Seçime doğru Diyarbakır: Taş da olsa irademdir…

Seçime doğru Diyarbakır: Taş da olsa irademdir…

Adam HDP seçmeniydi. Başka bir partiye oy vermek aklının ucundan bile geçmemişti. Yerlerine kayyım atanan belediye başkanlarına kızdı önce: “Bu halkı mutlu edecek çok iş yapabilirlerdi ama yapmadılar. Belki yapamadılar, yapmalarına izin vermediler…” Ama yarın seçim olsa yine HDP’ye oy verecek, bunu da söyledi.

Vecdi Erbay

Suriçi’ne akşamın serinliği iniyordu… Tarihi hanlarda çay içip vakit geçirmek isteyenlerle alışveriş için Suriçi’ne gelenler için, yaşadıkları semtlere dönmenin vakti gelmişti. Suriçi’nde oturan yaşlılar akşam ezanını bekliyorlardı. Namazlarını kılıp evlerine dönecekler… Hem akşamları soğuk oluyor artık hem de son üç yıldır güneş battıktan sonra pek kimse kalmıyor Balıkçılarbaşı civarında.

Adam hediyelik eşyalar satıyordu. Birkaç şeyin fiyatını sordum. Alıcı olmadığımı anlayınca, “Siftah yapmadan kapatacağız” dedi. Bana mı dedi, kendi kendine mi söylendi, anlamadım. Sonra, “Sur’u öldürdüler” diye devam etti. Bu kez bana bakarak konuşuyordu, “Ne turist var ne başka bir şey.”

Gazeteci olduğumu öğrenince ısrar etti çay içmem için. Ama önce gazetecileri eleştirdi, ‘şehrin tanıtımını iyi yapmıyorlar’ diye. Ne zamandır yapmak istediğim belediye seçimleriyle ilgili bir sokak röportajı vardı. Konu kendiliğinden oraya geldi…

’50 DEFA SEÇİM OLSA’

Adam HDP seçmeniydi. Başka bir partiye oy vermek aklının ucundan bile geçmemişti. Yerlerine kayyım atanan belediye başkanlarına kızdı önce: “Bu halkı mutlu edecek çok iş yapabilirlerdi ama yapmadılar. Belki yapamadılar, yapmalarına izin vermediler. Belediyelerin binlerce dönüm arsası var, evler yapıp Sur’da oturanlara verebilirlerdi” dedi. Daha çok eleştirileri vardı. Kimini kendine sakladı. Yarın seçim olsa yine HDP’ye oy verecek, bunu da söyledi.

Belediyelere kayyım atanmasıyla ilgili olarak da kısa konuştu, “Zulümdür” dedi. Ellerini iki yana açarak, “Zulümden başka nedir?” diyerek tekrarladı. Mart’ta yerel seçimler olacak ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yakın zamanda yaptığı bir konuşmada, HDP’den seçilecek belediye başkanlarının yerine yeniden kayyım atanabileceğini söyledi. Bunu hatırlatınca elini salladı yine, “Herkes kendine yakışanı yapar. Ama bu doğru değil. Bunun doğru olmadığını kimse söylemiyor bunlara, halk sandıkta söylüyor, onu da anlamıyorlar. Bak ben sana söyleyeyim, elli defa seçim olsa elli defa da HDP kazanacak. Bu ayıp da yeter onlara” dedi.

Yemek yediğim esnaf lokantasındaki garson tanıyordu beni. Servis yaparken ilk soruları o sordu bana: “ABD 3 PKK lideri için neden ödül koydu?”, “Kobanî’de neler oluyor?”, “Güney’de Türkmenler Meclis’te Türkçe yemin etmiş, burada neden Kürtçe okunmuyor?”…

Onun soruları bitince ben sordum, “Yerel seçimlere az kaldı. Nasıl bir belediye başkanı görmek istersin?” diye. Hiç uzatmadı, “Bize selam versin yeter” dedi. Önceki belediye başkanları selam vermiyor muydu? “Abi” dedi, “Babamın işkence arkadaşı belediye başkanı oldu, unuttu bizi. Burnu büyüdü. Kim ister böyle belediye başkanı?”

Babasıyla birlikte işkence görmüş yerine kayyım atanan belediye başkanı… Bir iki kez ziyaret etmiş, maruzat bildirmiş, karşılık görmemiş. Ama şikayeti sadece kendisinin gördüğü ilgisizlikle sınırlı değil: “Bu halk canlarını ortaya koyuyor onlara oy vermek için. Onlar da çalışsın bu halk için. Yemin ederim bu halk her güzel şeyi hak ediyor.”

Belediyelere kayyım atandığından bu yana hiçbir belediyeye gitmemiş, “Allah işimizi belediyeye düşürmesin” diyor. Yarın seçim olsa, eleştirilerine rağmen, yine HDP’ye oy verecek. “Ben de ailem de HDP’ye oy vereceğiz, kellemiz gitse de böyle. HDP taşı da aday gösterse onu seçeriz. Taş da olsa bizim irademizdir çünkü.” Selahattin Demirtaş’tan sevgiyle söz ediyor: “O hapisteyken Kürt halkı nasıl iyi olsun?” diye soruyor.

Kayyım içinse fikri şöyle, “Belediyeyi işgal ettiler. İki yıl oldu, hâlâ barikatlar var belediyenin önünde. Neden? Çünkü biliyorlar, halk kayyım sevmez. Şimdi diyor, yine kayyım ataması yaparım. Yapsın. Daha çok oy kaybeder…”

.

‘KAYYIM NEDİR? BİLMİYORUM…’

Sanat Sokağı’nda rastgele bir kafeye oturdum. Garson, genç bir kadındı. “Yerel seçimler yaklaşıyor, ne düşünüyorsunuz?” diye sordum. “Ben milliyetçiyim” diye karşılık verdi. Bir iki sorudan sonra Urfalı olduğunu, iki aydan bu yana bir kısmı Diyarbakır’da yaşayan ailesinin yanında kaldığını öğrendim. Bu yüzden Diyarbakır’ı henüz çok iyi bilmiyordu.

Şimdiye kadar AK Parti’ye oy verdiğini söyledi. “Neden AK Parti?” diye sordum. Doğrusu “Cumhurbaşkanı’nın karizmasından dolayı” demesini bekledim. Ama o, biraz düşündükten sonra, “Çünkü burs veriyor” dedi. Sonra şöyle bir diyalog geçti aramızda:

“Cumhurbaşkanı öğrencilere ‘Burs almayın kredi alın’ diyor.”

Biraz düşündü ve “Burs nedir, kredi nedir?” diye sordu.

“Burs karşılıksız verilen paradır. Kredi alırsan borçlanıyorsun.”

“Ama kredi kötüymüş. Neden böyle yapıyorlar ki?”

Kendisi hiç burs almamış, zaten ortaokul mezunuymuş.

“Kayyım uygulaması hakkında ne düşünüyorsun?” dedim. Kayyımın ne olduğunu bilmediğini söyledi.

“Kısaca, Ankara Etimesgut Kaymakamı’nın buradaki belediye başkanının yerine atanmasıdır” dedim.

“Şimdi buradaki belediye başkanı Ankara’dan mı geldi? Belediye başkanını hapse gönderdi, Ankara’daki kaymakamı belediyenin başına geçirdi” sesli düşünerek ve “Ama böyle olmaz ki” dedi.

.

‘BU SEFER ŞAMARI YİYECEK’

Oturduğum mahalledeki tatlıcılardan biri AK Partilidir. Her seçim öncesi, nabız yoklamak için ona da başvururum. Eve dönerken yine ona uğradım.
Damadı ve kızı FETÖ nedeniyle açığa alınmışlardı. “İşe geri döndüler mi” diye sordum. Damat dönmüş, kızı bekliyormuş. “İki yıl oldu, daha ne kadar bekleyecek bilmiyoruz” dedi. Damadının işe geri dönmüş olmasıyla teselli buluyor.

Konu yerel seçimlere gelince beni şaşırttı, “Bu sefer sağlam bir şamar yiyecek, bana öyle geliyor”… Sonra da, “Lafımı sakınmam, biliyorsun” dedi. “Durumu hiç iyi görmüyorum. Ekonomi bitmiş ama daha ne kadar gizleyecekler? Birkaç tane adam ‘ekonomi iyidir’ deyince ekonomi iyi olmuyor. İnsanlar maaşlarını alamıyorlar artık.”

“Seni hiç böyle öfkeli görmemiştim” dedim. “Ben harbi adamım, ne görüyorsam onu söylerim” diye karşılık verdi ve şöyle devam etti: “Bak, şimdi bu sosyal yardımları kaldıracaklarmış. Bu yardımlarla ne kadar oy aldılar, biliyor musun? Onlar biliyor. Ama kaldıracaklar. Neden? Çünkü para bitti. Allah sonumuzu hayretsin, kim bilir ne zor günler bekliyor bizi.”

Kayyım atamalarını da sordum. Doğrudan eleştirmek yerine, “Gültan Kışanak’ın burada ne işi vardı? gidip Elazığ’dan aday olsaydı. İnşallah yine Diyarbakırlı olmayan birini aday göstermezler” dedi. Yarım ağız da olsa, “Ne yalan söyleyeyim, kayyımların doğru dürüst çalıştığını görmedim” dedi. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atanmasıyla ilgili olarak da, “Doğru değil” dedi, “İnsanların zoruna gidiyor kayyım. Gelenleri sevmedi ki halk, bundan sonra gelenleri nasıl sevsin?”

Gazete Duvar


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et
[lvca_spacer desktop_spacing=”50″ tablet_width=”960″ tablet_spacing=”30″ mobile_width=”480″ mobile_spacing=”10″]

İlgili yazılar