Soylu kadın sorununda da kendilerini akladı!

Soylu kadın sorununda da kendilerini akladı!

Her konuda söz söyleyen Süleyman Soylu kadın cinayetleri, şiddet, tecavüz konusunda da konuşarak, Türkiye’nin sicilini temizledi!

Bulduğu her fırsatta racon kesen bir mafya lideri gibi konuşarak, her yere kılıç sallayan İçişleri Bakanı sıfatlı Süleyman Soylu kadın cinayetleri, şiddet ve cinsel saldırılara ilişkin de konuştu. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü arifesinde Polis Akademisi Başkanlığı’nca hazırlanan ‘Dünyada ve Türkiye’de Kadın Cinayetleri’ başlıklı raporun 2016-2017-2018 verileri değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada bir Türkiye’de kadın cinayeti yok demediği kaldı.

Nasıl hazırlandığını bilemediğimiz verilerden yola çıkarak (ki EGM’nin böyle bir çalışma yapması da başlı başına manidardır!) kadınların kendilerini oldukça ileri biçimlerde ifade edebildikleri İzlanda ya da Finlandiya gibi ülkelerde bile Türkiye’dekinden daha çok kadın cinayeti işlendiğini “verilerle” kanıtlamaya girişti.

Defalarca başvurduğu halde koruma verilmeyen ya da verilse bile gerektiği gibi önlem alınmadığı için öldürülen onlarca kadın varken ve kadınlar artık polise de mahkemelere ve genel olarak devlete de güvenmedikleri için çareyi sosyal medya üzerinden yürüttükleri kampanyalarda buldukları halde Soylu, “Bu vakaların önemli bir kısmında hadisenin aniden geliştiği, hadisenin öncesinde kadının herhangi bir şiddet şikayeti başvurusu olmadığı durumlar azımsanmayacak sayıdadır” diyebildi.

Evlatlarım” diyerek öldürme yetkilerini daha rahat kullanmaları için sırtlarını her fırsatta sıvazladığı polislerin bile kadınlara ekip otolarında tecavüz edecek kadar pervasız bir kadın düşmanlığının sözkonusu olduğu Türkiye’de kadın cinayetlerine ve şiddet ve tecavüze karşı getirdiği çözümse “eğitim şart”ın ötesine geçmiyor tabi. Devletin işin içinden sıyrıldığı, kendileri döneminde cinayetlerin astronomik yükselişinde bizzat söylem ve politikalarının belirleyici olduğunu söylemesini beklemiyorduk elbette ki.

Soylu açıklamalarında cinayetleri, eşitsizlik ve tüm saldırıları sosyo-psikolojik nedenlere dayandırarak doğallaştırmayı da ihmal etmedi.

Gerçekler ortadayken çıkıp dünyadaki kadın cinayetleri konusunda ahkam kesmesi, “en çok cinayet Danimarka’da işleniyormuş, en çok şiddet İzlanda ve Finlandiye’da varmış” diyerek içimize su serpmeye kalkmasına aklımızla mı dalga geçiyor diye sormadan edemeyeceğiz. Tablo apaçıkken kadına dönük şiddet konusunda ne kadar gelişkin yasalarımızın olduğundan dem vurmasına karşı da “Bu adam hangi ülkenin İçişleri Bakanı?” diye sorası geliyor insanın.

Soylu kadın sorununda ne kadar gelişkin yasalara sahip olduğumuzu söylese ve Avrupa ülkelerinin bu konudaki kötü sicilini sayıp dökerek göğsünü gururla kabarttığını sansa da kendi iktidarları döneminde yani son 17 yılda 15 bin 34 kadının katledildiği gerçeğini perdeleyemiyor. Soylu’ya göre bu rakamlar da “iç ve dış düşmanlarımızın uydurmaları!”dır; ama gerçek bu. Soylu kadın cinayetlerinin çoğunu bu kategoriye koymayarak işin içinden sıyrılmaya çalışılsa da o böyle düşünüyor diye gerçek değişmiyor maalesef!

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun hazırladığı “2018 Türkiye’de Kadın Yaşam Hakkı İhlalleri” raporuna göre 2002 yılında Türkiye’de öldürülen kadın sayısı 66’yken, bu sayı yüzde 392 artarak 2018’de 440’a ulaştı. 2019’un Ocak ayında 43, Şubat ayında ise 31 kadın öldürüldü.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kaynaklarına atıfta bulunulan raporda, ‘Kadın sığınma evlerinin’ kapasitesinin 2013’ten bu yana sadece 256 kişi arttırıldı ve 2 bin 697’ye ulaştı. Belediyelere bağlı 237 kadın sığınma evi olması gerekirken, Türkiye genelinde 3 bin 454 kişi kapasiteli toplamda 144 kadın sığınma evi var.

7 kadın işyerinde öldürüldü

Rapor göre iş gücü ve siyasete katılımda Türkiye 144 ülke arasında 131’inci sırada yer aldı. Raporda yer alan verilere göre 15-64 yaş arası iş gücüne katılım ülke genelinde erkeklerde yüzde 73,4’ken, kadınlarda bu oran yüzde 34,6. “Son yıllardaki kadın iş cinayetlerinde, kadın işçilerin işyerinde ya da iş yolunda bir erkeğin şiddeti sonucu ölümlerindeki artış dikkat çekmektedir” denilen raporda, 2018’de 7 kadının işyerinde bulunan ya da işyerine dışarıdan gelen bir erkek tarafından öldürüldüğü vurgulandı. İş cinayetlerinde ölen kadınların en az yüzde 75’nin kayıt dışı çalıştığı ifade edildi.

İHD: Kadına şiddet ve eşitsizlik doğal gibi sunuluyor

İnsan Hakları Derneği tarafından yapılan açıklamada da kadın cinayetlerinin, kadına dönük şiddet ve cinsel saldırıların, eşitsizliklerin doğal gibi sunulduğu vurgulanarak, şu bilgiler paylaşıldı:

Tespit edilebildiği kadarıyla; 2018 yılı içinde 320 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 39 kadın yaşadığı şiddet nedeniyle intihar etti; 832 kadın toplumsal alanda şiddet, tecavüz ve taciz, ev içi şiddete uğradı; 527 kadın fuhuşa zorlandı. 2 Kasım 2018’de basına yansıyan bilgilere göre, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, kadına yönelik şiddetle ilgili İçişleri Bakanlığının yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesine alınan yanıtta; 2018 yılının ilk 7 ayında şiddete maruz kalan kadın sayısının 96 bin 417 olduğunu belirtildi, 2018 yılının ilk 7 ayında şiddete maruz kalan kadınlardan 393’ünün hayatını kaybettiğini ifade edildi. Eril zihniyetin hüküm sürdüğü bu coğrafyada şiddet ve eşitsizlik kadınların doğalı gibi sunulmaya çalışılmaktadır. Kadınların uzun yıllara dayalı mücadelesi sonucunda kazanılan hakları yok sayılıyor. Kadını ev içine hapsetmeye; çocuk, hasta, yaşlı bakımından sorumlu, ev içi işlerle meşgul etmeye dönük bir politika dayatılıyor. Kadına yönelik şiddet ve cinayet vakalarında erkekler cezasızlık zırhı ile korunmaya çalışılmaktadır.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar