Sömürünün dayanılmaz kokusu

Sömürünün dayanılmaz kokusu

Hayatımda duyduğum en dayanılmaz ve tarifsiz kötü kokuydu. Bizim bir dakikalığına bile dayanamadığımız bir ortamda kadın işçilerin sürekli çalışmak zorunda oluşlarına hayretler içinde kalmıştım

Elif Aydın

Yıllar önceydi, çalışmakta olduğum işyerinde o zamanlar mühendislere yönelik iş güvenliği eğitimi yapılmaktaydı. Eğitim programı kapsamında teorik eğitim bitince fabrika gezileri yapılırdı. Genellikle ziyaret ettiğimiz fabrikada bizi bir işçi temsilcisi karşılar ve ilgili yerlere rahatça girebilmemiz veya işçilerle görüşmemiz konusunda bizlere öncülük ederdi.

Kursiyerler özellikle çalışma alanlarındaki güvenlik, sağlık koşullarıyla ve koruyucu önlemlerle ilgili durumları izler, bu konularla ilgili birtakım sorular sorarlardı. Fabrika yetkilileri izin verdiği ve şartlarımız elverdiğince bu gezileri yapmaya özen gösterirdik. Çünkü hem kursiyerler hem de fabrika çalışanları için olumlu sonuçları olurdu bu ziyaretlerin. Fabrikada göze çarpan eksiklikler veya yanlışlar dile getirilir hem patron hem işçiler hem de kursiyerler karşılıklı olarak kendilerini, daha doğrusu yaptıkları işleri tekrar gözden geçirmiş olurlardı.

Çok farklı üretim yerleri ve işçileri görme fırsatım oldu böylece. Kimi fabrikalarda üretim bandında en yaşlı işçinin kırk yaşında olduğunu çünkü çok dikkat gerektiren işler yapıldığından daha üst yaşlardaki insanların bu bantta çalıştırılmadığını fabrika genelinde de buna dikkat edildiğini öğrendim maalesef.

Peki daha sonra bu işçilere ne oluyordu? Bu dikkat gerektiren işlerde çalışmak zorunda olan işçiler belli bir yaşa geldiklerinde işlerini kaybediyor, emekli olmak için daha sonra hangi tehlikeli ve düşük ücretli işlere mahkum oluyordu acaba? Bunları orada öğrenmenin yolu yoktu tabii ki.

Bir gün yine fabrika ziyaretindeydik, her zaman olduğu gibi üretim birimleri sırayla geziliyordu. Kendimizi neden sonra değişik bir yerde bulduk. Herhangi bir makinanın bulunmadığı geniş bir alan, küçük metal tezgahlar altında oturan onlarca kadın. Evet, tüm çalışanlar kadındı. Hepsi yere bağdaş kurmuş sanki bu fabrikada değil merdivenaltı bir atölyede çalışıyor gibiydiler. Az önce dolaştığımız modern tesisten apayrı bir dünyadaydılar nedense. Kadınlara başımızla selam verdik. Kadınlar da çok belli olmasa da sanırım bize gülümsediler, en azından ben öyle sandım.

Maske kullanmak yerine başörtülerini burunlarının üzerini kapatacak kadar çekmişler, ellerinde birer bıçak siyah ve şekilsiz büyük plastikleri yontuyorlardı. Kursiyerler tabii ki kapıdan bakıp döndüler, ben ise ancak bir dakika dayanabildim. Hayatımda duyduğum en dayanılmaz ve tarifsiz kötü kokuydu. Bizim bir dakikalığına bile dayanamadığımız bir ortamda kadın işçilerin sürekli çalışmak zorunda oluşlarına hayretler içinde kalmıştım. Bu ortamda değil çalışmak kısa bir süre durmak bile işkence sayılırdı. Bu neyin nesi bir ortamdı, ne yapılıyordu, neden bu kadar fena bir koku vardı? Anlamak mümkün olmadı. Sonra sanki her şey normalmiş gibi fabrika gezisine devam edildi.

Şimdi aynı ortam var mı fabrika duruyor mu bilmiyorum. Ancak bu ortamlarda çalışan genç kadın işçiler ne kadar süre sonra hastanelere hangi şikayetlerle gittiler kimbilir? Acaba ne olmuştu bu kadınlara, yaşıyorlar mıydı, emekli olabilmişler miydi? Bunları bilemiyorum.

Yıllar geçti o kötü koku ve o kadınlar benim aklımdan hiç çıkmadı…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar