“Otomobil uçar gider…” ama nereye?

“Otomobil uçar gider…” ama nereye?

Parayla politika arasında o kadar organik bir ilişki var ki, bunu değiştirmeyi denemek bir cerrahtan kendisine açık kalp ameliyatı yapmasını istemek olur

Kuzey Amerikan toplumu atmosferi en çok kirleten gazların dörtte birini üretiyor. Bu felaketin sorumluları, büyük oranda, benzine susamış otomobiller olsa da, politikacılar para ve oy karşılığında onlara dokunulmazlık garantisi veriyorlar. Ne zaman çılgının biri petrolden alınan vergilerin artırılmasını önerse, Detroit’in big three’sinin (General Motors, Ford ve Chrysler) çığlıkları göğe ulaşıyor ve kamu özgürlüğüne karşı bu büyük tehdidi şikayet etmek için halk çapında geniş yankılar uyandıran milyonluk kampanyalar açıyorlar. Eğer bir politikacı bu konuda şüpheye düşerse, o zaman şirketler bu rahatsızlığa karşı kesin etkili bir terapi uyguluyorlar:

Newsweek dergisinin belirttiği gibi: “Parayla politika arasında o kadar organik bir ilişki var ki, bunu değiştirmeyi denemek bir cerrahtan kendisine açık kalp ameliyatı yapmasını istemek olur.”

Otomobil insanlara özgürlük vaat ediyor, bu yüzden de otobanlara freeways [açık yol] deniyor; yine de otomobiller seyyar bir kafes gibi hareket ediyor. İnsanlığın çalışma saati teknolojik gelişmelere rağmen artıyor; yıldan yıla daha da zorlukla ilerleyen ve sinirleri harap eden trafik tıkanıklıkları yüzünden insanların işe geliş ve gidiş saatleri uzuyor.

Otomobiller dünyada her yıl Hiroşima ve Nagasaki bombalarının öldürdüğü kadar insanı öldürüyor: 1990’da savaşlardan ve AIDS’ten çok daha fazla ölüme ve sakatlığa neden oldular. Dünya Sağlık Örgütü tahminlerine göre 2020 yılında ölüm ya da sakatlığa neden olan faktörler arasında otomobiller üçüncü sırayı alacak, savaşlar sekizinci, AIDS ise onuncu.

[Tepetaklak, Eduardo Galeano]


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar