Soylu halkı “kin ve düşmanlığa” teşvik etmeye devam ediyor

Soylu halkı “kin ve düşmanlığa” teşvik etmeye devam ediyor

17. Feminist Gece Yürüyüşü’nde ezanın ıslıklandığı yalanı bu sefer de Süleyman Soylu tarafından tehlikeli paralellikler, tehdit ve hakaretlerle gündeme getirildi.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde 17’incisi yapılan Feminist Gece Yürüyüşü’nde ezanın ıslıklandığı yalanı üzerinden seçim meydanlarında kitlenin tarihsel gericilik birikimini kaşıyanlar, aynı tutumlarını tırmandırarak sürdürüyor. Tayyip Erdoğan ve AKP yandaşı medya tarafından gündeme getirilen ve daha sonra bizzat kaşıyan “gazeteciler” tarafından özür dilenerek “yanlış anlaşılmış” denilerek geri çekilen bu iddia bu sefer de her konuda zehir akıtan İçişleri Bakanı sıfatlı Süleyman Soylu tarafından tehlikeli paralellikler, tehdit ve hakaretlerle gündeme getirildi.

Kadınların ezanı ıslıkladıkları yalanını pişkince yineleyen Soylu, konuşmasında bu yalanla Maraş ve Çorum katliamları arasında paralellik kurarak, katliamları aklamanın yanısıra son provokasyonlarını da meşru bir temele oturtmaya kalktı.

Kadınların her yıl sorunsuzca gerçekleştirdiği yürüyüşün bu yıl yasaklanmasını “İstiklal Caddesi kırmızı çizgimiz” gibi bir irade beyanı ve tehditle gerekçelendiren, polisin kadınlara saldırmasını da, “Allah muhafaza orada belli bir saatten sonra arkadaşlar bizi uyardılar, biz hemen süpürdük. ‘Şu anda alkol alınmaya başlandı. Bir bölüm böyle bir şey yapıyor, kontrolsüz bir şey olabilir’ deyince ‘Hemen gereğini yerine getirin’ dedik” diyerek meşrulaştıran Soylu, dozu iyice kaçırarak kendi ürettikleri yalanı sündürdükçe sündürdü.

Bu yalan gerçekmiş gibi konuşan Soylu, bunu yapanların da Türkiye’nin fay hatlarıyla oynamak istediklerini, bir provokasyon sahnelediklerini iddia etti. Gezi’yi de “dış güçlerin” provokasyonu olarak yutturmaya çalışan iktidarın kirli aklı aynı şeyi hem de Gezi’ye işaret ederek kadın yürüyüşü için de tekrarladı: Türkiye’de tek taraflı kimse bir şey yapamaz. Yani Gezi olayları gibi… Bizim böyle bir endişemiz yok. Hangi grup olursa olsun, Türkiye’de hiçbir şey yapamaz ama mesele, Allah muhafaza iki tarafın birbirine tahrikiyle meydana gelebilecek bir iş olursa bu güvenlik sorunu olarak bizi ciddi bir şekilde uğraştırır.

O uğursuz rolünü sonuna kadar götüren Soylu, sözlerini “provokatör” ilan ettiği kadınlar hakkında soruşturma yürütüldüğü tehdidini savurarak bağladı.

Her cümlesi suç teşkil eden ve halkı alenen “kin ve düşmanlığa sürüklemeyi” son derece pişkin bir edayla sergileyen Soylu’nun o konuşması şöyle:

Maalesef bu çirkin olay meydana geldi. Beni ürkütür bu olaylar. Siz Kahramanmaraş olayının nasıl çıktığını biliyor musunuz? Ben Kahramanmaraş olaylarının, Çorum olaylarının nasıl çıktığını iyi okudum. Türkiye’de en kötü mesele, esas itibarıyla bizi korkutacak mesele, bizim fay hatlarımız üzerinden meselelerin tetiklenmesidir. Türk-Kürt, Alevi-Sünni, laik-dindar bunlar bizim fay hatlarımızdır ve bugüne kadar Batı bunu çok iyi kullandı.

 

Allah muhafaza orada belli bir saatten sonra arkadaşlar bizi uyardılar, biz hemen süpürdük. ‘Şu anda alkol alınmaya başlandı. Bir bölüm böyle bir şey yapıyor, kontrolsüz bir şey olabilir’ deyince ‘Hemen gereğini yerine getirin’ dedik. Ezanın ıslıklanması gibi bir hadiseyi başka bir tarafa çekerlerse toplumsal kargaşayı, toplumsal çatışmayı önlemekte zorlanırız.

 

Türkiye’de tek taraflı kimse bir şey yapamaz. Yani Gezi olayları gibi… Bizim böyle bir endişemiz yok. Hangi grup olursa olsun, Türkiye’de hiçbir şey yapamaz ama mesele, Allah muhafaza iki tarafın birbirine tahrikiyle meydana gelebilecek bir iş olursa bu güvenlik sorunu olarak bizi ciddi bir şekilde uğraştırır. Bu, tehlikeli bir iştir. Kim bunu yapıyorsa, kim buna adım atıyorsa bu akılsızlığından değildir. Bu, planlı, programlı… Nefreti, kini, oradaki pankartları gördünüz zaten hepsi iğrenç. Valiliğimiz gerekli soruşturmayı yapıyor.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar