Özgünlük denilen…

Özgünlük denilen…

Özgünlük bir isteme dönüştürülmemelidir. Özgün olmak isteyen asla olamaz

Özgünlük bir isteme dönüştürülmemelidir. Özgün olmak isteyen asla olamaz; kimilerinin özgün sayılabilmek için başvurdukları, iyi tasarlanmış ama kendini beğenmişliği dile getirmekten başka işe yaramayan maskaralıklar, hiç kuşkusuz hala acı acı anılarımızdadır. Ancak, özgünlük peşinde koşmayı onaylamamakla, bir yazarın özgün olmasının hiç de gerekmediği yolundaki budalaca sav arasında çok büyük bir uçurum vardır. Bir yazar ya özgün’dür ya da yazar değildir. Yazar, derin ve yalın bir biçimde, bizim onun kötü alışkanlığı diye adlandırdığımız yanı aracılığıyla özgün olur. O denli özgündür ki, kendinin böyle olduğunun bilincine varmaz bile. Alışkanlığı, onu dünyayı kendisi için tümüyle tüketmeye, yani ondan başka kimsenin gerçekleştiremeyeceği bir eyleme iter. Dehada her zaman bulunması istenen ve her zaman da bulunan iki nitelik, dolaysızlık ve tükenmezlik, bu kötü alışkanlığın çocuklarıdır.

Bugün çağını temsil eden yazarda bulunması gereken ikinci nitelik, çağını özetlemeye yönelik ciddi bir istencin ve tümele erişmeyi amaçlayan, hiçbir görev karşısında ürkmeyen, hiçbir şeyi görmezlikten gelmeyen, unutmayan, kolaya almayan bir çabanın varlığıdır.

[Sözcüklerin Bilinci, Elias Canetti, 19]


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar