Şeyh İmam: Yoksulluğu herkesten iyi gören udî

Şeyh İmam: Yoksulluğu herkesten iyi gören udî

Gözlerini yaşadığı enfeksiyon sonucu henüz beş aylıkken kaybeden İmam’ın müziğini Mısır dışına taşıyan en büyük neden, şüphesiz, yoksulların, işçilerin ve ezilenlerin sesi olması.

Kavel Alpaslan

“Saraylarınızı bizim tarlalarımıza dikin! / Bizim emeğimiz ve alınterimizle! Saraylarınızı bizim tarlalarımıza dikin! /…/ Köpeklerinizi bizim sokaklarımıza salın / ve bizi cezaevi hücrelerine kilitleyin / Şimdi daha az uyuruz / sırtımızdaki ağrının yükü çok ağır / ve bizim canımızı yakıyor / yaralandık ve usandık / ve biz bu yaralarımıza kimin sebep olduğunu biliyoruz / kendimizi de biliyoruz ve toplandık / İşçiler, köylüler ve öğrenciler, bizim saatimiz geldi! / O halde başlıyoruz, geri dönüşü olmayan yolu yürümeye! / Ve zaferin yaklaştığını görüyoruz!”

Hayatını sürgünlerde, hapishanelerde geçiren Mısırlı ud ustası müzisyen Şeyh İmam, Arap dünyasında en çok bu şarkısı, yani ‘Şayid Kurusak’ ile tanınıyor. Gözlerini yaşadığı enfeksiyon sonucu henüz beş aylıkken kaybeden İmam’ın müziğini Mısır dışına taşıyan en büyük neden şüphesiz yoksulların, işçilerin ve ezilenlerin sesi olması. Öyle ki Tunus’da, Filistin’de ya da Lübnan’da bir sokakta kulağınıza rahatlıkla İmam’ın şarkıları gelebilir. Yaşadığı ülkedeki sefaletin nedenlerini pek çok insandan daha iyi ‘görebilirmiş’ İmam’ın nasıl yoksulların sesi olduğunu hayatındaki dönüm noktalarından giderek anlamaya çalışalım. Bu sırada müziğini dinlemeyi ve sözlerinden bahsetmeyi de ihmal etmeyeceğiz tabii.

DİNİ EĞİTİMDEN SAHNELERE

Gize’deki Ebu Numrus köyünde yoksul bir ailede, 1918 yılında dünyaya gelen İmam, henüz çok küçükken dini eğitim almaya başlar. Öyle ki 12 yaşında Kuran’ı hatmeder ve daha sonra dini eğitimine devam etmek için amcaları aracılığıyla Kahire’ye gider. Burada müziğe ilgisi ivme kazanır. Kahire’nin Ortadoğu müziği ve kültüründeki zenginliği düşünüldüğünde bu şehrin İmam üzerindeki etkisine şaşırmamalı, elbette onun yeteneğini de gözardı etmeden… İleride yarıda bırakacağı dini eğitimi sırasında müzisyen Derviş Hariri ile tanışır ve ondan dersler almaya başlar. Müzikteki temel eğitimini Hariri’den alan İmam, eğitimini bıraktıktan sonra düğünlerde şarkı söylemeye başlar. Katıldığı sufi toplanmalarında da udunu çalar.

Ancak söz yazma konusunda İmam, bestelerinde olduğu kadar becerikli değildir. Bu alanda onun hayatını değiştiren isim şair Ahmed Fuad Necim olur. Necim ve İmam’ın iyi anlaşacaklarını düşünen bir ortak tanıdıkları, onları 1962 yılında tanıştırır. Bu ilk tanışma anı Necim’in gözünden şöyledir: İmam, önce konuğuna yaklaşık bir saat ud çalar. Necim, İmam’ın müziğine hayran kalır ve ilk dinlediği bu anda istemsizce ‘Allah!’ diye bağırarak beğenisini gösterir. İmam da aynı şekilde Necim’in şiirlerinde kendi duygularını bulur. Otuz yıl sürecek ve Mısır, ardından Ortadoğu kültür hayatına büyük katkısı olacak bu söz-müzik kardeşliği işte böyle başlar.

‘ŞARAFAT YA NİXON BABA’

Ev arkadaşı olarak yaşamaya başlayan ikilinin ‘Şayid Kurusak’ gibi yoksul halkı savunan şarkıları, özellikle Mısırlılar arasında İsrail karşısında alınan ‘utanç verici’ 1967 mağlubiyeti sonrasında daha fazla yaygınlaşır. Bu tarih aynı zamanda ikilinin de böylesi şarkılar üretmek için çok emek harcadığı dönemdir.

İkilinin en ünlü eserlerinden biri ‘Şarafat Ya Nixon Baba’ adından da anlaşılacağı gibi dönemin ABD Başkanı Richard Nixon’a adanmış sarkastik bir şarkıdır. Nixon’ın ismi antikomünist karakteri ve iç politikadaki Watergate skandalıyla bilinmesine karşın Mısırlılar için ayrı bir anlam ifade ediyor. Cemal Abdülnasır’dan sonra iktidara gelen Enver Sedat yönetimi, Mısır-İsrail ‘barışına’ giden yolda Nixon’la sıkı ilişkiler kurar. Kahire ziyaretinde sokaklara ‘Nixon’a güveniyoruz’ pankartları asılmış ve ülke emekçilerinin gelecekleri daha da belirsizleşirken ikili, Nixon’ın Sedat tarafından ağırlanışınıyla dalga geçen bu şarkıyı yapar, haliyle çok ses getirir:

 

 

“Bizi şereflendirdiniz Nixon Baba, ey Sayın Watergate! / Fava fasülyesi ve petrolün sultanları sizin kıymetinize kıymet kattı / Sizin için en geniş yolu hazırladılar / Ras el Tin’den [İskenderiye’deki cumhurbaşkanlığı sarayı] Mekke’ye / Yani Acre’ye kadar ulaşırsın / Ve böylece senin kutsal bir haccı tamamladığını söylerler.”

(Şarkıyı Necim’in sözleri ve İmam’ın müziğiyle yeniden seslendiren sanatçılar Mısırlı Maryam Saleh ve Lübnanlı Zeid Hamdan’ın ‘modern’ dokunuşlarını da alttaki videodan dinleyebilirsiniz. Aynı albümdeki diğer pek çok şarkı da Necim–İmam ikilisine ait.)

 

 

ÜNLÜ FİLİSTİN MARŞININ İLK BESTECİSİ

İkilinin hayat hikayesine devam etmeden önce Şeyh İmam’ın son bir şarkısına özel olarak eğilmek gerekiyor. Bugün ‘Unadikum’ Filistinlilerin İsrail işgaline karşı direnişiyle özdeşleşen şarkılardan biri. Türkçesi ‘Sana Sesleniyorum’ olan sözleri Tevfik Zeyyad’a ait. Sovyetler Birliği’nde edebiyat eğitimi aldıktan sonra ‘İsrail Komünist Partisi’ diyebileceğimiz ‘Rakah’dan Nazareth bölgesine belediye başkanı seçilen Filistinli şair, 1973’te de İsrail meclisi ‘Knesset’e Rakah listelerinden girer. İmam ise Filistin direnişinin sembol şarkılarından Unadikum’u ilk kez müziğe uyarlayan kişidir.

 

“Sana Sesleniyorum / Tutuyorum ellerini / Ayağının altındaki toprağı öpüyorum / Ve sana / Senin hayatın için / Kendi hayatımı teklif ettiğimi söylüyorum. / Gözlerimin ferini hediye ediyorum sana / Yüreğimin sıcaklığını. / Yaşadığım dert senin felâketinin bir parçası. / Sana sesleniyorum. / Tutuyorum ellerini. / Kendi yurdumda ne aşağılandım / Ne de küçük düşürüldüm. / Karşılarına dikildim zalimlerin / Yetim, çıplak ve yalınayak. / Kanımı avucumda taşıdım. / Asla düşürmedim yere bayrağımı / Atalarımın mezarlarındaki yeşil otlara / Bekçilik ettim. / Sana sesleniyorum. /Tutuyorum ellerini.”

Daha sonra Lübnanlı sanatçı Ahmed Kabur farklı bir besteyle söyleyecektir -ki Kabur’un versiyonu biraz da güncelliğinin etkisiyle günümüzde daha popülerdir.

Başta İmam’ın hayatının bir kısmını cezaevlerinde geçirdiğini söylemiştik. Bu konuda Necim’in de ondan eksiği yok, hatta fazlası var. 1960’ların sonu, 1970’lerin başında Mısır’daki öğrenci eylemleri için söyledikleri şarkı onların 3 yıl boyunca cezaevine girmelerine neden olur. Yine 1972-79 arasında da sık sık içeri girip çıkarlar. Tüm bunlardan sonra İmam, Sedat’ın öldürülmesinin ardından memleketindeki hemşerilerine ’50 bira’ ısmarladığı için 1981 yılında tekrar tutuklanır. Ardından yurtdışı çıkış yasakları, sürgünler…


‘HALKIN ADAMI’ KİME DENİR?

Tüm bu yaşananlardan sonra Necim ve İmam, aralarında yaşanan anlaşmazlıklar sonucu birbirlerinden uzaklaşır. Bu ‘küslüğün’ üzerinden çok geçmeden İmam, geri döndüğü ülkesinde 1995 yılında, 76 yaşındayken hayatını kaybeder.

Siyasette olduğu kadar müzik dünyasında da kimilerine ‘halkın adamı’ gibi yakıştırmalar yapılıyor. Eğer bu yakıştırmayı sadece ‘işçi sınıfından gelmek’ olarak değerlendireceksek, çember hayli genişleyebilir ve Şeyh İmam gibi insanlara haksızlık yapabiliriz. Bu yüzden sınıf düşmanlarına benzeyen ‘halk insanları’ ile hayatı boyunca geldiği yerin, yani işçi sınıfı ve yoksulların çıkarlarını savunan İmam’lar arasına keskin bir çizgi çekmek gerekiyor.

İmam’ın mirası Ortadoğu’da hâlâ dolaşıyor. Yoksulluk ve insanın insana kulluğu devam ettiği sürece de dolaşacak. İmam, başta yaşadığı dünyanın adaletsizliğini görmekle kalmayıp, başkalarına da gösterdiği için fiziksel engelini üzerinden fırlatıp atan ‘engelsizlerden’.

 

Kaynaklar ve daha detaylı bilgilerin yer aldığı linkler

1- http://www.ece.mcgill.ca/~elotay/imam_info.html

2- https://istiraki.blogspot.com/2010/04/seyh-imamn-miras.html

3- https://en.qantara.de/content/legendary-oud-player-and-singer-sheikh-imam-egypts-musical-rebel

4- https://www.ethnomusicologyreview.ucla.edu/content/sheikh-imam-%E2%80%9C-voice-people%E2%80%9D

5- https://www.ozy.com/flashback/how-an-egyptian-song-mocking-nixon-became-a-rallying-cry-for-the-arab-spring/79953

6- https://istiraki.blogspot.com/2011/02/devrimin-sarksn-soylemek.html

Gazete Duvar


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar