Pos bıyıklı, kocaman sesli ve yürekli…

Pos bıyıklı, kocaman sesli ve yürekli…

İnşaat-İş’le kurduğu ilişki tazelik ve gelecek kokardı

Tekin Abi, İnşaat-İş’in 50’li yaşlarını geride bırakmış, çoluk çocuk sahibi, hayli çok sağlık sorunu olan işçi önderlerinden biriydi. Devrimciliği bir gömlek gibi çıkarıp atanlardan değil, bir ömür boyu taşınacak bir erdem olarak yüreğine-kişiliğine kazıdığını daha ilk gördüğünüz anda anlardınız.

Halkçı özellikleri ona sıcak-doğal bir aura kazandırmıştı. Pos bıyıkları ve kocaman sesiyle ilk gençlik yıllarında edindiği devrimci kültürün bariz izlerini taşırken, bazen gözlerinde muzipçe yanıp sönen çocuksu parıltıyla da “sadece geçmişle ve geçmişte yaşamıyorum” mesajı veriyormuş hissine kapılırdınız. “Bugün ve geleceği de görerek yürüyorum” duygusu…

Daha önce ilişkili olduğu siyasi çevreden epey ciddi sorgulamalar yaşayarak kopmuştu. Hemen ardından Türkiye sol hareketinin hastalıkları karşısına çıkmış, fiziki şiddet-tecrit-karalama … hemen hepsiyle muhatap olmuştu.

Bu tür yaşanmışlıkların insanlarda hangi tortular bıraktığı, hangi gerici duyguları beslediği, nasıl bir içe kapanma hali yarattığını hepimiz biliriz. O yaşadıklarını tüm ömürleri boyunca bir “kan davası” gibi kendinde taşıyan ve sekter, hatta düşmanlaşmış az insan tanımadım. Tekin abi bu noktada belirgin yaralar taşımasına rağmen orada takılıp kalmayan, işçi sınıfı davası için yürümekte ısrar eden bir devrimciydi. Devrimciliği içselleştirmiş, hayatının içine taşımış, geçmişe değil geleceğe bakmayı esas alarak yaşamayı seçmiş ve böyle yaşamış bir insan…

İnşaat-İş’le kurduğu ilişki de böylesine tazelik ve gelecek kokan bir ilişkiydi. Eski devrimci alışkanlıklarıyla bir proleter olarak yaşamının kazandırdığı doğallaşmış disiplini, tutarlılığıyla ilk bakışta karşısını etkileyen biriydi.

Maviş yoldaşla kurduğu ilişki bile çok manidardı. Onda somutlaşan özelliklere kendi geleceğine verdiği anlamlar kadar büyük değer veriyordu. Siyasi olarak aynı anlayışta olmasalar da, pekçok özellikleri bambaşka da olsa hatta kimi zaman birbirine tezat yerlerde de dursalar Maviş için o, saygıdeğer bir işçi önderiydi, devrimciydi. Yaşamını devrim davasından, sınıf mücadelesinden ayırmamaktaki ısrarı ve sürekliliğiyle böyleydi.

Ona ve İnşaat-İş’teki diğer ekip arkadaşlarına-dostalarına hep bu noktadan bakarak değer verirdi Maviş… “Yaşlarına, sağlıklarına, gündelik hayattaki sorunlarına bakmadan işçiler nereye çağırıyorlarsa sakınmasızca giden bu adamlar çok değerli” sözleriyle ifade ederdi bunu…

Tekin Abi içinse Maviş yeni kuşak işçi önderi, kendisine sürekli yeni şeyler katan, gelişimde sınır tanımayan genç bir devrimciydi. Bazen oğlu olur bazen yoldaşı bazen bir sendikanın yönetici ekibi içinde bir yol arkadaşı… Ama güçlü bir bağ oluşmuştu aralarında. Tıpkı tüm İnşaat-İş kurucularının kendi aralarındaki güçlü aidiyet duygusu gibi…

Tekin Abi o kocaman sesi, pos bıyıkları ve işçi direnişlerindeki motive edici ajitasyonlarıyla değil sadece, dürüstlüğü-temizliği, geçmişle gelecek arasında bir köprü olma çabası ve istikrarıyla siyasi anlamda olmasa da manevi anlamda yoldaşımızdı, içimizden biri, kapısını rahatça çalacağımız dostumuz, omuzunda rahatça ağlayacak yoldaşımızdı…

Onu sevgili yoldaşı Erol’u biz hep böyle sevdik.

Bu iki devrimciyi, işçi önderini, yol arkadaşını her daim sevgi ve özlemle anacak, kendimizle taşıyacağız…

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar