Şeker-İş Genel Başkanı’na 1 milyon TL’lik lüks otomobil!

Şeker-İş Genel Başkanı’na 1 milyon TL’lik lüks otomobil!

Şeker-İş Genel Başkanı İsa Gök 1 milyon TL’lik lük makam otosu aldı, soranlaraysa “Ne gerekiyorsa o yapıldı, bu konulara mı kalındı” gibi pişkin bir yanıt verdi

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi dönemindeki sapsarı tutumundan tanıdığımız Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, bu sefer de işçilerin aidatlarından oluşan sendika bütçesinden aldığı tam 1 milyon TL’lik lüks makam otosuyla gündemde.

Gök, sarı sendikacılığın o asalak karakterini tüm çıplaklığıyla bir kez daha hatırlatan bu tutumuna ilişkin sorularaysa “Ne gerekiyorsa o yapıldı, bu konulara mı kalındı” gibi pişkin bir yanıt verdi. Sarı sendikacılığın, bürokratlaşmanın bam telini oluşturan en hassas konulardan biri Gök için “bu konulara mı kalındı” kadar basitti! Asalaklaşmaktaki pişkinliğin arsızlık düzeyine ulaşması ancak bu kadar net dillendirilebilirdi.

Gök’e göre bu lüks harcama “mecburi”ymiş! Çünkü kullandığı araç arızalanmış, yenisini almaya mecbur kalmışlar. Uzun yola gidiyormuş, aracın hem hızlı hm de güvenli olması gerekiyormuş. Rakamı da bilmiyormuş. Arkadaşları donanımsız fiyatı 138 bin 192 euro düzeyinde olan Audi marka A6 Sedan 3.0 Quattro aracı ondan habersiz (!), ama pazarlık yaparak almışlar.

Özelleştirilmesine adeta seyirci kaldığı, gizli kapaklı görüşmelerle işçilerin “iş güvenceniz olacak” vs. vaatlerle kandırılmasına ortak olduğu, bu vaatlerin hepsi kısa sürede başlayan işçi kıyımlarıyla çökse de kılını kıpırdatmadığı halde Gök, çok hareketli, emek yoğunluklu bir sendikacılık yaptığını iddia edecek kadar da kendi halinden hoşnut. Ona göre “Mercedes aldığında da bir yığın dert oluyor, diğer arabalarda da dert bitmiyor. Kars’a, Ağrı’ya, Muş’a her yere gidiyorum” kadar yalın-basit bir durum var ortada.

Nerden baksak mide bulandırıcı bu pişkinlikten hesabı özelleştirmeler yapılır yapılmaz kapı önüne konulan, henüz konulmamış olanların da tetikte beklediği işçilerin sorması gerekir elbette.

Fakat sorun sadece Gök ve onun lüks araç alması değildir. Asıl olarak bunu “sıradan bir olay” gibi görecek kadar pişkin ve rahatça hareket etme cesareti göstermesine zemin hazırlayan hali pür melalimizdir.

İşçi sınıfının kendi sınıf çıkarları temelindeki iç örgütlülüğünün zayıflığının sendikaların tepesine çöreklenmiş bu asalak takımının işi giderek hoyratlık düzeyine vardırabilmesidir.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar