OSTİM/İvedik işçi katliamının 8.yılında Ostim Metro önünde açıklama

OSTİM/İvedik işçi katliamının 8.yılında Ostim Metro önünde açıklama

20 işçinin öldüğü, 53 işçinin ise yaralanmasına yol açan patlamanın 8.yılında Ostim Metro çıkışı önünde açıklama yapıldı

Ankara İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, Ankara OSTİM/İvedik OSB’de gerçekleşen işçi katliamının 8.yılında Ostim Metro çıkışında bir açıklama gerçekleştirdi.

Bundan 8 yıl önce Ankara Ostim OSB’de bulunan Özkanlar Hidrolik İmalat’ta ve ardından Metsan’da meydana gelen patlamada 20 işçi yaşamını yitirirken, 53 işçinin de yaralandığını belirten İSİG Meclisi’nden Pınar Abdal, “kapitalizmin kar hırsı yüzünden, alınmayan önlemler yüzünden, yapılmayan denetimler yüzünden, işçi emeğinin ve işçi hayatının hiçbir değerinin olmadığı bu sistem yüzünden göz göre göre ölüme gönderildiler” ifadesinde bulundu.

İşverenlerin ruhsatsız alanlarda imalat yaptığını, tüplerin depolanması ve denetime alınmasına ilişkin mevzuat hükümlerinin hiçbirine uyulmadığını ve işyerlerinin tehlikeli işlerin yapımına uygun binalar olmadığının altını çizen Abdal, “20 arkadaşımızın ölümünün, 53 arkadaşımızın yaralanmasının sorumluları; usulsüz ve kaçak tüp dolduranlar ve satanlar, satın aldıkları tüplerin kullanımı-depolanması kurallarına uymayanlar, ruhsatsız işyerinde imalat faaliyeti sürdürenler, işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini almayanlar, işçilere eğitimlerini vermeyen işverenler olduğu kadar o işyerlerini denetlemeyen, alınmayan ruhsata, alınmayan işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerine karşı hiçbir yaptırım uygulamayan devlet kurumları ve politikalarıdır.

‘Ekonomik kalkınmanın, küresel ekonominin kaçınılmaz bir sonucu’ olarak değerlendirilen ve sektöre zarar verilmeden müdahale öngörülen katliamların ardından Çalışma Bakanlığı’nın bu bölgede en son 2007’de denetim yaptığı ortaya çıktı. Katliamın nedeninin, 20 yıllık oksijen tüpleri olduğunu söyleyenler, bu tüplerin nasıl olup da işçilere hala kullandırıldığı hakkında hiçbir şey söylemediğini” vurguladı.

Tüm bu politikaların yargıdaki resmi olarak Ostim ve İvedik Katliamları dava süreci, adalet arayan işçi ailelerine bir işkenceye dönüştürüldüğünü; çalışma koşullarında ve iş cinayetlerinde ayyuka çıkan sınıfsal eşitsizliğin böylece bir kez de dava sürecinde ayyuka çıktığını aktaran Abdal, “Denetçi, müfettiş, bakan, siyasi sorumlular, aradan geçen 8 yıl içinde mağdur aileler ve avukatların bütün girişimlerine karşın yargılanmadı.

Bilirkişi raporunda işyerlerinden birinin ruhsatsız olduğu, işyeri açma ve çalıştırma izninin bulunmadığı, ilgili kurumlarca basınçlı kapların kullanımı ve iş güvenliği yönünden denetimlerin yapılmadığı gibi birçok eksiklik tespit edilmişken, bu eksiklik ve denetimsizliğin sorumlusu olan Ankara Büyükşehir Belediyesi, Yenimahalle Belediyesi, İvedik OSB Yönetimi, Ostim OSB Yönetimi, Bilim Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na olayla ilgili herhangi bir kusur yüklenemeyeceği yönünde görüş bildirilmiştir.

Sanıklara ise ödül gibi cezalar verildi. Kararını, ancak Eylül 2015’teki 28. duruşmada açıklayan mahkeme, 18 sanıktan 13’ünün beraatine karar vermiş, yalnız gaz dolum firmasının iki yetkilisine 15 yıl ceza, diğer sanıkları 4 ila 6 yıl arasında ceza vermiştir. Ceza alan tüm sanıklaraysa iyi hal indirimi uygulanmıştır” dedi.

Aradan geçen 8 yılda Ostim’de, İvedik’te, Ankara’da, Türkiye’de iş cinayetlerine karşı bir önlem almak şöyle dursun kötü çalışma koşullarına daha da kötüleri, iş cinayetlerine giderek daha trajikleşen iş cinayetleri eklendiğini hatırlatan Abdal, “Bu tablonun bir sonucu olarak 2018 yılında Ankara’da en az 56, Türkiye genelinde 1923 arkadaşımızı iş cinayetlerinde kaybettik. Bu sömürü düzeni, her gün 6 arkadaşımızı aramızdan almakta.

Savaşlarda görülecek denli çok işçi iş cinayetlerinde her gün ölürken, İşçi Sağlığı ve İş güvenliği Meclisi olarak yaşanan iş cinayetlerinin bir tesadüf olmadığını, işçi sömürüsünün giderek arttığı; ucuz emeğin yaygınlaştığı, kuralsız ve güvencesiz çalışmanın başat istihdam olduğu, sendikasızlaştırma politikalarının giderek arttığı bir süreçte işçi sağlığı ve iş güvenliği haklarının hiçe sayılması ve iş cinayetlerinin giderek artmasını da kaçınılmaz olduğunu bir kez daha söylüyoruz.

İSİG Meclisi olarak, iş cinayetlerinin sebebinin; sınıfsal ve siyasi bir mesele olduğunu savunuyor, iş cinayetlerin sebebinin işçiyi bir maliyetten, ölen işçiyi ise bir sayıdan ibaret gören bu üretim biçimi olduğunu vurgulayarak ölen arkadaşlarımızın isimlerini bir kez daha anıyoruz” diyerek açıklamasını sonlandırdı.

Açıklamanın ardından polisin bildirinin dağıtımına izin vermeyeceğini söylemesine rağmen kitle bildirileri dağıttıktan sonra eylemlerini sonlandırdı.

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar