Siz hangi dünyanın “komünisti”siniz?..

Siz hangi dünyanın “komünisti”siniz?..

Ulusalcı T“K“P bir açıklama yapmış, krizi fırsata çevirenler kervanına katılarak halktan “bağış“ istemiş!

Ege Deniz

Hem kapitalist dünya hem de toplumların geneli açısından büyük alt üst oluşları beraberinde getirecek belirsizliklerle yüklü günler yaşıyoruz.

Konunun ve sürecin ne denli ciddi olduğu az çok hepimizin malumu. Koronalı günlerin katmerlendirdiği büyük çaplı yıkımdan tüm dünya nasibini alırken; organize kötülüğün, yani emperyalist kapitalist düzen sahiplerinin ve bekçilerinin ekonomik-toplumsal yıkım sürecinden işçi ve emekçilerin sırtına, cesetlerine basa basa çıkmaya çalıştığına, bu yönde sınıf düşmanının “olağanüstü” uygulamalara yöneldiğine tanık oluyoruz.

Türkiye’de saçma sapan bir “sokağa çıkma yasağı”nı halkı ciddi risklerle karşı karşıya bırakacak şekilde uygulayan burjuva devlet ve hükümeti, bir yandan “evde kal” teranesini tekrarlayıp dururken beri taraftan işçileri, emekçileri patronların insafına terk ediyor. “Üretimi sürdürme” stratejisi izleyerek salgın karşısında işçileri hepten korunmasız bırakıyor. Şantiyelerde, fabrika ve işyerlerinde emekçiler hijyenik olmayan ortamlarda çalıştırılmaya devam ediyorlar.

Halihazırda sayıları milyonlarca olan işsizler ordusuna eklenen, işten atılan, eve ekmek dahi götürmekte zorlanan yüz binlerce işçi ise hayatta kalmak için bin bir türlü zorluklarla karşı karşıya.

Bütün bu toz duman içinde gerçekten samimi olanlar, işçinin, emekçinin, ezilenin yanında saf tutan yürekler ellerinden geldiği kadarıyla sınıfı sahiplenip kollamaya, sınıf dayanışmasını ve eylemini büyütmeye, “dayanışma yaşatır“ şiarıyla uğraşıp didiniyor, sınıf kardeşlerine sahip çıkıyor, umudu harlamaya çalışıyor.

Bu kriz ve belirsizlik atmosferinde, korkuların, kaygıların büyüdüğü ortamda gerçek yaşam böyle akıyor; sınıfsal çelişki ve çatışmaların tüm toplumsal yaşamı kestiğini, aynıların aynı biçimde davrandığını, aynıların benzer yöntemler izleyerek benzer sözler söylediğini, işçi ve emekçilerin acil ihtiyaç ve taleplerinin üzerinden atlamadan ama geleceği ezilen-sömürülen sınıfların lehine kucaklamak için -hem düşünsel hem eylemsel olarak- harekete geçtiğini; dünyaya, yaşama farklı bakan diğer uçtaki birey ve grupların ise farklı bir yol izlediklerini görüyoruz.

“Dayanışma yaşatır” şiarı sınıfsaldır. Acil olana işaret etmekle kalmaz, devrimcidir. Tek başına “öncü”nün eylemi de değildir. Süreçten, belirsizlikten, kendisine bir “hiç”miş gibi davranan sınıf düşmanlarının yapıp ettiklerinden (ya da yapmadıklarından) canı yanan emekçilerin kendi öz örgütlülüklerinin oluşturulmasına doğru genişlik ve içerik kazanacak gerçek/örgün bir ÖZ DAYANIŞMA geliştirmek perspektifini içerir.

Böyle de olmak durumundadır. Çünkü işçi sınıfı açısından can yakıcı ve yıkıcı etkileri katlanarak büyüyecek olan bu belirsizlik ortamında işçinin, emekçinin yanında olmayan, ona sahip çıkmakla kalmayıp onunla birlikte sınıf dayanışmasını örmeyen bir öncülük ya da devrimcilik iddiası olamaz! Varsa bile safsatadan, ikiyüzlü sözde “devrimcilik”ten öteye gidemez!

Peki ne görüyoruz? Bir yanda, yüreğiyle, bilinciyle, enerjisi ve (kıt da olsa) olanaklarıyla zor durumda olan işçinin, emekçinin yanında olan, onun yaşamına dokunmakla kalmayıp yaşadığı sorunlara çare olmaya çalışan, onunla birlikte dayanışmayı büyütüp yakın geleceğin sert mücadelelerine hazırlık yapmaya yönelenleri..

Diğer uçta işçi ve emekçilerin ne tür ızdıraplar yaşadığından bihaber, onların yanında olmak için kılını bile kıpırdatmayan (üstelik kendine “muhalifim” hatta “komünistim” diyen) sefillik örneklerini..

Bu örneklere tanık oldukça öfkelenmemek elde değil! Burjuva devlete ve hükümetine duyduğumuz büyüyen öfkemizin yanında buna kendini “sol”da gören sefillikleri gördükçe mide bulantısı hissi ekleniyor..

Bunları yazmamızı tetikleyen “şey”e, devrimcilikten hiç nasibini almamış bir “komünistlik” örneğine gelince;

Ulusalcı T”K”P (Türkiye “Komünist” Partisi) bir açıklama yapmış; krizi fırsata çevirenler kervanına katılarak halktan “bağış” istemiş!

Siz de ‘bu düzen değişmeli’ diyorsanız, nasıl katkı koyabilirim diye soruyorsanız partiye bağış yapabilir, yayınlarımızı takip edebilirsiniz. Devrimin sizlere ihtiyacı var.”

Şimdi bu bencilliğin, bu samimiyetsizliğin, bu pervasız grup çıkarcılığının neresinden tutalım da eleştirelim!

Şu günlerde, bırakalım gelecek üzerine düşünmeyi günlük acil ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanan ve giderek daha fazla zorlanacak, acıları katlanarak büyüyecek olan işçi ve emekçiler, eğer “Bu düzen değişmeli” diyorlarsa “Aaaa, Burada komünist parti var. Katkı sunup gidip bağış yapayım” diyecek!

Siz bu halkla, önünde daha zorlu günler uzanan işçi ve emekçilerle dalga mı geçiyorsunuz?..

Ya da hayattan ve sınıftan bu kadar mı kopuksunuz?

Şu yaptığınızın halka IBAN numarası gönderen AKP-MHP koalisyonunun yaptığından ne farkı var?

İşçilerin, emeğiyle yaşayan insanların çoluk çocuk sevdiklerinin önüne akşam ne yemek koyacaklarını, yarın ne yapacaklarını kara kara düşündükleri bir evrede elinizi o insanların cebine uzatmaya utanmıyor musunuz?

Bağış dilenmeye çıkılacak günler mi bu günler?.. Fabrikaların, işyerlerinin, yoksul emekçi semtlerinin önünden ayda yılda bir, o da oy istemek için geçtiğinizi biliyorduk da, sosyal medyada izlenme rekorları kıran TIR şöförü Malik Yılmaz’ın videosunu da izlemediniz? “Ben bir gün evde kalsam evime ekmek götüremem” diyen emekçilerin hayatından bu kadar mı uzak, o yaşamlara bu kadar mı yabancısınız?..

Sahi sizin nereniz “komünist”, siz nasıl “komünistlersiniz”?..


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar