Patronların da polislerin de rengi aynı

Patronların da polislerin de rengi aynı

Betra Prefabrik ve Yapı&Yapı’da polis sendika düşmanı sözler sarf etti; Vestel’de işçilere siyaset yasağı dayatıldı!

Son günlerde ardı ardına yaşanan ve basına da yansıyan birkaç gelişme patronlar ve onların çıkarları için varolan devletlerinin ve özelde de polislerinin işçi sınıfının en temel haklarından biri olan sendikal örgütlenme karşısındaki düşmanlıklarını bir kez daha ortaya koydu. Elbette bu düşmanlık aynı zamanda işçilere genel olarak siyaseti yasaklayan buyruklarla iç içe geçen bir düşmanlık. Daha doğrusu “siyasetle ilgileneceksen onu da benim belirlediğim sınırlarda tutacaksın, en fazla AKP’li olabilirsin!” manasına gelen bir “yasakçılık”…

 

Pamukova’daki Betra Prefabrik’te polisten sendika düşmanı sözler

Patronların devletinin polislerinden birinin Sakarya Pamukova’da bulunan Betra Prefabrik’te ücret artışı talebiyle iş bırakan işçilere dönük olarak sarfettiği sözler oldukça manidardı. Betra Prefabrik, Tayyip Erdoğan’ın yakınlarından birine ait olduğu için aylardır belirli aralıklarla devam eden direniş karşısında polis oldukça hassas bir dakiklikle direnişçilerin “yanında” oldu. Basına yansıyan görüntülerde bir işçi bunu, “İnsanlar birbirlerini sokak ortasında vuruyor 3-4 saat sonra polis geliyor. Burada insanlar eylem yapıyor Sakarya’nın bütün güvenlik güçleri fabrikadan ayrılmadılar” sözleriyle özetliyor.

Betra patronunun yardımına hızla koşan polis, devletin ve kendisinin kimin polisi olduğunuysa işçilere saldırırken sarfettiği sendika düşmanı sözler ve şoven-ırkçı gerici söylemlerle çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Babası da polis emeklisi olan direnişçi işçilerden birine dönük yaptığı kışkırtıcı konuşmada sendikalarla ilgili saldırgan tespitler yapıp, “baban seninle gurur duymazdı” diyor. Yıllarca İstanbul TEM’de çalıştığını belirten o polisin “sendikanın ne olduğunu bilirim” sözleriyse patronların ve devletlerinin işçi sınıfının örgütlenmesi karşısındaki düşmanca tutumlarını özeti niteliği taşıyor.

 

Polis amiri İnşaat-İş’i işaret ederek, “Bunlarla ne işiniz var?” dedi

Pamukova’daki Betra Prefabrik’te bunlar yaşanırken, bir polis amirinin İnşaat-İş’in ücretleri gasbedilmek istenen üyeleriyle birlikte işçilerine Kürtçe konuşmayı yasaklamasıyla gündeme gelen Yapı&Yapı önündeki direnişine dönük saldırgan sözleri gündeme geldi.

Amir işçilere sendikayı işaret ederek “Bunlarla ne işiniz var sizin” diyordu. Düşmanca bir tutumla sarfedilen bu sözlerin arkasıysa işçilerin yasal-meşru direnme haklarına dönük saldırgan tutum oldu. İşçiler 2 gün üst üste gözaltına alındı. Belli ki Yapı&Yapı patronlarıyla siyasi iktidar arasında özel bir ayrıcalık ilişkisi vardı!..

Patronlarının devletinin ve özelde de o devletin polislerinin ardı ardına basına da yansıyan bu tutumlarının arkasından gündeme düşen başka bir haberse patronlar ve devletlerinin işçilerin siyasetle ilişkilenmeleri, onu bırakalım ekonomik hakları için sendikalarda örgütlenmeleri konusundaki saldırgan tutumlarının altını kalınca çizdi.

 

Zorlu’nun Vestel’inde işçilere siyaset yasak!

Bu sefer işçilere sendika düşmanı sözler söyleyen ya da siyaset yasakçılığı yapanlar patronların devletlerinin polisleri değildi, bizzat kendileriydi. En son, AKP Hükümeti’nin, daha doğrusu Tayyip Erdoğan’ın (ki Erdoğan babasının parasını savuruyormuş havalarıyla bizzat kendisi açıkladı o paketi!)  23 projeye sunduğu süper teşviklerden yararlanan Zorlu Holding’in işçilere “Etik İlkeler” adı altında imzalattığı siyaset-örgütlenme yasakçılığı ve ihbarcılık dayatmasıyla ilgili haberle karşılaştık. Teşviklerden Zorlu’nun elektrikli araç pili üreten Vestel’i kendisine oldukça büyük gelecek bir miktar olan 28,4 milyar liralık teşvik belgesi almıştı.

Vestel’in işçilere imzalattığı “Etik İlkeler” adlı 31 sayfalık belgenin 12. maddesinde “Zorlu Grubu’na ait işyerlerinde politik konularda propaganda yapmak gibi siyasi düşüncelerini yayma amaçlı faaliyetlere izin vermeyiz. Şirket kaynaklarını (araç, bilgisayar, e-posta vb.) siyasi amaçlı faaliyetlere tahsis etmeyiz” deniliyor.

Yani işçilerin diğer işçilerle polistik mevzularda sohbet etmeleri, paylaşımlarda bulunmaları yasaklanıyor!

Üstüne bir de “Etik İlkeler” adı altında işçilere bu dayatmalara uygun davranmayan iş arkadaşlarını ihbar etmeleri çağrısı yapılıyor. Adında “Etik” olan bir belgede ihbarcılığın teşvik edilmesi ya da  dayatılması olsa olsa kan emici burjuvazinin işi olabilirdi.

Bu açıdan da Zorlu, kendi sınıf karakterine uygun olarak etiğin de özgürlüğün de sınırlarının ancak kendi sınıfsal çıkarlarına uyduğu kadar olduğunu bir kez daha gösterdi.

Patronlar, onların devleti ve o devletin polisleri işçi düşmanlığının en pespaye biçimleriyle karşımıza çıkıyorlar artık. En basit örgütlenme araçlarına bile düşmanlık ederek… Bunu da gizlemeden, özel bir kılıf geçirmeden yapıyorlar. İşsizliğin devasa boyutlara ulaştığı, yoksulluk ve yoksunlaşmanın yangına dönüştüğü, zamların otomatiğe bağlandığı bu koşullarda en çok işçi ve emekçilerin örgütlenmesinden, biriktirdikleri öfkenin örgütlü bir şekilde patlamasından korkuyorlar zira… Bu korkunun ecele faydasının olmadığını örgütlü mücadeleyi büyüterek göstermekse işçi ve emekçilerin görevidir.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar