Sınıfsal tutumdan yoksun bir EYT mücadelesi olabilir mi?

Sınıfsal tutumdan yoksun bir EYT mücadelesi olabilir mi?

EYT’lilerin Ankara mitinginde sahne alan Grup Devinim’in sözü kesildi, ezgilerinin tümünü seslendirmesi engellendi. Sadece bu tutum bile EYT mücadelesinin nasıl bir perspektif ve tutumla yürütülmemesi gerektiğinin çarpıcı özeti oldu

Zehra Çaldağ

‘Emeklilikte Yaşa Takılanlar’ın (EYT) 8 Eylül Pazar günü Ankara Tandoğan’da gerçekleştirdikleri mitinge Grup Devinim ve Haluk Levent de ezgileriyle davetliydiler. Grup Devinim’in sahnedeyken yaşadıkları, mevcut EYT mücadelesinin sınırlarını-ufkunu ve niteliğini görmek açısından oldukça çarpıcı bir veri sundu.

EYT sorunu toplumsal olduğu kadar sınıfsal bir sorundur. Fakat bu sorunun toplumsal bir sorun olduğunu ifade edenler, onun asıl olarak ve özünde sınıfsal bir sorun olduğunu görmemekteki ısrarlarını sürdürüyorlar. Böyle olunca da sınıfsal nitelik taşıyan her söylemi-sözü tahammülsüzlükle karşılıyorlar.

Milyonlarca EYT’li içinde esnaf da var, köylü de serbest meslek sahibi de… Bu açıdan EYT bir emekçilik meselesidir, toplumsal bir nitelik taşır. Fakat küçük esnafın da köylünün de hızla mülksüzleştiği ve alacağı emeklilik aylığına mahkum hale geldiği bu koşullarda onlar açısından bile aslında sınıfsal bir nitelik kazanmıştır. Kaldı ki EYT’lilerin ezici bir kısmı zaten ücretli işçilerden oluşuyor. Yani nerden baksak EYT mücadelesi aslında işçi sınıfı mücadelesinin bir parçasıdır.

20 yıldır süren EYT mücadelesinin omurgasını da ücretli işçiler oluşturmaktadır, onların emeğiyle ilmek ilmek örülmektedir. Ne var ki bu mücadeleyi örmeyi sürdürenler, EYT’nin sınıfsal bir sorun olduğunun bilince çıkarılmasını istememektedirler. Bu duruşlarıyla ait oldukları sınıfa da yabancılaşmakta, o sınıfın çıkarlarını mülk sahibi sınıfların çıkarlarıyla uzlaştırabileceklerini sanmaktadırlar.

Milyonlarca işçi ve emekçinin elinden emeklilik hakkı neden, nasıl ve hangi sınıfsal tutumla alınmıştır?

Ya da sadece bugün bu mücadele içinde olan, yaşa takılanların hakları mı gasp edilmiştir? Elbette ki hayır! Geleceğimiz olan çocuklarımızın, torunlarımız da emeklilik hakları bugünden gasp edilmiştir ki, bu mücadele sadece emeklilikte yaşa takılma mücadelesi değildir.

Bu mücadele aynı zamanda kıdem tazminatı mücadelesidir.

Bu mücadele ABO  (aylık bağlanma oranı) mücadelesidir.

Bu mücadele BES  (Zorunlu bireysel emeklilik) mücadelesidir.

Ve aslında bir bütün olarak işçi sınıfının kazanımlarının korunmasının önemli bir bileşenidir. Sosyal güvence hakkının tamamen gasbedilmeye çalışıldığı, emeklilerin “yük” olarak görüldükleri bu koşullarda EYT mücadelesi tam da bu odağa oturmaktadır.

Bu mücadele kadın, erkek, çoluk-çocuk tüm işçi ve emekçilerin gelecek mücadelesinin önemli bir parçasıdır. Bu noktada Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Suriyeli gibi etnik kimliklerden de bağımsız olarak bu mücadele; çalışan, işsiz kalan, açlık, yoksulluk, sefalet içinde yaşamaya mahkum edilen tüm işçi ve emekçilerin bütünsel mücadelesidir.

8 Eylül Cumartesi günü Ankara Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirilen EYT mitinginde Grup Devinim’e yapılan müdahale tam da bu gerçeğin kavranmamasından ve kendi sınıfımıza ait olmayan ideolojik önyargılardan beslenmektedir.

Grup Devinim adına yapılan konuşma sırasında sözleri kesilerek “sizin konuşma hakkınız yok” denilmiş ve sözlerini tamamlamaları engellenmiştir.  Konuşması engellenen Grup Devinim müzik dinletisine geçerek, önceki görüşmelerde gönderdiği listedeki ezgileri seslendirmeye başlamıştır.  10 parça seslendirecekken konuşmanın içeriğinden rahatsız olanlar müzik dinletisinden de rahatsız olmuşlar ki, dördüncü parça olan Karlı Kayın Ormanında parçasını kitleyle birlikte seslendirirken, daha parça bitmeden mikrofonu ellerinden alarak diğer parçaları seslendirmesini engellemişlerdir.

Anlaşılan o ki belirli adreslere “biz etliye sütlüye karışmıyoruz, mağduriyetimizin giderilmesini istiyor, çizdiğiniz sınırların dışına çıkmamaktaki özenimizi ısrarla sürdürüyoruz” mesajı salınmak istenmiştir.  Oysaki tarih de tanıktır ki, elimizden alınan haklarımızın kazanılması belirli adreslere hoş görünmekle ya da dilenip, yalvarmakla mümkün olmamıştır. Ne kazandıysak o adreslerin tam karşısında yer alıp, direnerek kazandık biz.

EYT mücadelesinin ilmek ilmek örülerek bugüne getirilmesinde emeği geçenlerin, çaba sarfedenlerin ne emeklerini ne de çabalarını küçümsemiyoruz. Aksine, çok ama çok önemsiyor ve değer veriyoruz. Ancak kendi sınıfını, tarafını göremeyenlere, görmek istemeyenlere, bilinmesini engelleyenlere, ırkçılık, ayrımcılık yapanlara diyoruz ki; EYT sorununu yaratanlar egemenlerdir, sermayedir, burjuvazidir!

Onların gösterdiği, istediği çerçevede yapılan mücadele onların ekmeğine yağ sürmek dışında bir anlam taşımaz. Kendi sınıfını bilmeyen ne kadar emek harcarsa harcasın aslında bir arpa boyu yol alamaz! Lafla da peynir gemisi yürümez…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar