ın ellerinde olduğunu söylese de daha sonra söz konusu kişinin Devran değil, 15 yaşındaki bir çocuk olduğu belirtildi. Aile için de kabusa dönen 5 günün sonunda Devran’ın işkence edilmiş bedeni Sur’da kilidi kırılarak açılmış bir kapının ardında bulundu. Polis noktasına çok yakın bir mesafede… Boğazında, sırtında işkence izleri olan Devran’ı apar topar oradan kaçıran polis olay yeri incelemesi bile yapmadı. O kadar ki Devran’ın dağılmış telefonunu bile incelemek üzere almadı. Bir bildiği vardı belli ki!

Ailesine Sur’da gezmeye gittiğini söylemiş

5 gün boyunca yaşadıklarını Mezopotamya Ajansı’na anlatan Devran Dinç’in babası İsmet Dinç, çocuğunun 30 Nisan’da Bağlar’daki evlerinden 200 metre mesafede olan ninesine eczaneden ilaç almak için saat 17.00’da çıktığını, ilaç alıp ninesine giden ve burada 2 saat kalan oğlunun, Ofis Semti’nde çalışan dayısını arayarak, ‘Ben dışarı çıkıp gezeceğim. Senin işin bittikten sonra akşam 23.00’da birlikte eve geçeriz’ dediğini aktardı.

Baba Dinç, Devran’ı saat 19:30’dan gece saat 00:00’a kadar aradığını ve telefonun kapalı olduğunu söyledi:

İstanbul’da yaşayan ve cezaevinde olan dayısının eşini arıyor. 18.30-19.15’e kadar dayısının eşi ve çocuklarıyla konuşuyor. Yengesi iftardan sonra tekrar konuşuruz deyince Devran, ‘yenge iftardan sonra konuşamaya bilirim, zamanım olmayacak’ diyor. Yengesi nerde olduğunu sorunca Sur’da gezdiğini söylüyor. Gece sokağa çıkma yasağı başlıyordu. Çocuklarım Sur’da arama yaptıktan sonra sabaha doğru 04.00’te eve geldiler. 1 Mayıs günü sabah saat 08.00’da Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne çocuğumuzun kayıp olduğunu, ellerinde olup olmadığını sorduk. Devran’ın kimliğini verdik, sorgulatıldı. Polis, ne hastanelerde ne de gözaltında dedi. Sur’da ben, annesi, kardeşleriyle birlikte tekrar aramaya çıktık.

Karakol: Yapacağımız bir şey yok

Oğlu Devran’ın doğayı çok sevdiğini ve sürekli Sur’a gittiğini dile getiren baba Dinç, şöyle devam etti:

Kaybolmadan önce ablasını ‘akşam papatya toplayıp sana getireceğim’ demişti. Emniyet Genel Müdürlüğü’nü aradık çocuğumuzu bulamadık deyince, ’21 yaşındaysa bir şey yapamayız’ dediler. Eve geldiğimizde gece 00.00’a kadar 3 kere aradığım Emniyet Genel Müdürlüğü, Bağlar Polis Karakolu’na gitmemizi söyledi. Bağlar karakolu, ‘yapacağımız bir şey yok, çocuk reşit, arkadaşlarıyla birliktedir, eve gelecektir’ dedi.

 

2 Mayıs’ta Sur’da Çarşı Polis Karakolu’na, ‘çocuğum kayıp, yasak var arayamıyoruz, polis izin vermiyor, bizi evimize gönderiyor’ dedim. ‘Bize bağlı değil Bağlar Polis Karakolu’na gidin’ denildi. Tekrar gittiğimiz Bağlar Karakolu, ‘155 ekibi sorumludur’ dedi. 155 bizi tekrar Bağlar Karakoluna bağlayarak ‘yapacağımız bir şey yok’ dedi. 3 Mayıs’ta Bağlar Karakolu’na giderek, ‘bize izin verin oğlumuzu arayalım’ dedik. ‘Elimizde olan bir şey değil, kaymakamlıktan izin almanız gerekiyor, kaymakamda burada değil’ dediler. Çocuğumun hayati söz konusudur dediysem de ‘ısrarla yapacağımız bir şey yok’ dediler. Artık yasak dinlemeden ailecek Devran’ı aramaya başladık.

‘Polis noktasına girmeme izin verilmedi’

Çiftkapı ve Urfakapı’ya gittiğini ve iki yerde de polis noktası olduğunu söyleyen baba Dinç, tüm ısrarlarına rağmen içeri girmesine izin verilmediğini dile getirdi. Saraykapı Karakoluna oradan Mardin Kapı Karakoluna gittiğini ifade eden baba Dinç, “Çocuğumun 3 gündür kayıp olduğunu söyledim. Kameralar bakmalarını talep ettim. Onun içinde izin almam gerektiğini yine ellerinden bir şey gelmediği cevabını aldık. Nereye gittiysek aynı şeyleri söylediler” diye belirtti.

Mardinkapı karakolu, 4 Mayıs’ta arayıp Devran’ın ellerinde olduğunu söylüyor’

Mardinkapı Karakolu’nun 4 Mayıs’ta eşinin annesini arayıp ‘Devran’ın ellerinde olduğunu söylediklerini belirten baba Dinç, olay yerine gittiğinde ‘sizinki değil’ yanıtı almış:

Birbirlerinden haberleri olmadan sürekli ‘eve gelir, elimizde değil’ deyince şüpheye girdim. Kimliği olmadığı için onların elinde, araştırıyorlar, Pazartesi bırakırlar diye düşündüm. Mardinkapı Karakolu 4 Mayıs’ta kaynanamı arayıp Devran’ın ellerinde olduğunu söylüyor. Olay yerine gittiğimizde polisler, ‘sizinki değil, 15 yaşındaki bir çocuktur’ dediler. Üzerinden bir şey çıkmadığını söylediler. Cenazenin bulunduğu yerde telefon kapağı, bataryası ve telefon dağılmış bir şekilde gördüm. 155’e telefonla konuştuğumda ‘telefonu cenazenin bulunduğu yere nasıl bırakırsınız, nasıl bir incelemedir bu’ dedim. Telefonu arkadaşıma verip karakola teslim etti. 20 dakika içerisinde cenazeyi toplayıp götürdüler.

Baba Dinç, olay yerine bir şerit çekilmediği, herhangi bir parmak izi ve kalıntıya dair bir inceleme yapılmadığını ifade etti.

‘Devran ilk kaybolduğu gün öldürüldü’

Devran ilk kaybolduğu gün öldürüldü” diyen baba Dinç, şunlara dikkat çekti:

Her yerde mobese kameraları var. İki kapı arasında kilitli bir kapı var. Dışarıdan kimse giremez. Çift Kapı’nın 10 metre uzağında, pastanenin karşısında bir yerde. Sur’un içine çıkan kapının kilidi kırılmış çocuğum içinde bulundu. Çocuğum sırtının 4 yerinden, yüzünden ve boğazından darbe almış. Belli ki işkence edilerek öldürülmüş. Birkaç kişi tarafından yapıldığını, şebekenin çekmediği, derin, kuytu bir yere götürüldüğünü düşünüyoruz. Kaybolduğu gün saat 21.00’dan 00.00’a kadar belki 30 kere aradım. Aradığımda 30 saniye bekledikten sonra ulaşılamadığı söyleniyordu. 00.00’dan sonra direk ulaşılamadığı söyleniyordu. Derin bir yere götürülüp daha sonra üste çıkardıklarını düşünüyoruz. Çocuğumu aradığım sürece her şeyi kaydettim. Herhangi bir şey çocuğumun başına gelirse ‘sorumlusu sizsiniz’ dedim.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar