Sosyalist sendikacı Emma Ihrer*

Sosyalist sendikacı Emma Ihrer*

Clara Zetkin’in yakın çalışma arkadaşı Emma Ihrer 8 Ocak 1911’de öldü. “En büyük nehir bile küçük ve göze çarpmayan şelalelerden oluşur! Hayatımız bu felsefenin örneğidir” diyen Emma Ihrer’in mezar taşında yaşamının anlamını dile getiren şu özlü ifade yazılıdır: “Başkalarının yaşamını iyileştirmek için çalışmak hayatın en verimli kaynağıydı”

Emma’nın yaklaşık 20 yaşındaki bir fotoğrafına bakarsak bu oldukça genç, özgüvenli ve neşeli kadının kendini coşku, gayret ve bağlılık gerektiren bir göreve nasıl adadığını hayal edebiliriz.

Emma 1857 yılında Silezya’da ayakkabıcılık yapan bir babanın kızı olarak doğmuştu. O dönem kız çocukları için ‘revaçta’ olan temizlikçilik mesleği eğitimi görmüştü. Emma’nın gelecekteki hayatına yön veren 21 yaşındayken kendinden 22 yaş büyük olan bir eczacıyla evlendirilmesi olmuştur. Evlilik sonrası Emma eşiyle birlikte Berlin’e taşınır.

Küçük bir kasabadan Berlin’e…

Küçük bir kasabadan büyük bir şehre yerleşen Emma, özellikle kadın ve çocukların yaşadıkları sefaletin, çaresizliğin derin sarsılmasını yaşar. Proletarya kökenli değildir ama eşinin de desteğiyle o dönem orta sınıf kadınların kadınlarla sosyal dayanışma amacını güden derneklere gidip gelmeye başlar ve “Zanaatkarlar için Kadın Dayanışma Cemiyeti” ne katılır. Bu arada pek çok dernek ve yayın üzerinden farklı fikirlerle ve insanlarla tanışır. Bunların içinde ömür boyu sürecek sıkı yoldaşı olacağı Clara Zetkin de vardır. Emma döneminin yetkin Alman sosyalistleriyle tanışır.

1883’te Berlin’de “Kadın işçilerin ahlakı nasıl iyileştirilir?” konulu kamuoyu tartışması sol-sosyalistlerin bir kongresinde tartışmaya açılmıştır. Biraz utangaç ve naif bir kadın söz olarak şunları söyler: “Her şeyden önce, işçilerin kendileri, düşük ücretlere ve işverenlerin haksız muamelesine karşı birlikte çalışmalıdır. Fahişelik, basitçe sınıf devletinin sağlıksız ekonomik koşullarının ve kadınların hukuka aykırı konumunun sonucudur”. August Bebel, Emma Ihrer’in konuşmasına dikkat çekerek, kadınların erkeklerin sadece üçte biri ücret alabildiklerini söyleyerek Mannheim fabrikalarını örnek gösterdi. Emma’nın o gün kürsüde söyledikleri Marksist ve diğer sol-sosyalist hareketler için sınıf mücadelesinde kadının hak ettiği yeri almasının bir adımı olacaktı. Sosyalist mücadeledeki öncü kadınların iradesi, işçi sınıfı mücadelesinde pratiğe yansıyan erkek egemen sapmaları kırmada çakıl taşıydı.

Kadın İşçilerin Çıkarlarını Temsil Derneği

1885’te Emma bir yılda binlerce üyeye ulaşan “Kadın İşçilerin Çıkarlarını Temsil Derneği“ni kurdu. Avukatlar ücretsiz yardımda bulundular, doktorlar kadın işçileri sağlık sigortası olmadan tedavi ettiler (O dönemde kadın işçiler yüzde 91 oranında sigortasız çalışıyordu). Derneğin bir broşüründe: “Ayağa kalkmalı ve adalet adına bir talepte bulunmalıyız, bunun yerine getirilmesi kurtuluş vaat ediyor: Erkekler ve kadınlar için eşit ücret!”. Dernek bir yıl sonra feshedildi, çünkü o dönemin reformist ve burjuva kadınların Prusya tarafından desteklenen hümanist dernekleri gibi işlemiyordu, “Kadınları siyasi faaliyetlerden men” yasasına aykırıydı. Emma dernek faaliyetleri nedeniyle üç kez yargılandı ve beraberindeki başka kadınlarla birlikte para cezasına çarptırıldı. Mücadele Emma için sadece egemen sınıfa karşı değil aynı zamanda sınıf mücadelesi yürüten egemen erkek anlayışından vazgeçmeyen bazı yoldaşlarına da karşıydı.

Kadın işçilerin örgütlenmesi

Emma kadın çalışmasını özellikle Berlin’de çok büyük ustalık ve emekle örüyordu. Özellikle işçi kadınların örgütlenmesinde pek çok engeli aşmak için farklı düzeylerde ve farklı araçlarla ajitasyon çalışmalarına başladı. Kulüp ve vakıflarla bağ kuruyor, siyasi makaleler yayınlıyor, dergilerin editörlüğünü yaparken bir yandan da konuşmacı olarak her yerde bulunuyordu.

Emma 1881 yılında henüz 24 yaşındayken kurucularından olduğu “ El Sanatları Kadınlarına Yardım Derneği” hakkında samimi bir özelleştiri verirken onu “küçük reform çalışması” olarak tanımladı. İşçi sınıfı mücadelesinde pişerken bu tarz derneklerin işçilerin maddi durumunu iyileştirme amacı güttüğünü fakat bunun bütünün köklü kurtuluşunu sağlamayacağını anlamıştı. Bazı başarılar gösteren bu derneklerin bir noktadan sonra tıkanması olağandı.

1885’te kurulan dernek proleter çevreler içinde bile tepki çekiyordu. Karşıt işçiler dernek faaliyetlerini yer yer sabote bile edebildiler. Fakat dernek adeta bir sendika gibi çalışıp patronlarla kadın işçilerin ücretlerini görüşüp sonuca gidiyorlardı. Bu kadınların kendini kanıtlaması ve farklı bölge ve sektörlerdeki kadınlara ulaşabilmelerinin de etkili bir yolu oluyordu. Kadınların sol sosyalist sendika çevrelerindeki itibarı ve destekçileri de böylelikle artmaya başladı.

Her sektörün ve kadın işçilerin durumuyla ilgili hedef koyan makaleler, “erkeklerle kadınlara eşit ücret” örgütlenmesini geliştirdi. Berlin’de Emma ve kadın yoldaşları öncülüğünde farklı alanlarda birçok dernek açılmış polis baskısı da aynı oranda artmıştı. Dernekler, “sınıf nefretini kışkırtma” iddiasıyla mahkemelerce kapatıldı ve önderlik eden kadınlara davalar açıldı. Emma’nın siyasi faaliyetleri kocasının eczacılık lisansını kaybetmesine bile neden oldu.

Tekrarlanan yasaklara ek olarak, proleter saftaki rüzgarlar da sınıf çalışması yürüten kadınların aleyhine esiyordu. Emma, Clara Zetkin ve diğer kadın yoldaşları, örgütlü erkek işçilerin önemli bir kısmı tarafından birlikte çalışma isteğine karşı ret cevabı aldılar. Bu anlayışa göre kadın işçilerin ucuz işgücü olarak istihdamıyla burjuvazi ‘kirli rekabet’in önünü açmış, bu durum hem erkek işçilerin ücretlerinin düşmesine hem de işsiz kalmalarına neden olmuştu. Buna karşın dönemin işçi sınıfı önderlerinden Carl Legien, August Bebel gibi bir çok isim sosyalist kadın öncülerin ezilen kadınlar için ortaya koydukları politik ve ekonomik talepleri benimsiyor ve kadınların başta sendikalar olmak üzere sınıf mücadelesinde öne çıkma isteklerini destekliyorlardı.

Clara ve Emma: İkinci Enternasyonal delegeleri

İkinci Enternasyonal’in 1889’da Paris’teki Kongresine Emma Ihrer ve Clara Zetkin Berlin delegeleri olarak gitmişti. Bu kongrede bazı delegeler kadın istihdamının engellenmesini isteyen önerge sundular. Başta Clara Zetkin ve Emma Ihrer olmak üzere Marksist kadın ve erkek delegelerin çabasıyla bu önerge engellendi. Karşıtların rüzgarı tersine dönmüştü.

Clara Zetkin her anlamda ağırlığını koyan bir önderdi. İlk konuşmasını proleter kadınlara ayırmış “…İnsanlığın bağımsızlığı için dövüşen proleterler kadının ekonomik bağımlılığını ve insan neslinin yarısının esarete mahkum olmasını kabul edemezler”. Tarihte ilk kez proleter kadınlar, hitabet ve ajitasyon sanatının ateşli ustası Clara Zetkin’in ağzından her alanda eşit haklar istiyorlardı. Aynı kürsüden Emma Ihrer “Birbirimize bağlı kalmadığımız sürece zayıfız. Ama birlikte ilerlediğimizde güçlüyüz,” diyordu. Emma, “Kadın İşçilerin Çıkarlarını Temsil Derneği” merkeze sadece “eşit ücret”i koymamış, mesleki eğitim ve yardım fonu, 8 saatlik işgünü, fabrika sahipleriyle ücret sözleşmeleri görüşmeleri, kadınların seçme ve seçilme hakkı… gibi politik ve ekonomik talepleri bütünlüklü olarak ele almıştı.

Dernek adı altında faaliyet yürütmelerine rağmen sendika gibi örgütlendiler. Bu faaliyeten en büyük destekçisi Bebel’di. Erkeklerden destek arttıkça Berlin’den başka bölgelere de yayıldılar.

Kitlesel mitingler ve protestolar düzenlemeleri, sendikal faaliyet içinde olmaları ezilenlerde saygı uyandırmıştı. Emma ise yıllara dayalı pratiği ve politik duruşuyla sendikal çalışmada tecrübe edinmişti. Kongrede henüz kadın delegelerin önergeleri ve talepleri konusunda tümüyle bir ortaklık sağlanamamıştı. Aynı kongrede kadınlara sendikal faaliyetlerde öncü olma ve örgütlenme hakkının önü açıldı.

Emma Ihrer: Başkalarını uyandırma hedefi

1890 sonbaharında Emma Ihrer, Almanya’daki Sendikalar Genel Komisyonu’na altı erkekle birlikte seçilen ilk kadın olarak girdi. Emma Ihrer’in sendikal çalışması daha sonra aynı davaya dahil olan kadınlara yön verdi. Silah arkadaşlarından Luise Zeitz, onu “başkalarının öz benliğini ve kişiliğini uyandırmak ve güçlendirmek için her zaman her şeyi yapan, güçlü ve kişilikli bir öncü” olarak tanımlar

1905 yılında sendikada bir kadın işçi sekreterliği kurmayı, ilk kadın sekreter Ida Altmann’ı atamayı ve kısa sürede binlerce işçi kadını sendikalara katılmaya ikna etmeyi geniş ve yaygın yöntemler kullanarak başardı. 1892’de kadın sendika üyesi 4 bin 355 iken 1908’de yüz otuz sekiz bin 440’a yükselmişti. O dönem sosyalist fikirlerin ağırlıklı olduğu SPD parti kongresinde delege olarak yaptığı konuşmada yine bir yeniliğe imza attı ve “Herkesin isteği üzerine, kadınlara yönelik uyanış anlayışına uyarlanması gereken bir kadın gazetesi kurmaya karar verdik,” dedi. Haftalık olarak çıkan “Die Arbeiterin -Çalışan Kadınların Dergisi” Ocak 1891 yılından itibaren yayın hayatına başladı. Kısa sürede binlerce satışa ulaşan gazeteye baskılar başlamıştı. Zetkin çıkan yasayla sürgünden ülkesine geri dönmüş, Die Arbeiterin, Stuttgart’ta bulunan Zetkin’in editörlüğünde ve “Die Gleichheit-Eşitlik” adı altında yayınlanmaya devam etmiştir.

Hem sisteme hem eril önyargılara karşı uzlaşmaz mücadele

Clara Zetkin’in doğru bir biçimde tanımladığı gibi, “Hem sisteme hem de erkek yoldaşlarının eril zihniyetine ve önyargılarına karşı uzlaşmaz bir düşman, köleleştirici ve sarsıcı şiddete karşı mücadele eden cesur bir savaşçı” olan Emma Ihrer, proleter sınıf mücadelesine olan inancını iki yazıda formüle etti. 1893’te “Almanya’da kadın işçilerin örgütlenmesi, ortaya çıkışı ve gelişimi”ni, beş yıl sonra 1898’de “Sınıf mücadelesindeki kadın işçiler: Kadın işçi hareketinin başlangıcı, orta sınıf kadın hareketine muhalefetleri ve sonraki görevleri”ni kaleme aldı. İnandığı politik düşüncelerde tavizsiz olan bu kadın tüm naif ve çok yönlü yanlarıyla işçi sınıfı mücadelesinde saygınlığını ölümüne kadar dik duruşuyla korudu.

Burjuva kadın hareketi hala kendi sınıfından erkeklere karşı mücadele etse de, erkek egemenliğinden kurtuluşun işçi sınıfı erkek ve kadınlarının ortak mücadelesiyle kapitalizmin yıkılmasıyla gerçekleşeceğine” inanmaktaydı. Sermayenin egemenliğinden kurtuluşun kadınları da “sosyal ve politik zincirlerden” kurtaracağı görüşündeydi. Die Arbeit dergisinde yazdığı ve Enternasyonalin müziğiyle seslendirdiği kadın marşı 8 Ocak 1911’de Berlin’de son bulan hayatının özeti niteliğindedir.

Siz işçi ordularındaki kız kardeşler

Zamanın çağrısına uyun!

Aynı kaderle, zor olanla yüzleşiyoruz

Erkekler çoktan mücadeleye çağırdı.

Zayıf cins’ten söz etme

Çalışacak kadar güçlüyüz

Mücadele alayına haklarımız için katılmak içinde güçlüyüz.”

(*) DGB, SPD Arşivlerinden yararlanılmıştır


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar