Onuruna sahip çıkan Kürt linç edilebilir; ama ‘yok öyle bir şey’!

Onuruna sahip çıkan Kürt linç edilebilir; ama ‘yok öyle bir şey’!

Sakarya’da hakaret ve küfre karşı iş bırakarak tutum alan Kürt işçilere dönük ırkçı saldırının ardından Vali de AKP Milletvekili de “yok öyle bir şey” diyerek ırkçılığın bu devletin temel dayanaklarından biri olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldular!

Kürt emekçilerinin varlığını kayıtsız şartsız köleliği kabul ettikleri koşullarda “sindirebilen”, bu noktada hakaret etmeyi kendisine hak gören ırkçı-sınıfsal yaklaşım açısından onların da bir onurunun olduğu, küfür ve hakarete tutum alabilecekleri düşünülemez bile. Sakarya’nın Ortaköy İlçesi’ne bağlı Sırt Mahallesi’nde dün ırkçı saldırıya uğrayan Kürt işçiler, tam da bu noktada o tanıdık ırkçı yaklaşımın damarına basmışlardı; hem de sınıfsal bir tutum alarak, üretimden gelen güçlerini kullanıp, hakaret ve küfürlere boyun eğmeyeceklerini göstermişlerdi.

Patron konumundaki tarla sahibi ve yakınları “burası bizim” diyerek onların “buralardaki” varlıklarına köle gibi çalıştıkları oranda tahammül edilebileceğini ilan etmişlerdi. Bu ilan, sözle de sınırlı kalmayıp, kucağında çocuk olan kadın da dahil hepsinin düşmanca saldırıya uğramasıyla yapılmıştı.

O saldırıdan sonra memleketleri Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Kelekê (Yücebağ) Mahallesi’ne dönen işçilere orada da rahat verilmediği öğrenildi. Satır aralarındaki bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla Jandarma her birini teker teker ifadeye çağırıyor, burada baskı uyguluyordu. Belli ki, gerçeği eğip bükmelerini, dahası devletin Kürde dayattığı resmi politikanın da izdüşümü olarak açıklamaları ve tutumları konusunda nedamet getirmelerini istiyordu.

Bu Kürtler her açıdan “makbul” değildi; hem hakarete boyun eğmemiş hem de saldırıyı teşhir edecek bir cesaret göstermişti!

Bu yaklaşımdaki devletin yaptığı ikinci şeyse işçilerin yaşadıkları köye giriş çıkışları kapatmak, onların basınla, çeşitli siyasi-toplumsal güçlerle buluşmasını engellemek oldu. Gerekçe de hazırdı: Covid-19 pandemisi!

Tarihsel-toplumsal gericilik birikiminin bu linççi hezeyanlarını kışkırtanların onu siyaseten mahkum etmeleri gibi bir refleks göstermelerini beklemenin akıl dışı olacağı açık. Nitekim ilk refleksleri de inkar oldu!

Vali, olayı görmedik-duymadık-bilmiyoruz diyerek geçiştirmeye çalışırken; son yerel seçimler döneminde “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şey oldu” “özdeyişiyle” ünlenen AK Parti Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz ise “külliyen doğru değil” anlamına gelen cümlelerle “Oysa Sakarya’da ne bugün, ne de bundan önce, anlatıldığı şekilde herhangi bir olay asla vuku bulmamıştır” dedi. Konuşmasında hızını alamayarak, “Olmayan bir şeyi olmuş gibi göstermek bunu yapanlar açısından en hafif tabirle ahlaksızlıktır. Buna alet olanlar açısından da bu durum tam bir aymazlık, Sakarya’ya ve hatta Milletimize karşı yapılan ise açık bir saygısızlıktır” ifadelerini kullandı.

Ne de olsa bu ırkçılığı diri tutmaya ihtiyaçları var, saldırganlara dokunulmaması gerekir!

Fazla söze gerek yok; ırkçı saldırıya uğrayan işçileri susturma, jandarma eliyle dünyadan yalıtıp, inkara zorlama ya da vali ve milletvekili üzerinden “hiçbir şey olmamıştır” denilerek olayı örtbas etme çabasının kendisi zaten çok şey anlatıyor.

Oysaki dün yaşanan o ırkçı saldırı toplu bir cinayete ramak kala durdurulmuştu. Kürt işçilerin itiraz etme cesareti göstermelerine duyulan hınç, “sizi yakarız” tehdidinin savrulmasına kadar gitmişti. Çağrılan jandarma gelmemiş, ama oradan geçen yine Mardinli bir grup işçi saldırıya uğrayanların yardımına koşmasa belki de olay ölümlerle sonuçlanacaktı.

Saldırıyı MA’ya ya da BBC Türkçe’ye anlatan işçiler dün Sakarya’da yaşananların cinayete ya da cinayetlere evrilmesine ramak kaldığını gösteriyor.

MA’dan Ahmet Kanbal’a anlatılanlar şöyle:

Hakarete maruz kaldılar

 

Saldırıya maruz kalan işçilerden Hadra Demir, dün sabah saatlerinde keyifli bir şekilde işe gittiklerini belirtti. Fakat işverenin torununun hakaretlerine maruz kaldıklarını paylaşan Demir, sonrasında işverenin de kendilerine aniden “İt sürüleri, hayvan sürüleri” diyerek hakaret etmeye başladığını anlattı.

 

Ağza alınmayacak ağır küfürlere maruz kaldıklarını aktaran Demir, bunun üzerine bahçeden çıktıklarını ifade etti. Bahçeden çıkıp başka bir alana geçtikleri sırada kendilerine fiziki saldırıda bulunulduğunu kaydeden Demir, “Biz de bunun üzerine ‘yaşlıdır, uğraşmayalım’ deyip, gittik. Yanımıza gelene de memlekete gideceğimizi söyledik. O bizi götüreceğini söyledi. O kişi bizi eve kadar götürdü. O sırada işveren çocuklarını arayarak, köye çağırdı” diye belirtti.

 

O sırada işverenin oğlunun amcasına saldırdığını dile getiren Demir, araya giren ağabeyinin de yumruklu saldırıya maruz kaldığını söyledi. Yaşanan saldırının giderek büyüdüğünü ifade eden Demir, kendilerinin de saldırıya uğradığına dikkati çekti. 

 

‘Jandarmayı aradık gelmediler’

 

Sakarya Valiliği’nin olayı manipüle eden açıklamasına da değinen Demir, şunları söyledi: “Olayın yalan olduğunu söylüyorlar. Allah’tan medya aracılığı ile ortaya çıktı. Biz telefon da ettik kimse gelmedi. Defalarca jandarmayı aradık gelmediler. Sonra baktık jandarma gelse bile onlara yardımcı olacak; iptal ettik. ‘En iyisi Allah’tan bulsunlar’ dedik” ifadelerini kullandı. Saldırganlar için “faşist” diyen Demir, “17 gün önce gittik oraya. Bize her gün hakaret ediyorlardı. 3 gün çalışıyorduk, bazen 3 günü bir gün sayıyordu. Biz de mecburi idare ediyorduk.” 

 

‘Kürt yoktur diyorlar’

 

Saldırıya uğrayan Tuba Demir ise, harçlıklarını çıkarmak için Sakarya’ya gittiklerini ve günlük 90 TL’ye çalıştıklarını dile getirdi.

 

Olayın ardından jandarmaya haber vereceklerini söylemeleri üzerine saldırganların, “İsterseniz Kürtlerin bütün sülalesini, isterseniz jandarmanın sülalesini çağırın. Jandarma benim arkamda. Ben serbest kalırım” dediğini aktaran Demir, yaşadıklarının ırkçılık ve faşizm ile alakalı olduğunu söyledi. Demir, “Bugüne kadar hangi patronlara gittikse hepsi faşistti, ırkçıydı. Hepsinin isimlerini de verebilirim. ‘Biz tekiz. Bizden başka kimse yoktur. Kürt yoktur’ diyorlar. Sanki Allah bir tek onları yarattı” ifadelerini kullandı.

 

 ‘Jandarma gelecek diye elbiselerini yırttı’ 

 

Ajansımız tarafından olaya dair servis edilen görüntülerde yer alıp, bir erkek tarafından tokatlandığı görülen Şilan Demir de, karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Hakarete maruz kaldıklarını dile getiren Demir, ağza alınmayacak sözlere rağmen alttan almaya çalıştıklarını belirtti. 

 

Demir, hakaretleri kabul etmeyeceklerini söylemeleri üzerine saldırıya uğradıklarını dile getirdi. Kendisine tokat atıldıktan sonra kardeşlerinin kendisini eve almaya çalıştığını söyleyen Demir, Kadir Cebecioğlu isimli kişinin saldırmaya devam ettiğini kaydetti. Gitmemeleri durumunda eşyalar ile beraber yakılmakla tehdit edildiklerini aktaran Demir, “Biz tam gidecekken, bizi dövmeye çalışanlardan biri olan Kadir Cebecioğlu elbiselerini yırtmaya başladı. Yüzünü parçalamaya başladı. Biz de şaşırdık. Jandarma gelecek diye öyle yaptı” diye konuştu.

 

Demir, Kadir Cebecioğlu isimli kişinin, “Beklerseniz sizi gebertiriz. Burası Mardin değil. Burası bizimdir. Burası Mardin’e benzemez. Burası bizim memleketimiz, jandarma bizim yanımızda, asker bizim, kimse sizi burada tutmaz” şeklinde ifadeler kullandığını aktardı. Jandarmanın kendilerini neden beklemediğini sorduklarını dile getiren Demir, bunun üzerine öldürülmekten korktuklarını söylediklerini ifade etti. Demir, maruz kaldıkları uygulama karşısında suç duyurusunda bulunacaklarını paylaştı. 

 

Bir diğer işçi Nevroz Demir de, her şeyin bir anda geliştiğine dikkati çekerek, haklarını arayacaklarını vurguladı.  


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar