Simbo direnişinin 8. gününde 25 Kasım etkinliği

Simbo direnişinin 8. gününde 25 Kasım etkinliği

Simbo işçileri direnişlerinin 8. günü olan bugün direniş alanında 25 Kasım’a ilişkin etkinlik gerçekleştirdi.

Ücretlerinin 4 taksit biçiminde parça parça ödenmesi, çalışma alanında hiçbir hijyen önleminin alınmaması, yemeklerin son derece sağlıksız olması, mobbing ve üretim baskısının süreklileşmiş bir olguya dönüşmesine karşı Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası (TOMİS)’te örgütlendikleri için ücretsiz izne çıkarılan Simbo işçileri direnişlerinin 8. günü olan bugün direniş alanında 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin de etkinlik gerçekleştirdi.

Alınteri, Yeni Demokrat Kadın (YDK), Emekçi Kadın (EKA), Kent Emekçileri Dayanışması, İşçi, emekçi Kadın Komisyonları (İEKK), Devrimci Gençlik Birliği (DGB)’nin de katıldığı etkinlikte TOMİS adına basın açıklaması okundu, katılımcı kurumlar kısa konuşmalarla direnişe desteklerini ifade etti.  Sanatçı Pınar Aydınlar da Söz alarak direnişe ilişkin desteklerini belirtti.

Her gün sabah mesaisiyle direniş alanına gelen işçiler, mesai çıkışında servislerdeki arkadaşlarına seslenerek, sendikalaşmayı büyütme, baskılara tutum alma çağrısı yapıyorlar. İşçiler bugün de 25 Kasım etkinliğinin hemen ardından fabrika bahçesine sokulan servislerle çıkarılan arkadaşlarına Çav Bella marşıyla seslendiler.

Bugün fabrika önünde yapılan 25 Kasım etkinliğinde ilk olarak TOMİS açıklaması okundu. “Fabrikalarda, çifte sömürüye, şiddete, tacize ve mobbinge karşı örgütlenmeye, mücadeleye” başlıklı açıklamayı Simbo direnişçilerinden Hüsne Kuralay okudu.

‘Biz işçi ve emekçi kadınlar 2 kat daha fazla sömürülüyoruz’

Açıklamada ilk olarak eylemin 25 Kasım’da gerçekleştirildiğini vurgulayan Kuralay, kadına karşı şiddetin artarak devam ettiğini belirterek, “Cinsel baskı ve eşitsizlik altında ikinci cins olarak görülen kadınlar yaşamın her alanında aşağılanıyor ve yok sayılıyor. Biz işçi ve emekçi kadınlar ise sınıflar arası eşitsizlikler nedeniyle sınıfsal baskı ve sömürü ile birleşen cinsel baskı ve eşitsizlik kıskacında 2 kat fazla eziliyoruz.  İşçi ve emekçi kadınlar; yedek iş gücü olarak görülüyor, düşük ücret ve esnek çalışma ile emeği azgınca sömürülüyor, pandeminin ve krizin faturasını çifte sömürü ile en ağır biçimlerle ödüyor” dedi.

“Şiddeti üreten sermaye düzenine karşı birleşmeye ve mücadeleye etmeye çağırıyoruz”

Açıklamanın devamında kadınların pandemi de daha da köleleştiğini ve evlere hapsedildiğini ifade eden Kuralay, şunları söyledi:

Pandeminin ve krizin faturasını ödememek için örgütlenmeye, mücadeleye! Direnen Sinbo işçileri olarak 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde tüm işçi ve emekçileri şiddeti üreten sermaye düzenine karşı birleşmeye ve mücadeleye etmeye çağırıyoruz.

‘Mirabel kardeşlerin çağrısına kulak verilmeli’

25 Kasım’da Mirabel kardeşlerin çağrısına kulak vermeli ve direnişi büyütmeliyiz diyen Kuralay, “Bugün dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Türkiye’de de sermaye iktidarının gerici politikaları eliyle işçi ve emekçi kadınlar azgınca sömürülüyor. Kitlesel boyutlara ulaşan kadına yönelik şiddet yüzünden sayısız kadın yaşam savaşı veriyor. Öte yandan fabrikalarda, işyerlerinde işçi kadınlar çok yönlü sorunlarla boğuşuyor.” dedi.

Ücretsiz izin saldırısının kadın emeğinin azgınca sömürülmesinin önünü açtığını belirten Kuralay, “Kadınlar bu şekilde işsizliğe, sefalete ve esnek koşullarda çalışmaya itilmektedir. Sinbo fabrikasında işçi kadınların yaşadığı sorunlar bunlara yalnızca küçük bir örnektir. Sinbo’da kölece çalışma koşulları kadın işçilerin çifte sömürüsünü daha da katmerleştirmektedir. Mobbing, baskı ve işten atma tehdidi ile ağır dayatmalar altında erkek işçi arkadaşlarımızdan çok daha fazla ezilerek çalıştırılıyoruz.” şeklinde konuştu.

‘En basit hijyen koşulları dahi sağlanmıyor’      

Sinbo fabrikasında en basit hijyen koşullarının dahi sağlanmadığını da ifade eden Kuralay, “Fabrika ortamındaki pislik nedeniyle kadın hastalıkları ile yüz yüze bırakılıyoruz. Daha çok kar hırsı ile pandemi sürecinde işçilerini ölümle burun buruna çalıştıran Sinbo patronu Mehmet Demir’in işçi düşmanı uygulamaları işçi kadınları ise daha çok etkiliyor. Ağır iş yükünden pek çok kadında bel fıtığı, sinir sıkışması gibi meslek hastalıkları yaşayanlar yine kadınlar oluyor. Yaşanan mobbing ile psikolojik şiddet ile sömürü artıyor” şeklinde ifade etti.

Son olarak talepler şu şekilde sıralandı:

*7244 sayılı geçici yasa iptal edilsin, tüm çalışanlara iş ve ve gelir güvencesi sağlansın.

*Keyfi ve hiç bir hukuki dayanağı olmadan ücretsiz izin saldırısı ile karşı karşıya kalan üyelerimizin hak kayıpları giderilsin, ücretsiz izin uygulaması sonlandırılsın.

* Sendikaya üye olma hakkı başta olmak üzere sendikal haklara dönük yasadışı saldırılar son bulsun,

* Çalışma saatleri ve koşulları pandeminin açığa çıkardığı gerçekler üzerinden, işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri esas alınarak düzenlensin.

* Tüm çalışanlara fazla mesaiye kalmadan geçimini sağlayacakları ücret verilsin.

* Covid-19 pozitif çıkan bölümler başta olmak üzere tüm fabrikada genel karantina

önlemleri alınsın, işçiler ücretli izne çıkarılsın.

* Yönetimin talimatıyla, ustabaşı ve şeflerin hayata geçirdiği, baskı, mobbing, tehditler sonlandırılsın.

* İlgili bakanlıklar ve birimleri fabrikaları denetleyerek görev ve sorumluluklarını yerine getirsinler. Patronların her türlü keyfi tutum ve dayatmasını örtbas etmekten vazgeçsinler.

Direnişe gelen süreç: 

TOMİS’te örgütlendikleri için ilk önce 10 işçi işten atıldı. Pandemi sürecinde koşullar daha da ağırlaşınca işçiler sendikal çalışmaya hız verdi, bu sefer de üçü kadın altı işçi ücretsiz izne çıkarıldı. 2 ay denilen bu dayatmanın 17 Kasım’da bitmesi beklenirken, evlerine 2 ay daha uzatıldığı tebligatı gönderildi. Daha önce fabrika önünde basın açıklamaları yaparak tepki gösteren işçiler, bunun üzerine direniş çadırı kurdular. Polisin yoğun ilgi gösterdiği direniş, içerdeki işçilerin baskı ve tehditlerle sindirilmeye çalışılmasıyla iç içe yürüyor. İşçiler, baskılara rağmen içerdeki arkadaşlarıyla bir şekilde ilişki sürdürebildiklerini belirterek, ücretsiz izin uygulamasının geri çekilmesi ve sendikal örgütlenme hakkının tanınmasını talep ediyorlar.

 

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar