Soykırım devam ediyor hâlâ!

YSK kendisini aştı. İleri demokrasi o kadar ilerde ki yetişen yok. Hal böyleyken şovlar da kendini aşacak tabii ki. Bir televizyon şovunda 13 yaşında, “Ermeni kökenli” diye tanıtılan bir çocuğun “Müslüman yapılması!” sahnesi oynandı. Bir rektör eliyle.

“Ermeni asıllı çocuk canlı yayında Müslüman oldu.” Haberin başlığı bu. Özeti de bu. Evet, her şey canlı yayında oldu. Çocuktu. İşi yapan bir şovmen. Bir popüler iman küratörü, duygu avcısı. Dini rehber. Rektör. Akıllı adam, Özal dönemindeki anlamıyla, yani (haşa huzurdan) zibil gibi para kazanıyor.

ÇOCUK DEĞİL “KONU”

Çok sayıda kişi oturmuş. Rektör şovmen beyefendinin programı. İzleyiciler haliyle inançlı Müslüman. Her şey canlı. Canlı canlı. Bir çocuk sesleniyor, hocam merhaba. Ben Müslüman olmak istiyorum. Çocuğun bıyıklar yeni terliyor, emred.
“A. konusu bana söylendi.” Söylenecek tabii, organize iş bu. “A. konusu.” A., bir çocuk değil, bir insan bile değil, bir “konu.” “Bana arkadaşlarım Ermeni kökenli, Hıristiyan bir çocuğun Müslüman olmak istediğini söylediler. Yaşını sordum A’nın.”

ERMENİ BİTTİ KÖKEN BİTMEDİ

Arkadaşlarım dediği, şovu düzenleyen ekip. Ermeni kökenli? Evet, Ermeni kalmadı, kökenli kaldı. Zaten az sonra köklerinden koparma hamlesini canlı canlı yapacağız. Yaşını niye sordunuz peki muhterem rektörman? Reşit mi değil mi, böyle bir şov yaptığınız zaman hukuki, ahlaki, vicdani sorunlar çıkmasın diye mi? Yok canım, ne gezer. Kim önemsiyor rüşt yaşını, edebi erkanı? Hukuku terse çevirmişseniz, ahlaktan feragat etmişseniz, vicdanı ıskat etmişseniz, ne sorun çıkacak?
“Yaşının 13 olduğu söylendi. Gerçi Müslüman olmak için babaya anneye sormaya gerek yok.” Yani? Resmi rüşt yaşından bana ne? Anne babadan bana ne? Dindar nesil yetiştirme sefer görev emri var zaten. Hem “İslam tarihi”nden örnek de var. Hem de ne örnek: Koskoca Hazreti Ali, babaya anneye sormayı düşünmeden namaza başlamadı mı?

MEKKE DEĞİL TELEVİZYON

Nerdeyiz peki? İslam’ın ilk yıllarındaki Mekke’de mi? Yok, nerede olduğunu iyi biliyor şovadam: “Ama tabi bir televizyondayız burada. Herkesin önünde. Netice itibarıyla bir ilanda bulunacak.”
“Ekip” A’nın annesiyle görüşmüş, anne de Ermeni. Üvey babayla da görüşülmüş. Üvey baba Ermeni mi? Hıristiyan mı? Söylenmiyor. Üveylik niye söyleniyor? Hıristiyan değil demenin lisanı münasibi olsa gerek. Hazreti Ali öyküsü önemli: Babası, niye bana sormadan Müslüman oldun diye sorunca Ali, “Niye sana sorayım? Allah beni yaratırken sana sormadı” demiş ya. Şimdi elimizde canlı yayında anlatılmış bu kıssa varsa, artık resmi rüşt yaşı kaçtır, çocuk nedir, kime aittir, böyle bir şovda bu şekilde bir düzeneğin içine çekilebilir mi… gibi soruların hepsi düşer. Düşmezse, “daha reşit değil, yaptığınız hukuka aykırı” derseniz, dinsel değerlere saygısızlık gibi kanun maddeleri ve mahalle saldırısı (baskısı günleri geçti çoktan değil mi) hazırdır. “Arkadaşlar”, yani organizasyon her şeyi düşünmüş. Şov kolay mı? Şebeke ister.

13 YAŞINDA, 12 YILDIR TÜRKİYE’DE

Arada bir kritik nokta var. A., 13 yaşında ama 12 yıldır Türkiye’de. Yani Türkiye’de doğmamış. Mim koyalım. Önemli. Ama daha önce bir şeye dikkat: “bu (A. isimli çocuk) yirmi birinci.” Şovbeyimiz daha önce yirmi kişiyi Müslüman yapmış.

“Yaptım” diyor. Yani? Müslüman olamazsınız, sizi yaparlar. Adam yapıyor, yoksa kimse Müslüman olmuyor. Şov eksik olmamalı. “Doğum gününüz kutlu olsun.” Doğum günü? O ne be? Durun ama, çok mühim laflar var: “Müslüman olmadan önceki bütün günahları affedilecek.” Şov, kendi teolojik sınırlarını zorluyor, A. dünyaya günah ile mi geldi? Reşit olmadan önce ne günah işlemiş olabilir? Reşit oldu mu? Hz. Ali öyküsüne ne oldu? Kıssanın hissesi nerede?
Şov yapılan tv kurumunun sahibinin yolladığı “şeyi” ile genel müdürünün şovmenin doğum gününü unutmaması kıssayı etkiledi mi yoksa? “Bugün A. sıfır olacak. Sıfır. Nasıl sıfır. Günahsız.” Bir şeylerin sıfırlandığı muhakkak, ama bu A.’nın günahları değil. “Müslüman olmak, Müslüman olmadan önceki günahları affettirir.” Amenna. Peki Müslümanlık Müslümanlıktan sonraki günahları affettiriyor mu? Çocukların
iradesini şov için ifsat etmeyi mesela?

YALNIZ BİR ÇOCUK

“Sen buraya bugün yalnız mı geldin?” Öyle ya, çocuklar bir yerlere yalnız gitmeseler iyi olur, zaman kötü “Evet, arkadaşımla.” Çocuk, bir reality show’a gelmiş, dinsel program gibi durduğuna bakmayın. Anne? Yok. Baba? Yok. Şovcu var, gam yok.
“Arkadaşınla yemeğe gelin.” Misafir? Yok! Şov devam etmeli. Yemek “ısmarlayacak” showgen. Ne iyi adam. Misafir edecek değil ya! Sonra A. uğurlanıyor. Sonra aniden, tabii ya, hay Allah, bir şey unuttuk, “o iş eksik kaldı.” İsim işi. İsim mühim. A’nın ismi ne olacak? “Bir isim düşündün mü A.?”Şovda eksik nokta yok. İsim, tesadüfe bakın, tevafuka bakın, hikmete bakın, isim “Nihat.” Şovmenin adı olacak tabii ki.

BİZ LOZAN’I ÇİĞNEMEYİZ!

Tabii malumatfuruşlak da şovun parçası, adam biliyor, adam profesör, adam rektör. “Nihat kelimesi Farsça kökenli, iyi huylu, iyi ahlaklı, tabiatı iyi adam demek.” Kökenli, yoksa Farsça olacak değil. İşimiz köken değiştirmek.
Anne niye yok? Utanmış olabilir mi? Baba? Zaten baba “Ermeni” ya da Hıristiyan değil sanki, olsa söylenirdi değil mi? Hem neden 13 yaşındaki A. 12 yıldır Türkiye’de? Lozan’daki azınlıkları koruyan maddelere aykırı iş yapmıyoruz, öyle de sözleşmenin taraflarını mat etmeyi biliriz biz demek için mi? Sonradan geldi, biz de arkadaşlarla işi bitirdik.

SOYKIRIM SÖZLEŞMESİ DİYOR Kİ

Ne sahnedeki ne de öyküdeki açıkları, kusurları daha fazla deşmek neye yarar? Görünenin vahametinden utanmayan varsa buyursun mutlu olsun. Ama bir nokta var, çok ağır, vahim, utancı da aşan bir nokta. Özeti:
Soykırım devam ediyor hâlâ! Çünkü: Uluslararası Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması
Sözleşmesi’nin ikinci maddesi:
“(…) aşağıdaki fiillerden her biri soykırım suçunu oluşturur:
(…)
e) Gruba mensup çocukları zorla başka gruba nakletmek.”
Zor ne demek? Kafasına silah dayamak mı? Reşit olmayan bir çocuğu, yanında yöresinde “velisi” yokken, onlarca kişinin önünde, kameralar eşliğinde kökenlerinden koparmakta zor yok mu? Orada yoksa nerede var? Soykırım devam ediyor hâlâ. Dünya aleme gösteri halinde.

Gazete Duvar


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar