‘Ordu’daki felaket doğayı paraya çevirmenin sonucudur’

‘Ordu’daki felaket doğayı paraya çevirmenin sonucudur’

“Bu doğal afet değil, insan eli ile hazırlanan bir yıkımdır. Nedenleri ise vahşi bir şekilde doğayı paraya çevirme hırsıdır”

Ordu’da da meydana gelen sel felaketine ilişkin konuşan Ordu Çevre Derneği Başkanı Gül Ersan, “Bu doğal afet değil, insan eli ile hazırlanan bir yıkımdır. Nedenleri ise vahşi bir şekilde doğayı paraya çevirme hırsıdır” dedi.

 Ordu ve ilçelerinde dün meydana gelen ve büyük maddi hasara yol açan sel felaketinin sadece hava koşullarıyla açıklanamayacağını dile getiren Ordu Çevre Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gül Ersan, “Bu doğal afet değil, insan eli ile hazırlanan bir yıkımdır. Nedenleri ise vahşi bir şekilde doğayı paraya çevirme hırsıdır. Özellikle son 4-5 yıldır hızlandırılan HES’ler, dere yataklarının bozulması, açılan yeni yollar, yol yapımı nedeni ile yok edilen ormanlık alanlar, hafriyatların dere yataklarının içine boşaltılması, kent içinde hızlı bir şekilde artan betonlaşma, yeşil alan bırakılmaması, Büyük Şehir Belediyesi’nin yapmış olduğu kıyı doldurma çalışmaları, maden ve taş ocaklarının arttırılması yaşanan sel felaketini tetiklemiş ve hızlandırmıştır” dedi.

DOĞAYA VERİLEN TAHRİBAT FELAKET OLARAK DÖNÜYOR’

Yapılan çalışmaların halk için değil, çıkar uğruna yapıldığını vurgulayan Ersan, “Yeşil Yol Projesi yapıldığında bunun turizm için yapıldığı söylendi. Yol yapım çalışmalarına başlandığında yaylaları, meraları tahrip ediyorlar. Açılan yolların çevresinde petrol ofisleri, restoranlar gibi birçok yapı da yerini alacak. Orada yaşayan insanlar bu yapılaşmaya karşı çıkacak. Elbette yeni yollar yapılmalı fakat bunlar ihtiyaç doğrultusunda ve gerçek anlamlı projeler ile olmalıdır. Yapılan her yeni yol veya çalışmanın denetimi yapılmalı. Yapılan projeler sadece masa başında planlanıyor ve sonuçları hesaplanmıyor. Doğaya verilen tahribat bize doğal olmayan felaketler olarak geri dönüyor” diye konuştu.

 DOĞA BİZİM EMRİMİZDE DEĞİL’

Ersan, doğanın rant uğrana talan edildiğine dikkat çekerek, “Doğayı paraya çevirmek için çok büyük bir saldırı söz konusu. Yolların, HES’lerin yapılmasını eleştirdiğimizde bize ‘Siz Türkiye’nin gelişmesini istemiyorsunuz’ diye tepki gösterildi. Doğayı yok eden bir yapılaşma, gelişme değildir. Doğa ile birlikte bir canlının da yaşam alanı yok ediliyor. Doğa bizim emrimizde olan bir yapı değil, biz insanlar doğanın doğal döngüsüne uymak zorundayız” diye belirtti. 

FINDIK ÜRETİCİLERİ ZOR DURUMDA’

Tüm Köy-Sen Şube Başkanı Zekai Sağra da, dere yataklarında yapılan daraltmaların ve özellikle dereler üzerinde kurulan HES’lerin sel felaketini tetiklediğini dile getirdi. Yaşananların sadece yağmur ile açıklanamayacağını hatırlatan Sağra, doğa ile çok fazla oynandığını söyledi. Yaşanan felaket ile birlikte fındık sezonun olmasından kaynaklı yetiştiricilerin çok ciddi maddi zarara uğradığını aktaran Sağra, “Daha önce yaşanan sel felaketlerinin yaraları henüz sarılamamışken halk yeni felaketler ile karşı karşıya kaldı. Fındıkların büyük çoğunluğu sel sularında kayboldu.  Hükümetin çok acil bir şekilde halka yardım etmesi gerekir” çağrısını yaptı. 

YAŞANANLARI DOĞAYI BAĞLAMAK AYMAZLIKTIR’

Selde ilk yıkılan yerlerin yollar olduğuna işaret eden Sağra, şöyle devam etti: “Bir mühendislik hatası söz konusu. Aynı yolların birkaç kez yıkıldığını ve tekrar yapıldığına şahit oldum. Çok ciddi ödemeler ile yapılan bu yollar her seferinde ‘neden yıkılıyor’ akıllarda soru işareti bırakıyor. Yıkıma uğrayan yerlerin hepsinde HES’lerin varlığını göz ardı etmemek gerek. Karadeniz bin yıllardır sürekli yağmur alan bir bölge de yaşananları doğaya bağlamak aymazlıktır.”

YARATILAN TAHRİBATLAR AFET OLARAK GERİ DÖNDÜ’

Yaşananların sadece doğal afet diyerek açıklanamayacağını ifade eden Şehir Plancıları Odası Şube Başkanı Birol Yılmaz ise, şunları dile getirdi: “Çok ciddi yağışlar almamasına rağmen yapılan yol çalışmalarının alt yapısının yetersizliği, çok kısa süreli hesapların yapılması, doğa yapısının esas alınmaması, insan eli ile yaratılan tahribatların doğal afet olarak bize geri dönüşüdür.”

Karadeniz coğrafyasında HES’lerin yoğun bir şekilde yapılmasını eleştiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nerdeyse 500 metre de bir HES yapılmış durumda. Derelerin doğal akışını çok bozduk. Dere yataklarında yapılan yerleşimlere imar barışı ile alan sunulması da yaşanacak can kayıplarına ön açıcı olmakta. Halkçı olarak yapıldığı söylenen fakat halka karşı olan bu yapılaşmalardan biran önce vazgeçilmelidir. Doğal felaketler değil, doğaya karşı yapılan felaketler durdurulmalıdır.”

Mezopotamya Ajansı


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et
[lvca_spacer desktop_spacing=”50″ tablet_width=”960″ tablet_spacing=”30″ mobile_width=”480″ mobile_spacing=”10″]

İlgili yazılar