Ölü Canlar

Ölü Canlar

Gogol’un en ünlü eserlerinden biri olan Ölü Canlar, dönemin Rusya’sının çürümüşlüğünün okuyanı sarsacak tablosunu resmeder

Gürbüz Deniz

Rusya’nın dönemini en iyi betimleyen yazarlarından biri olarak bilinen Gogol, öykülerinde günlük hayatı ve bayağı kişilikleri zaman zaman mizahi zaman zaman da okurken insanı öfkelendirecek kadar güçlü eleştirir.

Müfettiş’te hedef tahtasına bürokrasiyi çakar, Bir Delinin Hatıra Defteri’nde bir memurun tekdüze hayatı resmedilir, işi yüzünden olağanüstü sıkılmaktadır. Öykünün sonunda memurun akıl hastanesine yatırılışını içiniz sızlayarak izlersiniz.

Palto’da sıradan insanların yaşadıkları acıları, maruz kaldıkları haksızlık ve yoksulluğu okuyucuyu sarsacak bir ustalıkla serimler. Rus edebiyatının en güçlü eserlerinden biri olarak kabul edilir, öyle ki Dostoyevski öyküden söz ederken “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” diyecektir.

Yazarın ünlü eseri “Ölü Canlar”da benzetmeler, yazarın olaylara bakış açısı ve yorumlayışı ilgi çekici olsa da karakterlerin fazlalığı, olay örgüsünden zaman zaman kopmanıza neden oluyor. ‘Acaba kimdi’ diyerek geri dönüş okuması yapıyorsunuz. Karakterlerin genelde birden fazla adı var o sebeple adapte olana kadar kafalar karışabiliyor. Bir kısmını bir adıyla öbür kısmını öbür adıyla anlatabiliyor. İsimlerin yanı sıra lakaplar Ruslara özgü tanımlamalardan ötürü yorucu da olsa Çarlık Rusyasını okumak iyi gelebilir okura.

Yazar, Çiçikov karakteri ile okuru Rusya kırsalında ve kasabalarında dört nala gezdiriyor. Gogol bir nevi Rusya’yla konuşur gibidir dörtnala; siz susar, okur, betimlemelerden ve karakterlerden yola çıkarak sadece o dönemi yaşarsınız. Gogol, Rus insanını Rus insanına anlatacaktır. Onlara Rus ruhunu anlatacaktır. Bunu da Rus halkının her bireyini -alçağını, rüşvetçisini, erdemlisini, yardımseverini, konukseverini- Rus halkına anlatarak başaracağını düşünüyordu lakin vatanseverlerin yoğun baskısı, eleştirmenlerin yerden yere vurması sonucu Ölü Canlar kitabının devamı gelmedi, daha doğrusu ikinci bölümünün yazıldığı ve el yazmalarının yazar tarafından hemen ölümünden önce yakıldığı biliniyor.

Baş karakter Çiçikov, Rusya’da kasaba kasaba dolaşıp feodal kanunlara göre toprak sahiplerinin malı olan köle köylüleri satın almaktadır. Ancak istediği köylüler çalışmayı iyi bilen ya da sağlıklı olanlar değil tam aksine ölü olanlardır. Zamanın yasalarına göre toprak sahiplerinin, topraklarının sınırları içinde yaşayan insanların sayısına göre vergi ödemesi gerekmektedir. Çiçikov Rusya’yı gezerek son nüfus sayımında ölenlerin (ölü canların) ölüm belgelerini satın alır. Toprak sahipleri bu alışverişten memnundur. Her iki tarafın da kârlı çıktığı bir durumdur çünkü bu.

Ancak olaylar istediği şekilde ilerlemeyecektir. Çiçikov’un beylerden satın aldığı 400 ölü canın kağıtlarına bakıp nasıl bir hayat yaşadıklarını düşünüp kendince eğlenmesi ve mutlu olması en çok beğendiğim bölümdü.

Adam tutup okul açıyor. İyi, güzel! Bir insanın okuma yazma bilmesinden daha güzel ne olabilir değil mi? Fakat sonuç ne oluyor? Okul yaptırılan köyün köylüleri bana gelip, “Nedir bu başımıza gelen beyim!” diyorlar. “Çocuklarımız hepten elimizden kayıp gitti! hiçbir işin ucundan tutmuyor, bize hiç yardım etmiyorlar. Hepsinin tek istediği katip olmak, oysa tek bir katibe ihtiyaç var!” İşte aklı evvellerin okullarının verdiği sonuç: Köye de yaramayan, kente de yaramayan insanlar yetiştirmek.

Gogol zamanın yasaklarını, ilginçliklerini, bey ve köylü arasındaki yaşam farkını, dost görünen düşkünleri, makam düşkünlerini anlatmış.

Bize düşen, hala edinmediysek şayet okunması gereken eserlerden olduğunu bilmek ve kitaplığımıza almak.

Keyifli okumalar, dostlukla ve sağlıkla kalın…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

1 Yorum

  • Alparslan Özdemir
    02/01/2021, 10:58

    Yuregine saglik can bu kadar temiz sade anlatilir..cok tsk tekrar okuyacagim

    YANIT

İlgili yazılar