Perinçek ve izleyicilerini nasıl bilirsiniz?

Perinçek ve izleyicilerini nasıl bilirsiniz?

Türkiye solunda “ihbarcılık” dendiği zaman akla hemen ve sadece Aydınlık gelir. Bugün HDP hakkında yaptığı ihbarı duyunca, onun için şaşırmıyor insan

H. Selim AÇAN

Birileri için “nasıl bilirsiniz” sorusu, İslam adetlerine göre ölülerin arkasından, cenaze musalla taşındayken sorulur normalde. Fakat yaşadığını zanneden ‘canlı cenazeler’ için sormakta da fayda vardır bazen.

Biraz önce bir haber düştü internet sitelerine: Doğu Perinçek’in, ayak işleri dışında ‘her şeyi’ olduğu Vatan Partisi, HDP’nin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yapmış. Meğer daha önce de iki kez yapmış aynı başvuruyu.

Tabloya bakar mısınız: “Türkiye’nin demokratik bir ülke” olduğu yalanını sürdürenlerden biri olarak binde 0,5’i hiçbir zaman aşamamış bir parti, girdiği son seçimlerin hepsinde en az 6 milyon yurttaşın oyunu alan –bu özelliğiyle üçüncü büyük partinin- kapatılmasını iş edinmiş, durup durup Başsavcılığa ihbarda bulunuyor.

Sosyal medya mecralarında çok sık kullanılan –gel gör ki, ne dediğinin farkında olmayan düşünce tembelliğinin yansıması- bir kalıp var: “Şaşırdık mı?”…

Aslında kanıksamamamız, her seferinde tepki duymamız gereken görüş ve davranışları ‘olağanlaştıran’, iç boşaltıcı bir işlevi var bu kalıbın. Lakin, bazı durumlara “cuk” diye oturuyormuş anlaşılan. Yukardaki haberi okuyunca, bu kez benim ağzımdan da ilk çıkan sözcük “şaşırdık mı” oldu. ‘İhbarcılık’ bu çevrenin mayasında var çünkü.

Doğu Perinçek ve Aydınlık” denildiği zaman, Türkiye solunun 1968 sonrasına az çok vakıf her sosyalistin ve devrimcinin aklına hemen iki-üç karakteristik özellik gelir sanırım: Kendini her dönem “biricik” görmek, sürekli “uçlarda” dolaşmak, hep karanlık birtakım ilişkiler içinde olmak ve ihbarcılık.

Aydınlık ve Aydınlıkçılar, ‘68’lerde, lafta keskin devrimci görünümüne karşın pratikte sinikliğiyle ünlü “kantin solcuları” olarak küçümsenirdi. Perinçek dahil dönemin Aydınlık ideologlarının çoğu, Amerika’da ya da Boğaziçi gibi elit okullarda okumuş zengin aile çocuklarıydı. Buna karşın, ifrat ölçüsüne vardırılmış keskin bir Maoculuk ya da Çaru Mazumdarcılık gibi köylü devrimciliğinin en uç biçimlerini savunanlar hep bu çevreden çıktı.

Zaten Aydınlık, tutarlı bir devrimcilik dışında her konuda aşırılığın temsilcisi olmuştur.

Örneğin 1970’lerin Türkiye’sinde “nicelik ve nitelik olarak devrime öncülük edebilecek kadar gelişmiş bir işçi sınıfının olmadığını” iddia edebilecek kadar fanatik bir köylü devrimcisidir.

1970’lerin ortalarında bu kez gözü dönmüş bir “Rusya düşmanı” olarak boy gösterir. Öyle ki, “yükselen hırslı emperyalist” olarak tanımladığı Rusya’ya karşı, “gerileyen emperyalist” olarak gördüğü Amerika’yla bile ittifak yapılabileceği görüşündedir.

12 Eylül döneminde bu kez faşist darbenin ve cuntanın şakşakçısı olarak ortaya çıktılar. Perinçek başta olmak üzere bütün Aydınlıkçılar, 12 Eylül mahkemelerinde, “biz ordumuzun ve devletin düşmanı değil tam tersine yardımcısıydık. Solcu teröristleri isim ve adresleriyle birlikte yayın organlarımızda teşhir edip devletimizi uyardık” temelinde savunma yaptılar.

1990’ların başında Aydınlık bu kez “Kürde sıkacağınız iki kurşundan birini bize sıkın” diyebilecek kadar ateşli bir “Kürt dostu” olarak göründü sahnede. Çünkü Perinçek, 1980’lerin ikinci yarısından itibaren ciddi bir güç kaybı yaşamaya başladı, en yakın kurmayları bile terketti onu. Bu nedenle  o sıralar yaslanabileceği güçlü bir duvara ihtiyacı vardı. Kaybettiği gücü ve itibarı kendisine kazandırabileceği hesabıyla Kürt hareketine yağ çekmeye başladı, 1989 ve 1991 yıllarında Bekaa’yı yol etti, PKK kamplarında şeref misafiri olarak ağırlandı, PKK lideri Abdullah Öcalan’la samimi pozlar verdi. Ama aradığı yüzü bulamadı. 1990’ların ortaların itibaren bu kez ateşli bir Kürt düşmanı kesilip Kürtlere karşı yürütülen kirli savaşın siyaset ve medyadaki aletlerinden biri haline geldi.

12 Eylül öncesi “Genelkurmay’ın solu” olarak ünlenen Aydınlık, 1990’ların sonunda tekrar bu role soyundu. 28 Şubat sürecinde Genelkurmay’ın sözcülerinden biriydi. Doğu Perinçek, 2008 Mart’ında Ergenekon operasyonları kapsamında tutuklandığında ateşli bir AKP, Tayyip Erdoğan ve Fetullah Gülen düşmanıydı.

2015 sonrasında ise, bu kez aynı ateşlilikte bir Tayyip Erdoğan muhibbi olarak boy gösterdi siyaset sahnesinde.

Türkiye solunda “ihbarcılık” dendiği zaman akla hemen ve sadece Aydınlık gelir. Çünkü 12 Eylül öncesinde Aydınlık Gazetesi, değişik örgütlerden onlarca devrimciyi isimleri ve adresleriyle birlikte devlete ihbar etmiş bir yayın organıdır.

Bugün HDP hakkında yaptığı ihbarı duyunca, onun için şaşırmıyor insan.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et
[lvca_spacer desktop_spacing=”50″ tablet_width=”960″ tablet_spacing=”30″ mobile_width=”480″ mobile_spacing=”10″]

İlgili yazılar