Patronların vicdanı yoktur: Ölen işçinin ailesine tazminat!

Patronların vicdanı yoktur: Ölen işçinin ailesine tazminat!

En az yedi işçinin öldüğü 117’sinin de yaralandığı Sakarya’daki havai fişek fabrikası katliamıyla ilgili dört kişi tutuklanırken, bugün kendisine dokunulmayan patronun aynı fabrikada 2014’te meydana gelen patlamada hayatını kaybeden işçinin ailesine 1 milyon 800 bin liralık tazminat açtığı öğrenildi

Sakarya’daki Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda 3 Temmuz’da meydana gelen ve en az 7 işçinin ölmesine 117’sinin de yaralanmasına neden olan patlamayla ilgili soruşturma kapsamında gözaltına alınan dört kişi tutuklandı.

Önceki gün Hendek İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından gözaltına alınan bir sorumlu müdür, bir iş güvenliği uzmanı ve iki ustabaşı Hendek Sulh Ceza Hakimliği tarafından “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan tutuklandı.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca patlamaya ilişkin soruşturma kapsamında 4 Temmuz’da gözaltına alınan bir sorumlu müdür ile iki ustabaşı için 1 gün ek gözaltı süresi alınmıştı.

Soruşturma kapsamında 5 Temmuz’da da iş güvenliği uzmanının gözaltına alınmıştı.

Patrona dokunan yok

Gazetecilerle yaptığı telefon görüşmelerinde gözyaşları döken ve “neden oldu bilmiyorum” diye maval okumaya devam eden MÜSİAD Sakarya Şubesi Başkanı ve fabrika sahibi Yaşar Coşkun hakkında ise henüz hiçbir işlem yapılmadı.

Timsah gözyaşları döken patronun “neden böyle olduğunu bilmiyorum” dese de katliamın göz göre göre geldiğini, bu denli ciddi bir işin merdiven altı usullerle gerçekleştirildiğini, işin niteliğine uygun bir fabrika ve depolama sisteminin olmadığı gerçeğini gizlemesi çok zor.

O gözyaşlarının altında nasıl bir kar hırsı, vicdansızlık ve işçi düşmanlığı olduğunu da…

Bu nasıl bir vicdansızlık!

Şimdilerde çok üzgün olduğunu söyleyen Coşkun’un riyakarlığı aynı fabrikada 2014 yılında meydana gelen patlama sonrasında yapıp ettikleriyle de sabit. Coşkun, o patlamada hayatını kaybeden işçi Yılmaz Şapoğlu’nun ailesi teklif ettiği sus payını kabul etmeyince, hazırlattığı bilirkişi raporuyla kendisini temizleyip, patlamanın sorumluluğunu hayatını kaybeden işçiye yükleyen bir isim. Dahası patlama nedeniyle uğradığı zararı gerekçe göstererek, üç çocuğu yetim kalan işçinin ailesine 1 milyon 800 bin liralık tazminat davası açabilecek kadar vicdansız!

Hayatını kaybeden işçi Şapoğlu’nun patlayıcı madde konusunda eğitim almadığı, Pazar günü çağrıldığı işle ilgili yanına refakatçi verilmediği, fabrikadaki iş güvenliği uzmanının bu konuda eğitim almış A sınıfı güvenlikçi olmadığı, fabrikanın yapısının, depolama sisteminin merdiven altı mantıkla oluşturulduğu gibi gerçekler bugün nasılsa o zamanki patlamada da aynıymış.

DokuzSekiz Haber’den Esra Tokat’ın hem bu sınıf vicdansızlığını hem de yaşanan son işçi katliamına dair veriler sunan haberi şöyle:

Sakarya’da bulunan Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda geçen hafta meydana gelen patlama sonrasında, fabrikada önceki yıllarda da 6 işçinin hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

İddiaya göre, 2014 yılında meydana gelen patlamada hayatını kaybeden işçi Yılmaz Şapoğlu’nun ailesine, dava açmamaları için para teklifi edildi. Para teklifini reddeden aileye, bilirkişi raporunun ardından fabrika tarafından açılan dava sonucunda “fabrikanın zarara uğratıldığı” gerekçesiyle 1 milyon 800 bin liralık ceza verildi. Konuya ilişkin dokuz8HABER’e konuşan Şapoğlu Ailesi’nin avukatı Mehmet Şenol, Sakarya’da hazırlanan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu kaydetti.

FABRİKA SAHİPLERİ AİLEYE TAZİYEYE BİLE GİTMEMİŞ

 14 Aralık 2014 tarihinde Yılmaz Şapoğlu’nun fabrikada yağmur oluklarını yapmak için Pazar günü görevlendirildiğini ve işini yaptığı sırada meydana gelen patlama sonucu hayatını kaybettiğini belirten Şenol,  “Normalde bu fabrika zaten sabıkalı bir fabrika. 2014 yılından önce de birçok patlama meydana gelmiş ve bu patlamalarda da çok sayıda insan ölmüş. Bunların davalarının bir kısmı hala görülüyor, bir kısmı görülmüyor ve bir kısmı da kapatılmış. Yılmaz Şapoğlu öldükten sonra fabrika sahipleri aileye taziyeye bile gelmiyor, aileyi üzen noktalardan birisi de bu. Daha sonra ‘Aileye para verelim, sussunlar, olay böyle bitsin kapansın’ diyerek para teklifinde bulunuyorlar. Tabi burada 38 yaşında hayatını kaybeden bir aile babası ve eşini kaybede ve o sırada hamile olan acılı bir eş var. Üç çocuk babasız kalıyor. Anne ise eşini kaybettikten 5 gün sonra dördüncü çocuklarını dünyaya getiriyor. Aile bu teklifi kabul etmiyor ve şiddetle reddediyor” diye konuştu.

“BURASI FABRİKA DEĞİL, BİR BARAKA”

Fabrikanın gerekli önlemleri almadığını kaydeden Av. Şenol, “Burası fabrika olarak geçiyor, ancak burası aslında baraka, teknik anlamda bir fabrika değil. Kısacası üretimin yapılan basit bir yer. 2014 yılındaki patlama sonucunda Yılmaz Şapoğlu hayatını kaybediyor. Ardından biz dava sürecine girdiğimizde ciddi bir şekilde dramatik hususlar ile karşılaşıyoruz” diyor ve fabrikanın almadığı önlemleri şöyle sıralıyor:

2014’TEKİ PATLAMA GÖZ GÖRE GÖRE GELMİŞ

Pazar günü işe getirilen işçiye bir refakatte bulunulmamış, ikincisi ölen işçiye hiçbir eğitim verilmemiş. Oysa tehlikeli madde ile çalışan iş yerlerinde her işçiye ‘Patlayıcı madde nedir?”, “Patlayıcı madde ile nasıl çalışılır?” gibi eğitimlerin verilmesi lazım. Barakalar ise aslında patlayıcı madde imal etmeye uygun yerler değil. Düzgün olarak bir depo sistemi yok, var olan depo ise üretim tesisinden uzağa konulmamış. Her üretimden sonra barut gibi uçabilecek partiküller var orada; bunlar her üretim sonrası uçuyor ve bazı yerlerde de toplanabiliyor. Bu yüzden orayla ilgili yıkanma yapılması lazım, ancak yıkanma da yapılmamış. Patlayıcı maddenin, üretim sahasında belli bir kısıtlama içinde, az sayıda bulunması lazım. Bu kurala da uyulmamış. Ara depoda çok fazla sayıda malzeme bekletiliyor. Bu tarz iş yerlerinde B sınıfı iş güvenliği uzmanı yerine patlayıcı madde eğitimi almış A sınıfı iş güvenliği uzmanının çalıştırılması gerekli. Ancak fabrika B sınıfı iş güvenliği uzmanını çalıştırıyor. Ayrıca bu tarz iş yerlerinde yapılması gerek risk planı da yapılmamış. ‘Patlama durumlarında ne yapılması lazım?’, ‘Yangın durumunda ne yapılması lazım?’ gibi bilgileri içeren raporların hazırlanması ardından da işçilere eğitim verilmesi lazım.

“BUGÜN BU FABRİKA YENİDEN AÇILSA YİNE PATLAYACAK”

Fabrikada yaşanan onca patlamalara rağmen üretimde herhangi bir iyileştirilmeye gidilmediğini vurgulayan Şenol, “Bugün bu fabrika yeniden açılsa, yine patlayacak. Çünkü burada herhangi bir önlem alınmıyor. Kısacası fabrika gerekli şartlardan yoksun. Bununla ilgili sıkıntılar var ve bu nedenle de 2014 yılında yaşanan patlama da tıpkı diğer patlamalar gibi öngörülebilir bir patlama. Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa da bir başka gün bu patlama gerçekleşecek, bu kaçınılmaz bir şey. Burası bir fabrikadan çok merdiven altı bir imalathane. Havai fişek yurt dışında da üretilir, ama düzgün şartlarda ve işçi sağlığı ile güvenliği için bütün önlemler alınarak yapılır. Bu fabrikada ise bunların hiçbiri yapılmamış” ifadelerini kullandı.

ÖLEN İŞÇİYE “FABRİKAYI ZARARA UĞRATTI” SUÇLAMASI

Dava ilerledikten sonra fabrika sahibinin etkin olduğu Sakarya’dan alınan bilirkişi raporunda, hayatını kaybeden işçinin yüzde yüz kusurlu, işverenin ise neredeyse kusursuz bulunduğunu kaydeden Şenol, “Bu bilirkişi raporunun ardından fabrika, işçinin ailesine dava açıyor. Bilirkişi raporunda fabrikada patlama meydana geldiğinde üretim kaybının oluştuğu ve bu üretim kaybı ile maddi hasar sonucunda da fabrikanın 1 milyon 800 bin lira değerinde zarara uğradığı belirtildi. İşçinin ailesine yaklaşık 400 bin liraya varan bir tazminat ödenmesine karar verildi, ancak buna karşılık ailenin 1 milyon 800 bin liralık fabrika zararının ödemesine karar kılındı” dedi.

“YENİ BİLİRKİŞİ RAPORLARINDA FABRİKA SUÇLU BULUNDU”

Ailenin bilirkişi raporuna karşı itirazının yıllardan beri sürdüğünü söyleyen Şenol, şöyle devam etti:

Biz bu bilirkişi raporuna itirazımızı sunduktan sonra bu dava Ankara’ya döndü. Ardından dava Ankara’da Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı ve mahkeme fabrikanın yaptığı usulsüzlükleri, iş güvenliğine uymayan davranışları ortaya çıkardı. Ankara’da yeni bilirkişi raporları da farklı gelmeye başladı. Yeni bilirkişi raporlarında fabrika suçlu bulundu. Sakarya’da alınan bilirkişi raporlarının tersi ortaya çıktı. Ama yine de fabrika 1 milyon 800 bin lirayı istemeye devam ediyor ve bu konu hakkındaki rapor da değişmedi.

“BU TİP BİR FABRİKANIN ÜRETİME DEVAM ETMEMESİ GEREK”

Neredeyse her yıl patlamanın yaşandığı ve bunun sonucunda da işçilerin hayatını kaybettiği fabrikanın tekrar tekrar üretime devam etmesindeki tehlikeye dikkat çeken Av. Şenol, şöyle konuştu:

Maalesef ülkemizde bu konu hakkında bir yaptırım söz konusu değil. Hatta yasalarda açık var. Denetimleri kimin yaptığı belli değil, denetleme yapılsa dahi bu denetlemenin düzgün yapılıp yapılmadığı ortada. Zaten düzgün bir denetleme olsa, bu tip fabrika üretime devam edemez, etmemesi gerek. İşveren bununla ilgili bir yaptırımla da karşılaşmıyor. Yani siz defalarca patlatıyorsunuz, defalarca insan ölüyor ve hiçbir yaptırımla karşılaşmıyorsunuz.

 

“BURASI MERDİVEN ALTI ÇALIŞIYOR”

 

Burası dünya standartlarında bir patlayıcı üreten imalathane değil, tam tersi merdiven altı çalışıyor. Zaten siz güvenliğinizi alırsanız, bu kadar patlama meydana gelmez. Bu kişiler burayı işletme yönü yeterliliğinden yoksun insanlar, gerek bilgi gerek önlem açısından. Belki de aşırı kar alma hissinden bunu yapmaya devam ediyorlar. Burada düzgün üretim koşulları yok. Bu kişi defalarca açmış burayı ve bugün yeniden açsa üç beş gün sonra yeniden patlama meydana gelecek.

“110 TON PATLAYICI MADDE PATLIYORSA, ORADA BİR SORUN VAR DEMEKTİR”

Son olarak 3 Temmuz’da meydana gelen ve çok sayıda işçinin öldüğü ve yaralandığı patlamayı da değerlendiren Şenol, sözlerini şöyle sürdürdü:

Orada 110 ton eğer patlıyorsa, burada bir sıkıntı var. Çünkü 110 ton patlamaz. 110 ton patlayıcı maddenin patlaması imkansızdır, eğer patlıyorsa da burada apaçık bir sorun var demektir. Neden? Çünkü 110 tonun hepsinin üretim sahasına getirilmemesi lazım. Eğer üretim sahasında olduysa bu patlamanın diğer taraflara sıçramaması lazım. Normal koşullarda en fazla 200 kilo 300 kilo olması lazım patlayıcı madde miktarının. Ama bu 110 tona tekabül ediyorsa, bu derece büyük miktarda patlayıcı varsa zaten bunun ara bir yerde, ara bir depoda muhafaza edilmesi gerekli. Bu miktarın hepsinin üretim sahasında olmaması gerekli.

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar